a vava inouva – IDİR (Amazigh-Berberi -Lalla Fatma)

2011-04-10 21:30:00


Idir - Vava Nouva - en Concer nado_coeur

 

yorumlamak için

yorumOKUyorum

yorumlamadan önce

filmler/yönetmenler (movies)

şarkılar/hikayeler (Songs)

şiirler/şairler (poems)

müzik dinle (listen to music)

diğer

tüm yazılar

Facebook: Yorumokuyorum Blogcu


 

a vava inouva-ıdir

ÇEV. HALİL ÇELİK 

KÜÇÜK ADAMIM

isterim senden baba inouva, kapıyı aç
inouva'nın kızı ghriba, salla bileziklerini
korkarım orman canavarından baba inouva
inouva'nın kızı ghriba, korkarım babandan da

yaşlı biri sarınır onun "burnous"u (geleneksel Trenchcoat) ile
uzakta, ısıtmak için kendisini
oğlu ekmeğini kazanma korkusu içinde
bakarak gelecek günlere
büyük kızı dikiş diker
durmaksızın kumaş koyarak makineye
büyükannenin çevresinde çocuklar
geçmiş eski günlerin tecrübelerini öğrenir

Kar kapıya dayanır
yahni pişer büyük tencerede
yaşlılar hayal etmeye başlar ilkbaharı
örtü olur ay ve yıldızlar
değiştirir manzarayı meşe ağacı
aile bir araya gelir, toplanır
hazırdır hikaye dinlemeye

ÇEV. HALİL ÇELİK


 

Idir (Cezayirli müzisyen)

Idir (b. 1949 in Aït Lahcène, Algeria; real name Hamid Cheriet) is an Algerian musician.[1]

http://en.wikipedia.org/wiki/Idir "Cezayir doğumlu Idir, Fransa'da yaşıyor. Fransızca ve halen ,Ce zayir'in bazı kesimlerinde ve Kuzey Afrika'nın bazı kabileleri ar asında konuşulan Berberi dilinde şarkılar söylüyor. Benim favorim, Ka ren Matheson ile düet yaptığı "A Vava Inouva ". Be rberi dilinde " Küçük Adamım " anlamına geliyor." Kaynak: http://evrensellmuzik.blogspot.com ıdir- a vava inouva "tsxilek lliyin tabburt, a vava inouva, a vava inouva tchcen tchcen tizzebgatin im, a yelli ghriba uggadegh lwahch lghaba a vava inouva uggadegh ula d'nekkini ,a yelli ghriba amghar yetstsel degur bernus di tesga la yezzizzin mmis yetshabbir i lqut ussan degw qerrus tezzin (bis) tislit deffir uzzetta tessalay tijebeddin arrach zzind i temghart as n tesgher tiqdimin tsxilek lliyin tabburt, a vava inouva, a vava inouva tchcen tchcen tizzebgatin im, a yelli ghriba uggadegh lwahch lghaba a vava inouva uggadegh ula d'nekkini ,a yelli ghriba adfel yessud tibbura tuggi kecments ihlulen tajmaat tetsargu tafsut aggur d'yitran hegben (bis) ma d'aqegmur n tasaft ıdegger akkin idenyen mmlalend akw at wexxam ıt machahuts ad sslen tsxilek lliyin tabburt, a vava inouva, a vava inouva tchcen tchcen tizzebgatin im, a yelli ghriba uggadegh lwahch lghaba a vava inouva uggadegh ula d'nekkini ,a yelli ghriba" ingilizcesi; "i ask you father inouva, open the door o daughter ghriba, shake your bracelets i fear the monster of the forest father inouva o daughter ghriba, i fear him too the old one is rolled up in his "burnous" (traditional trenchcoat) in the distance, to warm himself his son is scared to earn bread looking at the days to come the grand-dauhter-in-law sews without stopping putting the cloth the children around the grandmother learn the teachings from the old days the snow pushes up against the door the stew in the large cooking pot the elders begin dreaming of springtime the moon and the stars being the canopy the oak tree replaces the view the family gathers together ready to listen to the story" http://www.itusozluk.com/goster.php/a+vava+inouva

"İçerinin de içerisindeki kadınlar" Yüzyılın başında yaşamış, azize olarak kabul edilmiş –düşün bu Mağrip'te oluyor!– Kabiliye'de türbesi bulunan Lalla Yamina. Evlenmeyi reddetmiş, bu yüzden ailesine karşı çıkmış. Bana ondan hep hayranlıkla söz edilirdi, çünkü büyük bir bilgeymiş. Ancak, bir de tüfeği varmış ve erkeklerin düzeltmekten kaçındıkları çok açık bir haksızlık durumunda, silahını kullanmaktan çekinmezmiş. Böyle bir başka kadın da, Lalla Fatma N'Sumer idi. Bu kadın, 1850-1855'te Büyük Kabiliye'deki Fransız sömürgeciliğine karşı, tıpkı Cezayir'in başka yerlerinde Avlad Sidi Şeyh kadınlarının yaptıkları gibi silahlı direnişi örgütlemişti. Mücadelesini camiden hareketle on yıl süreyle yürüttüğünü düşünürsen, yerleşik ilişkileri ciddi şekilde sarsan bir kadındı. Sonunda bir Fransız general tarafından yakalandı ve hayatının son günlerini hapishanede geçirdi. Son olarak, Avras'taki Şaviyalar'dan olan beyaz tenli, kızıl saçlı Yahudi-Berberi kraliçesi Kâhine'den söz edebilirim. O hepimizin hafızasında yaşayan bir mitostur ve onu kimse öldüremez. Ben ona taparak büyüdüm. Bizde, cesur bir kıza "Sen bir Kâhine'sin!" derler. O, VIII. yüzyılda, ordusunun başına geçip yıllarca Arap işgalcilere karşı direnmişti. Sonunda düşmanın eline düşmemek için intihar etti. (...) Kabiliye kültürünün "açıklığı" efsanedir ve durmadan aynı şeyi tekrarlayıp kendimizi avutmaktan vazgeçmemiz gerekir. Ben, Berberiliğimi, dilimi, erkek ve kadın kahramanlarımı, mutfağımı, şarkıcılarımı, şairlerimi hep savundum, çünkü Cezayirli kimliğim aynı zamanda bu Kabiliyeli köklerden oluşuyor. Bunlardan vazgeçmek demek kendimi sakatlamak demek olur. Tersine ben bu köklerin –tek değil– ilave bir zenginlik kaynağı olduğunu düşünüyor ve tüm yüreğimle Berberi kültürel hareketine katılıyorum. Ama... Çünkü işin bir de aması var, ben aynı zamanda evrensel değerlere, güçlü bir devletin oynaması gereken role, Fransa'nın bize miras bıraktığı cumhuriyetçi modele de inandığım için, Kabiliye'nin büyük bölümü bugün iktidara ve yobazlığa karşı direnişin ileri karakolu olsa da, –tabloyu karmaşıklaştıran durum da budur– kendini başkalarına "karşı" tanımlayan bir bölgeciliği kabul etmem mümkün değil. İleride mutlaka bu konuda da konuşacağımız için, benim dünyamın kadınlarına dönelim.        Sana Kabiliye'de durumun hayal edilenden ne kadar farklı olduğunu göstermek isterim. Demin bizde İslam'ın örf hukuku önünde ne kadar ödün verdiğini anlatıyordum. İşte o hukuk, Kuran'dan çok daha gericidir ve eğer Kuran uygulanmış olsaydı, ileriye doğru küçük bir adım sağlayabilirdi. Sana, Berberi köktenciliği dediğim şeyin en kışkırtıcı örneğini vereyim: miras örneği. Kabiliye örf hukukunda kadınların miras üzerinde hiç, ama hiç hakları yoktur. Bunun tek istisnası, ölen adamın sadece kızlarının olduğu durumdur; bu durumda baba onları varisi yapan bir vasiyetname düzenleyebilir. Biliyor musun bu kural ne zaman değişti? FLN parlamentosunca oylanan ve benim sonuna kadar karşı çıktığım Aile Yasası'nın 1984'te kabul edilmesiyle birlikte! Yeni Aile Yasası ülkenin bütününde uygulandığı için, miras hukukuyla ilgili bu özel durumda Kabiliye'de de verasetin kadınlar yararına bir miktar düzelmesini sağladı...

 

 

Halide Mesudi, Elisabeth Schemla

Cezayir'de Kadın Olmak

Özgün adı: Une Algerienne Debout

Çeviri: Şirin Tekeli

 

 

Kendini Voltaire'in ve İbn Rüşd'ün kızı olarak tanımlayan Halide Mesudi, matematik öğretmeni, Cezayir'de yaşıyor. Laik, cumhuriyetçi ve feminist; cinslerin eşitliği ve yurttaşlık hakları için, Cezayirli kadınları köleleştiren Aile Yasası'nın kaldırılması, ülkesinde demokrasinin yerleşmesi için mücadele ediyor. 1993'te İslami Selamet Cephesi tarafından ölüme mahkûm edildi.        Le Nouvel Observateur dergisi yazı işleri yöneticisi Elisabeth Schemla, Mesudi'yle Cezayir sorununun tüm yönlerini konuşma isteğiyle gerçekleştirmiş bu söyleşiyi: "Mesudi'yle 1994 Temmuzu'nda ilk kez karşılaştığımda ondan çok etkilendim. Kısa süre önce başkent Cezayir'de yapılan demokratik bir gösteride patlayan bombayla bacağından yaralanmıştı.... Mesudi karmaşık kimliğini oluşturan öğelerden hiçbirini inkâr etmiyor: Gerçekten o hem Cezayirli hem Berberi, hem müslüman hem akılcıdır ve öyle kalmak istiyor..."        Cezayir zor günler geçirdi. Bu söyleşilerde Cezayir'in bugününü ve bugüne nasıl gelindiğini okuyacaksınız. Baskı ve tehdit altında bir kadın olarak Cezayir'de yaşamak ise daha da zor. Halide Mesudi ülkesiyle yaşıt ve o ülkeyi anlatmak için şimdi söz onda...

http://www.metisbooks.com/Scripts/Catalog/Text.asp?ID=9453&BID=1183



 

Berberiler, bugünkü Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'ı içine alan Kuzey Afrika'nın bilinen en eski yerli halkıdır. Bazı mağara resimlerinin bulunmuş olması, Berberiler'in bu paleolitik toplulukların soyundan gelmiş olabileceği tezini güçlendirmektedir.

(...)

Kırsal alanlarda Berberi kabilelerin çoğu halen yerleşik yaşam geleneklerini sürdürmekte, kışın alçak düzlüklerde çiftçilik yapmakta, yazın ise yüksek bölgelerdeki otlaklara göçmektedirler. Kentsel kesimde ise genellikle Arap hakimiyeti vardır ve kırsal alandan kopmuş Berberiler kentlerin daha çok dış mahallelerine yerleşmişlerdir.

Genelde yerleşik düzendeki Berberi kabilelerinde toprak ve otlaklar üzerinde özel mülkiyet yoktur. Tarlalar, kur'a ile dağıtılır ve otlaklar ortaklaşa kullanılır. Toprak üzerinde özel mülkiyetin yerleşmiş olduğu kabilelerde ise “fallahin” adı verilen topraksız köylüler, ürünün beşte biri karşılığında işçi olarak çalışırlar. Sayıları 60.000.000 civarıdır.Kuzey afrikada ki Fas,Cezayir,Tunus,Libya dan Güneyde Gineye kadar ulaşan bir alana sahiplerdir.İç afrikada bulunanlar asimili olarak benliklerini yitirmislerdir.Kuzey afrikadakiler ise ülkelerin güneyinde ki çöl alanlarında benliklerini ve kültürlerini sürdürmektedirler.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Berberiler

Lalla Fatma N'Soumer

 

Lalla Fadhma n'Soumer, in Kabyle Lla Faḍma n Sumer (Werja, Kabylie about 1830 - Béni Slimane 1863) was an important figure of the Kabyle resistance movement during the first years of the French colonial conquest of Algiers. The impact of her involvement was such that she has been seen as the embodiment of the struggle. Lalla, the female equivalent of sidi, is an honorific reserved for women of high rank, or who are venerated as saints. Fadhma is the Berber pronunciation of the Arabic name Fatima.

http://en.wikipedia.org/wiki/Lalla_Fatma_N%27Soumer

Berber people

 

Imazighen flag, the symbol of the Berber peoples.

Berbers are the indigenous peoples of North Africa west of the Nile Valley. They are discontinuously distributed from the Atlantic to the Siwa oasis, in Egypt, and from the Mediterranean to the Niger River. Historically they spoke various Berber languages, which together form a branch of the Afro-Asiatic language family. Today Arabic is spoken almost universally by Berbers, along with Darija, as well as French (in Morocco, Tunisia and Algeria) and some Spanish (in Western Sahara and parts of Morocco), due to European colonisation of the Maghreb. Today most Berber-speaking people live in Morocco, Algeria, Libya, Mali and Niger.[1][2]

Many Berbers call themselves some variant of the word Imazighen (singular: Amazigh), possibly meaning "free people" or "free and noble men"[1] (the word has probably an ancient parallel in the Roman name for some of the Berbers, "Mazices").

http://en.wikipedia.org/wiki/Berber_people   Kahina

al-Kāhina (Classical Arabic for "female seer"; modern Maghreb Arabic: L-Kahna, Berber: Dihya or Kahya, Romanized name: Kahina) was a 7th century female Berber religious and military leader, who led indigenous resistance to Arab expansion in Northwest Africa, the region then known as Numidia, known as the Maghreb today. She was born in the early 7th century and died around the end of the 7th century probably in modern day Algeria.

http://en.wikipedia.org/wiki/Kahina Berberiler Üzerindeki Kahine’nin Gaddarlığı Romalılar, 698'de, Hasan bin Numan komutasındaki bir ordu tarafından Kuzey Afrika'dan çıkarılmış ve Araplar artık sadece bölgenin yerlisi olan Berberilerle karşı karşıya kalmışlardı. Fakat durum her iki tarafta da değişti. Atlas'taki yabani bir Berberi kabilesi olan Zenata, Kahine veya peygamber olarak bilinen cesur ve kahraman bir kadının liderliğini kabul etti. Bu kadı­nın tabiatüstü vasıflara sahip olduğu sanılıyordu ve halkı kendisine kayıtsız şartsız itaat ediyordu. Öbür ta­raftan Araplar da, Halifenin gönderdiği ve yine bölge­deki seferler hakkında tecrübeli bir komutan olan Ha­san bin Numan'ın emrine verilen bir ordu tarafından, sıkı bir şekilde destekleniyorlardı. Başlangıçta Kahine, saldırganları bölgesinden çıkararak önemli bir başarı elde etmişti, fakat yeni orduyla savaşmayı göze alama­dı. Hasan'ın ilerlemesini önlemek ve onu asıl cezbe­den şey olan, kendi elinde bulunan şehirlerin zenginli­ğinden mahrum etmek için verdiği çılgınca bir kararla, emri altında bulunan bütün ülkenin harabeye çevrilme­sini emretti. Kartaca'nın 80 mil Batısında, Tabarka de­nilen bir kıyı bölgesinde, şiddetli bir savaş oldu ve Ka­hine yenilerek, öldürüldü. Bu dişi Berberi aslanının ta­raflarının yaptığı tahribat ve vahşilik hiç bir işe yarama­dı; hatta Hasan, her şeyi yıkma siyasetinden dolayı sı­kıntı çeken, bir zamanların zengin şehirlerinin halkı, Hasan'ı bir kurtarıcı olarak selamladı ve onun ustaca siyaseti sayesinde, kalan Rumların direniş hareketine karşı birleşti. Böylece, peşpeşe zaferler ve yenilgilerle geçen 30 yıldan sonra, Berberiler pasifize edildiler. http://www.hanemiz.com/sorularla-islamiyet/200318-702-berberiler-uzerindeki-kahine8217nin-gaddarligi.html

Cezayir ile Berberiler arasında barış
18-01-2005

Yıllardır çatışma içinde olan Cezayir ile Berberiler nihai anlaşmaya vardı. Anlaşma, iç barışın sağlanması ve Berberi dilinin daha çok tanınmasını öngörüyor. Cezayir Başbakanı Ahmed Uyahia, "güveni inşa etmek zorundayız" diye konuştu.

CEZAYİR
Cezayir hükümeti, ülkede iç huzuru yaratmak için Berberilerle masaya oturarak anlaşma sağladı. Cezayir hükümeti, Berberi dilinin daha çok tanınması, ülkedeki çatışmalı ortamın son bulmasını öngören anlaşmayı imzaladı.

Cezayir Başbakanı Ahmed Uyahia, Kabiliye bölgesindeki Berberiler ile hükümet arasındaki çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan anlaşmayı izlemek üzere bir komite kurulacağını söyledi.

Komitede hem hükümetten hem de karşı taraftan temsilcilerin olacağını söyleyen Uyahia, "güveni inşa etmek zorundayız" dedi. Berberi müzakereci Bileyd Abrika da, önceki gün geç saatlerde varılan anlaşmayla ilgili olarak, "iyimseriz. Bugün, her iki tarafın da üzerinde çalışacağı bir anlaşma var" diye konuştu.

Berberilerin istekleri
Hükümet ile Berberiler arasında geçen yıl başlarında kesilen görüşmeler, Cuma günü yeniden başlamıştı. Önceki gün varılan anlaşmanın tam ayrıntısı ise belirtilmedi. Cezayir'in 32 milyonluk nüfusunun beşte birini oluşturan Berberiler ile hükümet arasındaki ilişkiler uzun bir dönemdir gergin bulunuyor. Nisan 2001'de Berberi bir öğrencinin jandarmalarca öldürülmesinin ardından çatışmalar yoğunlaşmış, onlarca kişi ölmüştü.

2001 krizinin ana noktası olarak Berberiler bir dizi talepte bulunmuştu. Berberi dili Tamazight'in doğum belgeleri gibi resmi evrakta kullanılabilecek resmi bir dil olarak tanınmasını, Kabiliye bölgesindeki tüm jandarma güçlerinin çekilmesini istemişlerdi.

http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&ArsivAnaID=24169

Berberileri kim nasıl adlandırıyor?

Libyalılar : Antik Yunan

Numidyanlar yada Mauriler : Romalılar

Moorlar : Geçmiş ve günümüz Avrupalıları

Mashewesh : Mısırlılar

 

Kuzey Afrika'da ki dominant Berberi aşiretleri ve nüfusları ?

Fas: Araplaştırılmış-Berberiler ve Berberiler Shilha, Imazighen, Riffian aşiretlerince nüfusun % 99,1 ini oluşturmaktadır.

Cezayir: Araplaştırılmış-Berberiler ve Berberiler Chenoui, Shawiya, Kabyle, Mozabite, Tuareg aşiretlerince nüfusun % 84 ünü oluşturmaktadır.

Libya: Araplaştırılmış-Berberiler ve Berberiler Nafusi aşiretince nüfusun % 72 isini oluşturmaktadır.

Tunus: Araplaştırılmış-Berberiler ve Berberiler Siwi aşiretince nüfusun % 68 ini oluşturmaktadır.

Moritanya: Araplaştırılmış-Berberiler ve Berberiler Moor aşiretince nüfusun % 80 ini oluşturmaktadır.

Mali: Moor veTuareg aşiretleri nüfusun % 10 unu oluşturmaktadır.

Nijer: Tebou veTuareg aşiretleri nüfusun % 8 ini oluşturmaktadır.

Mısır: Araplaştırılmış-Berberiler ve Berberiler Siwi aşiretince nüfusun % 5 ini oluşturmaktadır.

 

BERBERİZM

Berberizm politik ve kültürel bir hareket olup Berberi Kabylia grubunca/aşiretince önceleri Cezayir, sonra Fas ve nihayetinde tüm Berberi dünyasını etkisi altına almış; Berberi kimliğini ve kültürünü Araplaştırma politikalarına karşı koruma ve PanArabizm ve Francoponizme karşı oluşturulmuş bir harekettir.

http://afroturk.com/icerik/1813/46/berberiler


 

MAĞRİB ÜLKELERİ ÜZERİNDE İSLAM'IN VE TÜRKLERİN

İDARİ VE HUKUKİ TE SİRLERİ

Prof. Dr. Halil CİN

 

I- MAĞRİB ÜLKESİ VE İSLAMDAN ÖNCEKİ DURUMU:

BERBERİLERİN VE BİZANS'IN HAKİMİYETİ

İslâm tarihçileri, Kuzey Afrika'daki beldelerin tamamına mağrib

ülkeleri veya yerli lıalkm çoğunluğunu teşkil etmeleri sebebiyle Berberis-

tan adını vermektedirler. Bu isimlendirme diğer tarihçiler tarafından da

reddedilmemiştir. Mağrib ülkeleri veya Berberistan denilen bu toprak-

ları üç coğrafî bölgeye ayırmışlardır. Birincisi; Kuzey Afrika'nın doğu

kısmı yani Tunus ve Bicaye taraflarına İfı-ikiye denmektedir. İkincisi;

Kuzey Afrika'nın batı tarafına Tilnesan bölgesi de dahil olmak üzere

Orta Mağrib (Mağrib-i Evsat) adı verilmiştir ki, bugünkü Cezayir'dir.

Üçüncüsü ise, Uzak Mağrib (Mağrib-i Aksâ)'dır ve Fas topraklarını içine

almaktadır1. Uzak Mağrib'e Berr'ül-Udue de denir ve ayrıca Cibâl-i

Berber yani Berber dağları denen bölgeyi de Uzak Mağrib'e katmak gerekir.

(…)

Mağrib ülkeleri İslam'dan önce çok eski dönemlerden beri hep Ber-

berilerin idaresinde aklmıştır. Ancak M.S."42 tarihinden itibaren Roma-

lıların hâkimiyeti altına girmiştir. Bu hâkimiyet mutlak değildir. Arala-

rında uzun süren savaşlar sonucu, neticede sahil şeridindeki şehirler Ro-

ma'ya verilmiş ise de, dağlar ve yaylalar Berberilerin hâkimiyeti altında

kalmıştır. Yani Romalılar Berberîleri Romalılaştıramamıştır. Sadece

onları cizye ve asker vermeğe zorlayabilmişler; mahallî idarelerini yerli

reislere (Deguli) terk etmişlerdir. Roma'nın bu ma'nada hâkimiyeti beş

asır sürebilmiştir3.

İslamiyetten önce çeşitli dinler Berberiler arasında yaygındır. Ço-

ğunluk sabiî yani yıldıza ve güneşe tapan insanlardır: Putperestler de

vardır. Çok az da olsa Yahudî ve Hıristiyanlığı seçenler olmuştur. Bu-

nun anlamı şudur ki, Romalılar kendi göçmenleri dışındaki Mağrib hal-

kına ve özellikle Berberîlere Hıristiyanlığı kabul ettirememişlerdir.

Bu durum dikkat çekici bir husustur4

DEVAMI Berberi kültürü hızla yok oluyor Berberilerin geleneklerinden biri kadınların alınlarına düğme yaptırmalarıdır. 10 yıl öncesine kadar bu geçerli bir gelenekti, günümüzde ise hemen hemen yok olmuş durumda. Marakeş gibi kentlerde gençler artık geleneksel düğünler yapmıyorlar. Bunun yerine, Arap giysisi, Salafi, gelenek haline gelmeye başlamış. http://firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=12609

Fatıma'nın Eli 16. YÜZYIL ENDÜLÜSÜ'NDE, İKİ DİN VE İKİ AŞK ARASINDA KALAN MÜSLÜMAN BİR GENCİN HİKÂYESİ İki kültür ve iki aşk arasında kalan bir adam seçim yapmak zorundadır Yıl 1564, Granada Krallığı. Yıllar süren Hıristiyan baskısının ardından Endülüs Müslümanları efendilerine karşı ayak- lanır ve Sierra Nevada'nın beyaz atlarını kurbanlarının kanlarıyla lekelerler. Müslüman bir kadınla ona tecavüz eden Hıristiyan bir rahibin oğlu olan Hernando ise arada kalmıştır. Lekeli kanı yüzünden üvey babası ve kasaba halkı tarafından hor görülen Hernando'yu aşkı ve halkının özgürlüğü için mücadele edeceği sıra dışı bir kader beklemektedir.

 

Lalla yamina

 

3553
0
0
Yorum Yaz