.. çıplaklık -2 ..

2012-02-14 19:37:00

 

 

yorumlamak için

yorumOKUyorum

yorumlamadan önce

filmler/yönetmenler (movies)

şarkılar/hikayeler (Songs)

şiirler/şairler (poems)

müzik dinle (listen to music)

diğer

tüm yazılar

Facebook: Yorumokuyorum Blogcu

 

 

 

Sinner Nena Venetsanou

 

a poem of Galatia Kazantzakis Nena Venetsanou - photo: Rudolf Koppitz, 1925 - Pandora's Box

Smyrna Melpo, Iro in Salonica
Volos Katinitsa a time
Now call me at Vourla Lela

the place of me who was, who my parents were
Damn if I know the
home country, I have the brothels.

As bitter and my times, my childhood
blurry, switched off paintings
and Ein-empty chest Remembering my

worse today than yesterday
And the future than the present subjects to 'yes
Kisses on the mouth 'unknown insults
and the gendarmes me travologane

feasts, fights as if dawn
illnesses, auditorium, Avenue
and injections of 606

drowned boat rotten plank
all that my life of Perdition

me from my hell you cry
I picture your community
and you look like ...

 

 

Sinemada Çıplaklık: Nudies, Roughies, Mondo ve Porno

Erotik sinemanın gelişmesinde çeşitli eğilim ve biçimler görülmektedir. Modern sinemanın çıplaklığa yer vermesi İskandinav ülkelerinden gelen, daha çok çekinmesiz natürel çıplaklığı içeren filmlerle olmuştur. Bu filmlerin bazıları, ırk güzelliğini belirtircesine, sosyalist propaganda filmlerinde olduğu gibi atletik vücutların sergilenmesinden ibaretti. Kesinlikle cinsel istek uyandırma amacı taşımıyorlardı. Fakat bu durumdan çıkar sağlamayı kafaya koyan sinemacılar, olay akışıyla ilişkisiz sadece erotizm amaçlı bazı çıplak insan görüntüleri eklediler filmlerine. Bunlar genelde kamp halinde yaşayan nüdistlerdi ve sinemada çıplak beden görmek isteyen izleyicinin tatminini sağlıyordu. Bu döneme ve filmlere “Nudies” adı verildi. Tabii ki sansür nedeniyle, bu motiflerin filmlere konması için neden bulmak gerekiyordu. Ve ne yapıldı; bir bilim adamı insanları çıplak gösteren bir gözlük icat ediyor, duvarların ötesini gösterebilen bir boyayı kullanan boyacılar genç kızları giyinirken dikizliyor, suçluların peşine düşen dedektifin yolu yanlışlıkla çıplaklar kampına düşüyor falan… Çıplaklar, doğal mekânları olan kamplar dışına çıkınca amaç gittikçe erotik dürtüleri tatmine yöneliyordu.

Bu esnada batı sineması Japon filmleriyle tanıştı ve bu filmlerin sansürlü gösterimlerinden bile oldukça etkilendi. Japonlar yapıları gereği erkekliği kaybetme korkusu taşıdıklarından kadınları, cinselliklerine karşı bir tehdit olarak görüyor, sevişme gittikçe sado-mazoşist bir hal alıyordu. Olay salt çıplaklıktan çıkıp faaliyete geçince yeni bir tür çıktı: “Roughies”. Bu dönemin en iyi temsilcisi Russ Meyer’di. Artık kadınlar sadece çıplak değil aynı zamanda tehlikeliydiler. Gürbüz vücutlarını cömertçe sergilemekle yetinmeyen ve ellerine silah geçiren ilahelerin karşısına zayıf, korkak ve paranoyak erkekler kondu. Bu filmler ister istemez kadın düşmanlığı da taşıyordu, erkeğin cennetten kovulmasını sağlayan da kadınlar değil miydi? Aynı zamanda sözümona bir ahlak dersi de amaçlanıyordu. Gençler arasındaki ahlaki çöküşün yansıtılması planlanırken, aynı zamanda izleyicilerin de ağzı sulandırılıyordu.

Daha sonra, İtalyan yapımlarda ortaya çıkan başka bir tür gelişti. “Mondo” diye tabir edilen bu türde, otantik kültürlerdeki erotizm bir belgesel havasında veriliyordu. Fakat olay böyle değildi tabii ki. Bir kere, verilerin çoğu yalan yanlıştı ve görüntülenen kişilerin -ki çoğu siyah deriliydi- gerçek mekânlarda değil de stüdyo dekoru içinde görüntülenmesi izleyicilerin gözünden kaçıyordu. Araya serpiştirilen birkaç vahşi hayvan, esneyen timsah veya uyuyan aslan gibi görüntüler ve kabile dansı sonrası orji benzeri sahnelerle biraz çeşni sağlanıyordu.

Çok geçmeden “Porno” sahneyi aldı. Kökeninin çok eskilere dayanmasına rağmen modern sinemadaki ilk örnekleri (hard porno kastediliyor) 1970 civarında verildi. Çünkü eğer bir sinemadan bahsedilecekse, bunun bir yapımcısı, öyküsü, adı sanı belli bir yönetmen ve oyuncusu olması gerekiyordu. Ve işte amatör işi pornoyu, kaliteli seyirciye ulaşabilecek seviyeye çıkaran film “Deep Throat” oldu.

http://www.sanatlog.com/sanat/sinemada-ciplaklik-nudies-roughies-mondo-ve-porno/

 

Albüm kapaklarında çıplaklığın tarihi

Müzik endüstrisinin, internet nedeniyle her geçen gün albümlerden ziyade single ya da yasal indirilebilir şarkılar dönemine girdiği bir dönemdeyiz. Oysa önceki yıllarda albüm kapakları önemliydi. Rekabette öne çıkmak için manipule edici, dikkat çekici çalışmalar kullanılıyordu. Dünyaca ünlü tasarımcı, fotoğrafçı ya da reklamcılarla çalışanlar da vardı.

Cinselliği kullanmak da önemliydi kuşkusuz. Bir dereceye kadar ilginç, sanat dediğimiz kelimeden ne anlıyorsak dahil edebileceğimiz olanların yanında bazıları var ki, gruplar neden kendilerini böyle ortaya atmış, anlamak zor.

Şilili psychedelic rock grubu Aguaturbia’nın (Jefferson Airplane cover’ı Somebody to Love isimli şarkılarının da olduğu Psychedelic Drugstore pek güzidedir, şu sıralar Futuristika semalarında sık çalınan bir albümdür) 1969 yılında çıkardıkları ilk albümde, çelimsiz hipileri üzgün üzgün bakarken görüyoruz.

1970’li yıllarda, isimlerini John Lennon ve Yoko Ono’nun arkasında çalarak duyuran Elephants Memory de kendi isimlerini taşıyan 1972 yılındaki albümlerinde bir filin suretinde boyalı olarak çıkıyorlar.

….......

Kapağında küçük bir kızı çıplak olarak kullanması nedeniyle, tarihte yasaklanan ilk albüm 1960’larda çıkmış olan Blind Faith grubunun çalışmasıydı. Eric Clapton (Cream), Steve Winwood (Traffic), Ginger Baker (Cream) gibi şöhretli isimlerden oluşan bu “süper grup” tek albümleriyle de yasaklandı, sonrasında dağıldı. Kapakta küçük bir kıza, elinde bir uçak tutuyordu ve kuşkusuz gayet “fallik” anlamlar taşıyordu. Yıllar sonra, fotoğrafı çeken Bob Seidemann, istediği anlamı yakalamak için Londra Metrosunda 14 yaşında bir kız bulduğunu, ailesiyle tanıştığını ama daha masum olduğu için bulduğu kızın 11 yaşındaki kardeşini kullandıklarını açıklıyordu. Grubun adı, albüm bilgisi kapakta yer almıyordu ve bu durum, Eric Clapton’ın isteğiydi.

http://www.futuristika.org/kultura/musiki/album-kapaklarinda-ciplakligin-tarihi/


 

ROMANDA POLİTİK EROTİZM

.............

3.EROTİZM NEDİR? : Eski Yunan mitolojisindeki aşk tanrısı Eros'tan türetilmiştir. Geniş anlamıyla iki cinsten bireylerin cinsel yakınlaşmalarıyla, tüm insanlar arası dostluğu, sevgiyi ve aşkı kapsar. Erotizm, zaman içinde anlam daralmasına uğramıştır. Günümüzde erotik denince akla gelen, cinselliğin fiziksel, ruhsal boyutu ve cinsel egoları tatmin amacıyla yapılan hareketler, davranışlar, oyunlar, moda sanat gibi sosyal olgular anlaşılmaktadır. Bu kullanımıyla erotizm, cinselliğin sınırları içerisine hapsedilmiştir.
Günümüzde pornografi ile erotizm birbirine karıştırılmakta, baştan sona porno olan ürünlere de örneğin pornografik bir romana; erotik roman denilebilmektedir.

Pornografi ile Erotizm arasındaki ayırımı vurgulayan, “Kara Melek” adlı filmiyle dünya sinemasına "politik erotizm" akımını armağan eden Tinto Brass’ın dediğine kulak verelim : “Pornografi sizi erekte etmek için vardır. Fakat erotizm size aynı zamanda duyguları da vermelidir.”

   Şimdi, anılan kavramları romanla ilişkilendirmeye başlıyoruz.

Politik roman, politik görüşü, görüşleri ya da politik sorunu, sorunları, kısaca; kendi kurgusu içerisinde politik değinmeleri içerir romanlara denir.

Türk edebiyatında, özellikle 'politik roman' geleneğinin mihenk taşlarından sayılan Vedat TÜRKALİ romanlarını örnek olarak verebiliriz… George Orwell’in 1984 bilim-kurgu romanı, Oya Baydar’ın Çöplüğün Generali, Dostoyevski'nin Ecinniler’i, politik romana verilebilecek yüzlerce örneklerden birkaçıdır.
Politik romana karşı duranların, ters bakanların, sanatsal çekinceleri olanların sayısı azımsanmayacak kadardır.

Değerli eleştirmenlerden Semih Gümüş, politik roman eleştirmenliği yönünden değerlendirdiği bir yazısında, sanatsal çekincesini şöyle ifade ediyor:
“Burada somut politikanın kendisi değil, ruhu ve dili işliyor ki, bu ikisi birden edebiyatın dilini eleştirinin dışına çekip politikanın diliyle sınırlar ve roman sanatının gerçekte ne olduğunu ve ne olması gerektiğini anlamayı zorlaştırır. Çünkü beklentileriyle yazarı zorlayan ve ona sorumluluklar yüklemeyi ödevleri arasında sayan eleştiri, ister istemez edebiyatın dışından seslenecektir.”  

Semih Gümüş’ün, eleştirmenin, kendine özgü politik görüşüyle somut politik roman eleştirisinde nesnel davranamayacağını, dolayısıyla eleştirinin yerini bularak roman yazarına yararı olmayacağı anlamına gelebilecek bu görüşüne saygı duymakla birlikte, Roman tanımında genel anlamda yaşamın olduğu, politikanın da yaşamın içinden olduğu gerçeğinden hareketle apolitik romanlar olabileceği gibi politik romanlarında varolabileceği ve politik romanın edebiyat ortamından dışlanma çabalarının beyhude olduğunu söylemek istiyorum.

…....


Her ne ise, yaşamın her halini içerisine alabilecek kadar midesi geniş olan edebi türlerden romanda; politika da, erotizm de olabilir, diyerek söyleşi temamızın merkezine yaklaşmış olalım.

   Şimdi, X romanda politik erotizm  vardır, diyebilmemizi sağlayacak doneler nedir? sorusuna yanıt bulmaya çalışalım.
 
   Bütününde görmesek de, politik, erotik sayılabilecek anlatıların ayrı ayrı bölümlerde geçmesi halinde, ilk bakışta ‘o roman politik erotizm’ kullanılmıştır, denebilir.  

Bu türden romanları, politik romanların birçoğunda görmek olasıdır. İslamcı romanlarda, uzaktan ve ancak bakışmayla, konuşmayla, belki tokalaşmayla sınırlı cinslerarası yaklaşımı; örneğin; İslamcı yazar Şule Yüksel Şenler’in yazdığı politik mesajlı Huzur Sokağı romanında ötesine gidemeyen duygusal aşkı görürken, diğer politik romanların bazılarında bir politik görüşe sahip olan grubun, farklı amaçlarla bir araya gelmiş ya da bir şekilde sosyal ilişki kurmuş insanlar içerisinde bulunan iki karşı cinsin duygusal yoğunluklu cinsel yaklaşımlarını görebilmekteyiz. Bu tür politik romanlarda bazen “pornografik mi, erotik mi” sorusunu sorduracak kadar işi ileriye götüren anlatıları da görebiliriz.  

Ahmet Altan’ın, ‘en uzun gece’ romanı politik, erotik (bazılarına göre politik- pornografik) roman tipine bir örnek olabilir.

Romanın ayrı ayrı bölümlerinde politika ve erotizmin yer verildiği romanlara; politik –tire- erotik roman demeyi uygun buluyorum.

Politik ile erotik arasındaki tireyi yok eden, yani; tiresiz politik erotizm geçişleri olan roman etiketine sahip olanların ayırtına nasıl varacağız?...

…......


Romanın aynı veya farklı karelerinde erotizmden politikaya veya politikadan erotizme; imgeler, işaretler, manalar sunan, birbirini bu anlamda besleyen, destekleyen, iç içe geçmiş anlatıların bulunması halinde o romanda politik erotizm ögelerine yer verilmiştir, diyebiliriz kanısındayım.

   Bu türden  romanların örnekleri var mıdır?... Vardır mutlaka… Kısa süreçli hazırlık dönemimde örnekleyebileceğim romanları gözden geçiremedim…İşin kolaycılığına kaçarak, yazarı olduğum iki romandan; Dansöz Kıvırmaları’ndan ve Karahan Kitabevinden çıkarttığım Kimlik No 666’dan alıntılar yaparak örneklemek istiyorum :

…...........

Çukurova 3. Kitap Fuarı
14.01.2010   

Bahattin YILDIZ
http://otekileriz.net/forum/index.php?topic=585.0


 


 

Çıplaklığın siyasi tarihi

Gündüz Vassaf

'Saddam'ın işkenceleri, insanın hapishanede çırılçıplak soyulup
onurunu kaybetmesinden bin kat daha iyiydi.'
Bir Iraklının geçen hafta gazetede çıkan sözleri bunlar. İngilizlerle beraberdim gazeteyi okuduğumda. Onlar da ABD askerleri ve güvenlik şirketlerinde görevli sivillerin zulmünü herkes kadar dehşet verici buluyordu. Ama, Iraklının işkenceyi çıplaklığa tercih eden mantığını
da son derece ters buldular.
İnsanın vücudunu, olup olmadık yerlerde, üstelik de yabancıların önünde teşhir etmesi, Anglo-Sakson kültürünün neredeyse sıradan sayılacak eğlence biçimlerinden. Şehrin anacaddesinden geçen otobüsün içindeki Oxford Üniversitesi öğrencilerinin bir anda pantolan ve donlarını indirip kıçlarını pencerelerden gelip geçene sergilemeleri (bunun İngilice adı da var, 'mooning'), Michigan Üniversitesi'nde bir grup gencin her yıl kışın en soğuk gününde çırılçıplak sokakta koşma gelenekleri ('streaking'-bu kelimenin de başka dillerde karşılığı yok) ya da liseli öğrencilerin mezuniyet töreninde birdenbire soyunup çıplak koşmaları çok da şaşırtıcı olmayan tarzda eğlenceler. Ayrıca ABD'de Katolik kilisesi mensubu papaz ve rahibelerin, sağır ve dilsizler de dahil olmak üzere, yıllarca cinsel tacizde bulundukları gençler hakkında neredeyse her geçen gün yeni bir skandalın muhatabı olmaları, bu toplumlarda. Pornografinin yaygınlığı, ergenlik çağına varmamış çocuklar için geliştirilen ve bilmem kaç kişiyi öldürdükten sonra çıplak bir kadın görebilecekleri video oyunları da Anglo-Saksonlar'da yerleşik psikopatolojinin başka boyutları. Diğer yandan ta Vikinglerden bu yana aile içinde evde, hem de saunalarda, plajlarda, spalarda, çıplaklık da birçok kişi için normal gündelik hayatın parçası.
Ama, Iraklı erkekleri çırılçıplak soyup başlarına kadın külodu geçiren, onların ırzına geçen Amerikalılarla, vucütlarına işeyen İngilizlerin yaptıklarını, kültürlerinde hiç de yabancı olmadıkları bir davranış biçiminin aşırı bir uygulaması olarak görmek de yanlış. Arapların onurunu bu derece sarsılabilecek işkence türünün, ancak istihbarat birimlerinin inisiyatifiyle geliştirildiği ve sistematik bir şekilde uygulandığı düşüncesi, Guantanamo ve Afganistan'da göze alındığında, bence gerçeği daha iyi yansıtıyor.
Çıplaklığın, dünyanın bu bölgesinde, gerek günlük yaşamda gerek tarihteki yeri Batı'dakine neredeyse taban tabana zıt. Mezopotamya'da başlayan uygarlığımızın ilk topluluklarında, Sümerlerde, sonra da Asur'da, Mısır'da ve de Girit'teki kabartma ve duvar resimlerinde, çıplaklık o denli aşağılanıyor ki ancak yenik düşmüş, öldürülmüş düşmanlara mahsus. Çok daha yakın zamanlarda harem ya da hamam gibi mekânlardaki çıplaklık ise bir tek Ingres gibi oryantalistlerin düşlerinde mevcut. Yoksa günümüz Ortadoğu'sunda da en yakın aile fertleri arasında bile mahrem yerlerin görülmesi, ABD'li işkence uzmanlarının da çok iyi farkında oldukları gibi, en büyük ayıplardan biri. (Bu ayıbın altında yatan tatmin edilmemiş cinsel dürtüler, cinayetler ve çifte standartlar ise gene psikopatolojinin konusu.)
Birkaç yüzyıllık bir geçmişi olan ABD'nin tarihsel belleği çok kıt olduğu gibi, bu ülkede gözler, hemen herkesin üstünlüğüne inandığı Amerikan yaşam biçiminin dünya çapında yaygınlaştırılmasında. Hükümet için, ancak basına sızdırılınca gündeme gelen, Iraklıların çıplak fotoğrafları, giderek büyüyen bir halkla ilişkiler skandalından ibaret. Ortadoğu için ise, bugün bile tarihsel belleğinde tazeliğini koruyan Haçlı seferlerinden bu yana, belki de en büyük saldırının simgesi.
ABD için 11 Eylül ne ise, bu fotoğraflar da dünyada aynı şekilde bir dönüm noktası.
İlk yayımlandığında ipe sapa gelmeyen Huntington'ın uygarlık çatışmasının üstüne sanki körükle gidiliyor. Ve kitabın üç dininin mensupları Ortadoğu'da birbirlerini katletmeyi sürdüredursun, yeryüzünün en totaliter toplumlarından Çin emin adımlarla yoluna devam ediyor.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=116479

 

Çıplaklığın Sanatsal Ve Toplumsal Evrimi Üzerine Çıplaklık (nude, erotizm) sanatta toplumdan topluma, çağdan çağa sosyal olarak tepki gören, dışlanan bir formdur.
Beden; anatomik yapısı ile son derece uyumlu, dengeli bir yapı. Herşeyi adeta matematiksel bir denklem gibi oturtulmuş fiziksel ve dokusal görünümü ile herzaman insanlara hoş görünmüştür.
Ancak vücudun bu kadar çekici ya da itici olmasındaki etkenler nelerdir. İnsanoğlu çıplak doğmuştur. Tarih sürecine bakarsak, mağara insanları sadece bir hayvan postu ile kapanmıştır. Tek tanrılı toplumlarda bütün tanrı ve tanrıçalar çıplaktır. Güney Amerika ve Afrika'nın bir çok kabilelerinde insanlar hemen hemen çıplak bir yaşam sürdürmektedirler.
Baba erkin (çok tanrılı dinlere) geçişle dinin yaptırımları kendini ister istemez vücutta gösterir. Burada kadını koruma altına alır (Karının ya da komşunun karusuna bakmayacaksın). Daha sonraları ise kadının tamamen kapanmasına neden olur.
İnsanoğlu kapalı şeylere karşı herzaman bir merak duyar. İşte insan vücudu da bunun gibidir. Günümüzde çok tanrılı dinlerin hüküm sürdüğü toplumlarla diğer inanışların hüküm sürdüğü toplumlar arasında çok önemli görüş ayrılıkları vardır. Belli bir baskı altında insan vücudnu gizlemek, ona istem dışı ilgiyi artırır. Ve insanlar giz perdesinin yırtılmasına çaba gösterir. Bu bir meraktan doğar. Oysa yaşamlarını çıplak sürdüren bir çok toplumda çıplaklık o kadar doğaldır ki, karşı cinsin vücuduna duyulan ilgi odağı yoktur. (Düşünün yaşantınızın bundan sonraki bölümünü herkesin çıplak yaşadığı bir toplumda geçireceksiniz. Başta belki de duygularınıza sahip çıkamayabilirsiniz. Ancak, haha soraları herşey son derece doğal gelecektir.)
Çıplaklığın sosyal olgusu sanatta da böyle yansımıştır. Tek tantılı dinlerde tanrı ya da tanrıçaların heykelleri sanata yansıyarak günümüze kadar ulaşmıştır. Rönensans öncesi ve sonrası dönemlerde kilisenin yaptığı baskısı sanatta çıplaklık konusunda açılımını engellemiştir. Leonardı Da Vinci'nin anatomi hakkında yaptığı kara kalem çizimleri bedenin orantılı bir şekilde resim sanatına yansıması üzerine yaptığı en önemli çalışmalardır. Bu belki de nude için bir dışavurumculuğun ilk zemini olacaktır. Ortaçağ erotizme resimde yer verdi: onu cehennemin içine attı (Gerorge Bataille Eros'un Gözyaşları- Göçebe Yayınları).
Rönesans'tan itibaren işler değişti. Özellikle Almanya'da ortaçağ biçimlerinin terk edilmesinden önce- amatörlerin erotik eserleri satın aldıkları andan itibaren değişti. (A.g.e. S.50). Albert Dürer erotizm ve sadizmi yapıtlarına yansıttı. İtalya'da başlayan manyerizm kendini Mikel Anj'la temsil etti. Fransa'da Fontainebleau Okulu bu akımın devamı idi. El Greco Erotizmi sadizmle birlikte sergilediler.
Ancak sanatın özgür bir idealist bakışı bu baskıyı kaldırır. Goya gibi modern dünya evirminde yetişen idealistleri Delacoixi Mane, Degas, Moreau gibi gerçeküstücüler izler. Empressionizmin ortaya çıkışı ile çıplaklığın doğallığı doğada kendini gösterir.

FOTOĞRAFTA ÇIPLAKLIK
Geçen yüzyılın ortalarında doğan fotoğraf sanatında da nude özellikle kendini gösterir. Bir çok anonim baskıda erotizme ait fanteziler görüntülenmiştir. Muybrıdge sergilediği seri çalışmalarında anatomik dengeye yer vermişti.
Atget, Weston, Rudolf Koppitz, Man Ray, Bresosn, Bill Brand, Mapplethorpe, Sarah Moon gibi fotoğrafçıların nude üzerine çalışmalarını görmek mümkündür.
1880'lerin sonları ve çağın başında foğraf sanatına konu olan çıplaklık, resimden etkilenmiş; ressamların çalışmalarına konu olan bir takım kompozisyonlar doğal olarak fotoğrafa yansımıştır. Bu yansımalar pek doğal olarak fotoğrafın resim sanatı ile olan kuramsal tartışmalarına bir zemin olacaktı. Atget, Edward Steichen, Frank Eugene (Adam ve Hava isimli çalışmasında), Clarence H.White gibi fotğraf sanatçılarının çalışmalarında bu tarzı görmek mümkündür. Edward Weston ve Man Ray, el ve kol hareketlerinin belli kıvrımlarını çalışmalarına yansıtarak bunlardan çizgisel kompozisyonlar oluşturmuşlardır. Bill Barndt'ın çalışmalarında çoğunlukla objektif oyunlarından meydana gelen bozulmalar ve değişimler görmek mümkündür. Mark end Sherry'nin No.12 (1969) isimli çalışmasında kırlara yayılmış çıplak insan topluluğu vardır. Siyah üzerine beyaz dağılımı son derece dengeli bir çalışmadır. Jack Welpott, Helmut Newton gibi sanatçıların çalışmalarında nude ile birlikte erotizm de kendini yansıtır. Son yıllarda bir tartışma ve bir o kadar da beğeni konusu olan Robert Mapplethrophe'un eserlerinde farklı düşünceler kendinin gösterir. Mapplethrophe'un çalışmları iki aşamalıdır. Çalışmalarını konu olan vücutlar, çiçek kıvrımları ile bütünleşmiş ve benzerliğe doğru yol almıştır. Vücudun dokusu ve kıvrımları, çiçeklerin doku ve kıvrımları ile bir bütünlük sağlamaktadır.

http://www.albertomodiano.com/ http://www.gnoxis.com/ciplakligin-sanatsal-ve-toplumsal-evrimi-uzerine-34388.html
  Çıplaklık Kadınları Aptallaştırıyor S.a evet çıplaklık kadınları aptallaştırıyor, aptal kadınlar çıplaklaşmıyor.Bu yazılar sabah gazetesinin 23.4.1999 sayısında yazıyor ne yazmış Sabah gazetesi -İnsanlık ikibinli yılların eşiginde bir büyük meselesini daha çözdü.Bilim adamlarının bulgularına göre, sanıldıgının aksine aptal kadınlar,çıplaklaşmıyor,çıplak kadınlar aptallaşıyor.Bu sonuca göre 350 gönüllü kadın ve erkege zeka testleri uygulayan 2 Amerikalı psikolog ulaştı.Barbara Frederickson ve Tomi-Ann-Roberts adlı psikologlar deneklere, matematik sorularının agırlıklı oldugu testler uyguladılar.Kadın ve erkek denekler bir defa tam giyimli olarak ve bir defa da mayo-bikini giymiş olarak testlere tabi tutuldular.ŞOK SONUÇ:Çıplak yada çıplaga yakın dercede giyimli kadınların zihinsel yeteneklerinde ani bir düşüş görüldü.Giyimli halde en zor, girift denklemleri çözebilen kadınların, bikini giymiş haldeki perfonmansları vitrin mankenlerini aratıyordu. …...

http://forum.islamiyet.gen.tr/islamda-kadinin-yeri-ve-onemi/57459-ciplaklik-kadinlari-aptallastiriyor.html


 

1892
0
0
Yorum Yaz