Blame it on Fidel - La faute à Fidel! - Fidel'in Yüzünden

2012-08-28 21:48:00

 

 

 

 

Babası siyasal bir eylemci, annesi ise kürtaj araştırmacısı olan Anna, anne ve babasının siyasal ve toplumsal olaylarla dolu olan hayatlarından çok bunalmıştır. Her geçen gün artan eylemcilikleri ile hayat tarzları da sürekli değişmekte ve Anna'nın da düzeni, artık düzensizlik olmaktadır. İdealleri uğruna evlerinden ve tüm burjuva zevklerinden vazgeçmeye kadar vardırdıkları eylemcilikleri, yedi yaşındaki bir çocuğun hayat algılamalarının fazlaca üzerindedir. Kendi varlığını görmezden gelen anne ve babasına karşı Anna'nın yapabileceği tek bir şey kalmıştır: O da onlara karşı isyan edecektir! Usta yönetmen Costa-Gavras'ın kızı olan Julie Gavras, babasının pek çok filminde yardımcı yönetmenlik yaparak kendisini geliştirdi ve ikinci yönetmenlik deneyimi olan Fidel'in Yüzünden ile 2007 Sundance Film Festivali'nde hem izleyicilerden hem de eleştirmenlerden büyük beğeni topladı. Aynı zamanda senaryosunun da kendisine ait olduğu film, güçlü oyunculukları ile de takdir topluyor.

 

Katolik bir fransız olarak yetiştirilen 7 yaşındaki bir kızın, anne-babasının devrimci mücadeleye girdikten sonra yaşamının nasıl karmaşık bir hal aldığını, onları anlamaya çalışıp destek vermek istemesini konu alan çok güzel poltik-dram niteliğinde bir film. Bu arada filmin ismi ilk bakışta sosyalizm eleştirisi gibi görünse de tam tersi bir anlam verilmiş. Ayrıca dünya tarihinde seçimle iktidara gelmiş ilk Marksist başbakan Allende de filme konu olmuştur. Daha sonra amerikan destekli faşist cunta tarafından katledilerek iktidarı devrilmiş, yerine faşist Pinochet geçmiştir.

http://www.sinemalar.com/film/3439/fidelin-yuzunden

 

Julie Gavras

Julie Gavras is a French film director and writer. She is the daughter of film director Costa Gavras. Her first feature-length fiction film Blame it on Fidel (La Faute à Fidel) was released in France in November 2006.

http://en.wikipedia.org/wiki/Julie_Gavras

 

VENCEREMOS

Yırtıyor fırtına sessizliği
Ufuktan bir güneş doğuyor
Gecekondulardan geliyor halk
Tüm Şili türküler söylüyor

Venseremos, Venseremos
Kıralım zincirlerimizi
Venseremos, Venseremos
Zulme ve yoksulluğa paydos

Şili'de halk bugün savaşıyor
Cesaret ve halkın gücüyle
Kahrolsun halkın katili cunta
Yaşasın "Unitad Popular"
 

Venseremos, Venseremos
Kıralım zincirlerimizi
Venseremos, Venseremos
Zulme ve yoksulluğa paydos

Geçmişe ağlamak fayda vermez
Gelecek, mutlak sosyalizmin
Yarını bugünden kuracaksın
O senin tarihin olacak

Venseremos, Venseremos
Kıralım zincirlerimizi
Venseremos, Venseremos
Zulme ve yoksulluğa paydos

http://www.yenisarkisozleri.com/devrimci-marslar-ve-ezgiler/venceremos_sarki_sozu.html

 

 

bir sosyalizm eleştirisinin eleştirisi

atilla yayla, zaman gazetesine sosyalizmi eleştiren bir yazı yazmış. yazının tam metni için dipnottaki adresi tıklayabilirsiniz.

yazının zamanlamasına dikkat çekmek istiyorum öncelikle.yazının yazılma gerekçesi: bir sosyalist olan nihat sargın’ın ölümünden dolayı, medyada “sosyalizm” in bir fikir olarak gündeme gelmesi. yazının bu gerekçeyle yazıldığı zamanlamayla birlikte değerlendirilince aşikar. zaten atilla yayla da yazının giriş konusunda yer vermiş bu konuya.  yani gerekçedeki temel kaygı “aman sosyalizme sempati doğmasın”

zaman gazetesinin böyle bir yazıya ihtiyaç duyması ve akabinde yayınlaması, cemaatin varoluş gerekçeleriyle birebir örtüşmekte. fethullah gülen’in 12 eylül öncesi, komunizmle mücadele dernekleri içerisinde yürüttüğü çalışmalar, 12 eylül sonrası, yazdığı yazılar, temel söylemleri, cemaatin örgütlenme mantalitesi, bu örtüşmeyi pekiştirmekte zaten.

neyse, biz, yazana ya da yazdırana değil yazılana bakalım.

demiş ki yazar; 

“sosyalizmin aslında özgürlükle alakası yoktur. özgürlük, adalet gibi kavramlar sosyalizme sonradan entegre olmuştur. bu kavramlar entegre olmasa zaten bu fikir ayakta duramazdı.” “Sosyalizmin, teorisi itibarıyla devletçi ve baskıcı bir sistem yaratmaya mecbur olduğu açık. Birey fikrini ve bireyciliği reddetmesi yüzünden hümanist olamayacağı da. Özgürlüğe de kesin olarak aykırı. Bunun ana sebebi, özel mülkiyet ile özgürlük arasındaki ilişkiyi ve özel mülkiyetin ilgasının özgürlüğün de ilgası anlamına geleceğini görememesi. Sosyalizm ekonomik olarak tam bir hayal kırıklığı olmaya mahkûm. Sadece hesaplama yapılamaz bir ekonomik modelle toplumlara makul bir refah seviyesi sağlayacak olamaması yüzünden değil, aynı zamanda, şeytanlaştırdığı liberal kapitalizmde olduğundan çok daha fazla, aşılmaz ve tahammül edilmez eşitsizlikler yaratmaya teşne olması yüzünden.” “Son "Mohikan" Küba ne durumda? Küba uzun süre Sovyet sübvansiyonlarıyla ayakta kalabilen, ama açlık ve sefaletin milli standart hâline geldiği bir ülke. Bunda haksız ve yersiz Amerikan ambargosunun payı varsa da ana sorumluluk Castro ve adamlarında. Küba aynı zamanda siyasî muhalefete ve ifade, teşkilatlanma, basın ve seyahat özgürlüğüne de izin vermiyor. Venezuela’nın cömert yardımları bile ülkeyi ayakta tutmaya yetmiyor.” “Sosyalizm bir hayat yeme makinesi. Egemen olduğu ülkelerde insanların hayatını topluca, milyonlar hâlinde, kelimenin tam anlamıyla yok ediyor. Ancak, bununla kalmıyor. Tam sosyalist olmayan ülkelerde gönlünü çeldiği insanların hayatını da, şu veya bu ölçüde, değişik şekillerde harcıyor. Onları sadece ekonomik ve siyasi olarak fiilen iflas etmekle kalmamış, insaniyete zararlı olduğu inkâr edilemez biçimde ispatlanmış makro projelerin peşinde yıllarını ve yeteneklerini hovardaca israf etmeye itiyor. Buna üzülmemek elde mi?”

 

  • “emek-sermaye ilişkisi”nden yoksun bir sosyalizm eleştirisi şüphesiz yüzeysel ve art niyetlidir. çünkü sosyalizmin temel çıkış noktası, sermayenin emeği sömürmesini kabullenememektir.

  • pratikte var olan ya da olmuş sosyalizm iddiasındaki devlet örneklerindeki hatalı uygulamaları örnek göstererek sosyalist kuramı hatalı saymak mantığa aykırıdır. yani sovyet rusyada stalin dönemindeki baskıcı yapıyı, sosyalizmin baskıcı olduğu fikrine devşirmek yanlıştır. çünkü sosyalizm teorik bir kuramdır. pratik uygulamalarda, teoriğe ne kadar yaklaşabilirseniz o kadar başarılı olursunuz. örneğin, islam dininin öğretilerini ele alalım. bugüne kadar islam dininin vadettiği adalet sağlanabilmiş midir? hayır sağlanamamıştır.ne, din kurallarıyla yönetilen devletlerde ne de laik devletlerde dinin getirmiş olduğu bir adaletten bahsetmek mümkün değildir. sosyalizmi reddeden bu eş mantıkla “o zaman islam dinini reddedelim” dersek alacağımız cevap muhtemelen şudur: “islamın vadettiği adaletin sağlanması, insanların islamı kabul etmesi ile mümkündür. işte bunun için cihad gereklidir”. tersten bakarak aynı şeyi sosyalizm için düşünürsek teorik ve pratik farkını anlamlandırabiliriz.

  • küba örneği üzerinden değerlendirdiğimiz zaman, “20 dolara çalışan insanlar”, “diktatörlük rejimi” “seyahat özgürlüğü yok””açlık ve sefalet” söylemlerine yeterince aşinayız. çünkü bu söylemler, kübadaki sistemden en çok rahatsız olan abdnin dünyaya yaydığı söylemlerdir. moda olmuş antisosyalist söylemlerdir. bu yöntemle kübayı eleştirmek, art niyetli bir yaklaşımdır.

kübayı değerlendirmek için üst paragrafta bahsi geçen teorik-pratik karşılaştırmasının yanında kübanın devrim öncesi durumunu da bilmek gerekir. devrim öncesi durum nasıldı? devrim yapıldıktan sonra neler, nasıl değişti? bugün durum nasıl?

elbette, öncelikle biz sosyalistler, kübayı sosyalist kurama yakınlığı açısından eleştirmekle mükellefiz. ancak belirtmek gerekir, devrim öncesi, keskin sınırlarla ayrılmış oligarşik düzeni, kırbaç yiyerek, karın tokluğuna çalışan köleleri, abdli şirketlerle işbirliği içerisinde halkı köleleştiren kübalı sermaye sahiplerini, devrimle birlikte özgürleşen köleleri. bir kişinin sahip olduğu ve bin kişiyi köle olarak çalıştırdığı toprağın, 1001 kişiye eşit biçimde nasıl hayat verdiğini bilmek gerekir.

  • yazarımız son olarak sosyalizmin insanların hayatını nasıl yediğinden ! bahsediyor. egemen olduğu ülkelerde insanların hayatını yediğini söylüyor. nasıl olduğunu belirtmiyor. “kelimenin tam anlamıyla” diyor ve geçiyor. burda sadece bir slogan var. ne demeye çalıştığını belirtmediği için ya da diyecek birşey bulamadığı için değerlendirmek mümkün değil.

egemen olmadığı ülkelerde ise, gönlünü çeldiği insanların hayatını “şu ya da bu şekilde” harcadığından bahsediyor. anladığım kadarıyla kastettiği, sosyalizm mücadelesi verirken, egemenlerce öldürülen sosyalistler.

çok ilginç değil mi? sisteme muhalifsiniz. başka bir şey istiyorsunuz. sistem sizi tehlike olarak gördüğü için yok ediyor. ve sizi yok eden faşizm suçlu olmuyor. siz suçlu oluyorsunuz. biri gelip diyor ki cenazenizde “ o zaman sen de sosyalist olmasaydın kardeşim”

sonuç olarak:

  • sosyalizmi eleştirmek için sosyalizmi bilmek gerekir.

  • teorik kuram, konulan hedeftir. pratik uygulamalar ise hedefe giden yoldur. pratik uygulamalardaki eksiklikleri baz alarak teoriğin hatalı olduğu iddia etmek,  hatalı bir yaklaşımdır.

http://ikinoktadiskriminasyonu.wordpress.com/2010/11/27/bir-sosyalizm-elestirisinin-elestirisi/

 

Ay Carmela!

Ebro'nun ordusu
rumba la rumba la rumba la.
Ebro'nun ordusu
rumba la rumba la rumba la.
Bir gece nehri geçiyordu
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!
Bir gece nehri geçiyordu
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!

Fakat bombalar hiçbir şeye yaramaz
rumba la rumba la rumba la.
Fakat bombalar hiçbir şeye yaramaz
rumba la rumba la rumba la.
Kalplerin attığı yerde
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!
Kalplerin attığı yerde
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!

Karşı saldırı çok güçlü
rumba la rumba la rumba la.
Karşı saldırı çok güçlü
rumba la rumba la rumba la.
direnmek zorundayız
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!
direnmek zorundayız
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!

Verdiğimiz mücadele aynı
rumba la rumba la rumba la.
Verdiğimiz mücadele aynı
rumba la rumba la rumba la
Yemin ediyoruz savaşmaya
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!
Yemin ediyoruz savaşmaya
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!

 

Ay Carmela!

El Ejército del Ebro,
rumba la rumba la rumba la.
El Ejército del Ebro,
rumba la rumba la rumba la
una noche el río pasó,
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!
una noche el río pasó,
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!

Pero nada pueden bombas,
rumba la rumba la rumba la.
Pero nada pueden bombas,
rumba la rumba la rumba la
donde sobra corazón,
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!
donde sobra corazón,
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!

Contraataques muy rabiosos,
rumba la rumba la rumba la.
Contraataques muy rabiosos,
rumba la rumba la rumba la
deberemos resistir,
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!
deberemos resistir,
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!

Pero igual que combatimos,
rumba la rumba la rumba la.
Pero igual que combatimos,
rumba la rumba la rumba la
prometemos combatir,
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!
prometemos combatir,
¡Ay Carmela! ¡Ay Carmela!

 

199
0
0
Yorum Yaz