Ey Dombıra - NOGAY Türküsü (Kıl Kopuzdan Bağlamaya -1)

2010-06-16 20:23:00

 

 


 


 

 

yorumlamak için

yorumOKUyorum

yorumlamadan önce

filmler/yönetmenler (movies)

şarkılar/hikayeler (Songs)

şiirler/şairler (poems)

müzik dinle (listen to music)

diğer

tüm yazılar


 

Facebook: Yorumokuyorum Blogcu

 

 

Kazak Türkleri arasında dombıra en yaygın, değerli telli çalgılardan sayılmaktadır. Halk arasında bu çalgıdan atalarının kalbinin sesini, gönül şarkısını dinledikleri inancı yaygındır. O yüzden Kazakistanda duvarında dombıra asılı olmayan ev yoktur.

 

"dombıra: iki telli, parmakla çalınan halk çalgısıdır. kazak türklerinin en yaygı çalgısıdır. telleri eskiden bağırsaktan yapılırken günümüzde misina kullanılmaktadır. kazakça'da barsak anlamına gelen "işege" sözü "işek" şeklini alarak çalgı teli anlamına dönüşmüştür. armudi bir teknesi, çam ağacından göğsü ve perdeli sapıyla küçük bir dutarı andırır. boyu 80- 100 cm kadardır. abay ve cambıl dombırası olmak üzere iki türü vardır. şertpe ve tökpe adları altında iki türlü çalım tekniği vardır. şertpe tekniğinde sağ elin ayası göğüse dayanarak işaret parmağı ile vurma ve çekmelerle çalınırken, tökpe tekniğinde sağ el bilekten hareket ederek ve bütün parmaklar kullanılarak çalınır. ses aralığı bir tel üzerinde bir buçuk oktavdır. dörtlü ya da beşli aralıkla akortlanır."

kaynak: www.muammerketencoglu.com

 

DOMBIRA – NOGAY TÜRKÜSÜ (MARŞI)

 

kara kıs avulumga kelgende
kültüldegen kar yerge tüsgende
dombıramdı alarman
yürek sazım çalarman
kaygırgandı eş aytbam

dombıra sazım estgen ataylar
manesine es bergen anaylar
estgenine oy berip
yüreklerge ses berip
köz yastı kızganmaslar

ey dombıra, ey dombıra

nogaydın kaygı sansız kününde
batırler yuklamagan kününde
yüreklerin kötergen
sogıslarda küş bergen
köptü körgen dombıra…

ey dombıra, ey dombıra


Türkiye türkçesi ile:

kara kış köyüme gelende
lapa lapa kar yere düşende
dombıramı alırım
yürek sazımı çalarım
kaygılarımı hiç söylenmem.

dombıra sazımı işiten babalar
manasına kulak veren analar
işittiğine akıl yorarak,
yürekleri titreyerek
göz yaşlarını esirgemezler.

ey dombıra, ey dombıra

nogayların derdi sayısız, her gününde
yiğitlerin uyumadığı günlerde
yüreklerini cesaretlendiren
savaşlarda güç veren
görüp geçirmis dombıra

ey dombıra, ey dombıra

 

Söyleyen: Aslanbek Sultanbekov

 

 

DOMBIRA VE KOPUZUN EFSANESİ

Çam ağacının gövdesinden, Kesip de yaptığım kopuzum. Asi tekenin boynuzundan, Tiyek yaptığım kopuzum... Orta Asya Türk toplulukları pek çok alanda zengin bir kültürel kimlik oluşturmuştur. Efsane...

ve diğer anlatılar sayesinde de köken bilgilerini günümüze kadar taşımışlardır. Türkler
kullandıkları müzik aletlerinin değişik sebeplerle meydana geldiğine ve her aletin kendine ait bir tarihi olduğuna inanmaktadırlar. Bu manada Kazakistan’da yaygın olarak kullanılan ve hatırı sayılır bir geçmişe sahip olan “Dombıra ve Kopuz”un çıkışı ile ilgili bir çok efsaneden söz etmek mümkündür.

http://ctlefatihaktarma.blogcu.com/dombira-ve-kopuzun-hikayesi/4332098

 

TÜRK HALK ÇALGILARININ

 

TARİHİ GELİŞİMİ

Bu açıklamalardan; Türk çalgılarının ilk çıkışının aynı tür çalgının parmakla ve yayla(okla) çalınması ile dallara ayrılarak gelişmeye başladığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, kopuz gövdesinin önceleri avuç içi şeklinde ağaçlardan oyularak yapıldığını ve üzerine deri gerilerek uzun yıllar çalındığını fakat XVII y.y.dan sonra deri yerine ağaç kullanıldığını da Evliya Çelebi’den öğreniyoruz.  

  “Türk sazlarının tel sayıları sonradan çoğalmış ve çeşitli adlar almışlardır.” Asya Türkleri çalgılarını tel sayısına göre adlandırmıştır. İki telli ve parmakla çalınanların yaygın adı dutar(İki telli) dır. Tel sayısı ikiden çok olanlar dombıra, dambıra ve tambura olarak adlandırılmıştır. Özbekler, üç telli ve kalın saplı tamburalarına setar, dört tellilere çartar, beş tellilere pençtar ve altı telli olanlara ise şeştar demişlerdir. Kazak tambura ve kopuzlarının çoğu iki telli ve kıyak adını verdikleri kemençelerdir. Bu tür çalgılarda tel olarak ilk önceleri at kılı ve bağırsak kiriş kullanılmıştır. Daha sonraları ipek yoluna yakın bölgelerde ve kültür merkezlerinde ipek tel kullanılmaya başlanmıştır.  

 

Nogay Hanlığı ve Nogaylar

 

Adını, Altın-Ordu Devleti'nin (1223-1502) büyük kumandanlarından "Nogay" dan (ölm.1299) alan ve bu devletin çöküşünden sonra kurulan Nogay Hanlığı, Volga'dan İrtiş'e ve Hazar Denizi'nden Aral gölüne kadar uzanan sahaları içine alıyordu. Merkezi, Yayık nehrinin mansabındaki Saraycık şehri idi. Ahalisinin esas unsurunu Kazan, Kırım, Astırhan ve Sibir hanlıklarında olduğu gibi, Kıpçak zümresine ait Türk boyları teşkil etmekte olup, bunların içinde Türkleşmiş bir Moğol kabilesi olduğu tahmin edilen Mangıtlar sivrilmiş durumda idi. Kazan ve Astırhan Hanlıklarının Rusya'ya tabi olmasından sonra (1552-1557), Nogay Hanlığı birkaç zümreye ayrılmış, Kafkasya'nın Kuzeyindekiler "Küçük Orda", Emba gölü civarında bulunanlarına "Altıul Ordası" denmiş, İsmail Han'ın idaresinde kalanlar ise "Büyük-Nogay Ordası" adı altında birleşmiş ve IV. İvan'ın hakimiyetini tanımışlardır (1555-1557). Küçük Orda Nogayları üzerinde Rus nüfuzu ancak 18. yy.'in ikinci yarısından sonra başlamış, bunlar Kazaklar tarafından batıya göçmeye zorlanarak "Bucak Ordası", "Yedisan Ordası', "Cambuyluk Ordası", "Yedikul", "Azak", "Kuban" gibi bölümlere ayrılmış ve Kırım Hanlığı'na tabi olmuşlardır. Sonraları mühim bir kısmı Türkiye'ye göç ederek Anadolu'da iskan edilmişlerdir. Rusya'da kalanlar, bugün Kuzey Kafkasya'nın çeşitli bölgelerinde yaşamaktadırlar.

http://www.nogayturkleribulteni.org/haber_detay.asp?haberID=2

 

 

Türkiye'de Kırım Tatarları ve Nogaylar

Yazar: Dr. M. Aziz SÜTBAŞ

Kaynak : Uluslararası Kırım Komitesi

Yazar : Professor Henryk JANKOWSKI

Tercüme : M. Aziz SÜTBAŞ

 

Professor Henryk Jankowski tarafından yapılan çalışma aynı başlıkla Türk Dilleri Araştırmalarında görülenin biraz eklenmiş bir versiyonudur. [Türkçe Diller Üzerine Araştırmalar] 10 (2000): 113-131, Yayınlayan: Sanat Kitabevi, Ankara, Türkiye. Bu yazının bir Polanyaca versiyonu Rocznik Tatarów Polskich’de yayınlanmıştır. (Polonyalı Tatarlar Dergisi), sayı. 6, 2000, 118-126. İzin alınarak Şubat 2002’de ICC Web sitesine gönderilmiştir.

 

TÜRKİYE'DE KIRIM TATARLARI VE NOGAYLAR

Henryk Jankowski*

 

Tatarlar ve Nogaylar birçok geleneği paylaşmaktadırlar ve bu iki grup arasında kesin bir ayırım yapmak mümkün değildir. Nogayların Kırım ve Dobruca’da olduğu gibi Tatarlar içinde kendilerine ait ve oldukça yaygın bir şekilde özel bir etnik grup oluşturması oldukça dikkat çekicidir. Doğal olarak değişik duygularda mevcuttur. Diğer taraftan bazı Tatarlar özellikle bunlardan kendilerini Tatardan ziyade Türk görenler, harflerinin farklı olması ve dillerinin anlaşılmaz olduğunu vurgulayarak, Nogaylara kendi dilleri arasındaki bağlantıları kabul etmemektedirler. Diğer yandan, bazı Nogaylar Tatarlarla yakın bağlantılarının ve dillerinin benzerliğinin farkında oldukları halde Kırımlılarla ortak hiçbir şeylerinin olmadığını; Moskova, Kafkasya, Volga veya Koban’dan geldiklerini iddia etmektedirler.

 

 

 

Kafkasya Tarihi

Yazar: Dr. M. Aziz SÜTBAŞ

Kaynak :

Isam Halk (Journal "Al-Waha"-"Oasis", Amman, 1992., 51, p.10-15

Çeviri : M. Aziz SÜTBAŞ

Rus-Kafkas Savaşı 1763 - 21 Mayıs 1864

 

Nogaylar 

Nogaylar, Don ve Kuban ırmakları arasındaki alanda Kırım yöresinde ve Astrahan yöresinde varlığını sürdüren Türk dillerinden Nogaycayı konuşan bir halk.

Nogay adı [değiştir]

Nogay adı Yaseminin kardeşimden gelmektedir.Kırım'ın batısında Aksu nehri ile Özü nehri arsındaki sahada Kıpçakların boy beyi olup boy beyliğini dedesi Tuval beyden alan bu kişi 1270-1299 yıllarında Altın Orda'da büyük bir nüfuz kazanmış olan Berke Han'ın başkomutanı Nogay Han'dan gelmektedir. Ona tâbi il ve uruğlara Nogay adı verilmiştir. mogol dilinde iti suven bir ölke manasini verer yani haman sabir saka dilinde.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Nogaylar

TÜRK TOPLULUKLARI >> Nogay Türkleri

Nüfus : 1.030.000
      Bulundukları başlıca şehirler : Rusya Federasyonuna bağlı Astarhan, Terek, Kızılyar, Açıkulak, Perekop, Çelyabinsk; Bulgaristan'ın Şumnu, Dobruca ve Türkiye'nin Ankara -Polatlı, Şereflikoçhisar, Konya-Kulu, İstanbul, Osmaniye, Adana, Çorum, Eskişehir, Bursa, Kütahya, Gaziantep, Isparta-Senirkent şehirlerinde yaşamaktadırlar.Siyasi ve idari konumları : Bulundukları ülkenin idari yapısına uymaktadırlar.

 

      Tarihçe
      Türk tarihinde Nogay sözüne ilk olarak Altınordu devletinde rastlanır. Nogay Han , üstün kabiliyeti , büyük teşkilatçılığı sayesinde Altınordu devletinin en yüksek mevkilerine çıkmış; Nogay Han'a tabi Türk toplulukları da onun adını almışlardır.Nogaylar, 13. yüzyıla kadar, Deşt-i Kıpçak'ta ( Kıpçak çölünde ) göçebe hayatı yaşadılar. Birleşik bir hayat süren Nogaylar çeşitli sebeplerden dolayı daha sonra dağıldılar. Bir kısmı mekan değiştirirken, kalabalık bir kısmı diğer Türk boyları arasında eridiler.

 

      Bugünkü Durum
      Erimeden günümüze kadar kalan Nogaylar; Hazar bozkırında, Kuzey Kafkasya'da, Kırım'da, İdil-Ural havzasında, Batı Türkistan'da ve Litvanya'da, Dobruca'da, Deliorman bölgesinde ve Türkiye'de yaşamaktadırlar.

http://turktarih.net/tarih/1145/nogay-turkleri

 

3106
0
0
Yorum Yaz