GÜN OLUR... (Orhan Veli)

2011-02-24 20:53:00

 width="480">>
Zülfü Livaneli - Gün Olur ~ Halkın Gücü
Yükleyen elf-cnbrk. - Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaşayın!
edip akbayram-vesikalı yarim (gelirli şiir)
Yükleyen secretinlife. - Diğer müzik videolarına göz atın.
Ezginin Günlügü - Hürriyete Dogru
Yükleyen cdegdas. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.

 


 

 

yorumlamak için

yorumOKUyorum

yorumlamadan önce

filmler/yönetmenler (movies)

şarkılar/hikayeler (Songs)

şiirler/şairler (poems)

müzik dinle (listen to music)

diğer

tüm yazılar


 

Facebook: Yorumokuyorum Blogcu


 

http://www.orhanveli.net/orhanveli.html


 

GÜN OLUR Gün olur, alır başımı giderim, Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda. Şu ada senin, bu ada benim, Yelkovan kuşlarının peşi sıra. Dünyalar vardır, düşünemezsiniz; Çiçekler gürültüyle açar; Gürültüyle çıkar duman topraktan. Hele martılar, hele martılar, Her bir tüylerinde ayrı telaş!... Gün olur, başıma kadar mavi; Gün olur başıma kadar güneş; Gün olur, deli gibi...

    Orhan VELİ


 

THERE ARE DAYS

(gün olur/T.S.Halman çevirisi)

 

There are days when I pack up and leave

In the smell of the nets pulled out of the sea

Drifting from this island to that

In the trail of the shearwaters.

 

There are worlds here which you can't imagine

Where flowers bloom with a tumult

And smoke bursts with a blast out of the soil.

 

And the seagulls, those seagulls

Perk up with a fresh urge in each feather.

 

There are days I'm blue from top to toe,

There are days when the sun is all over me,

There are days just crazy...



 

http://www.orhanveli.net/talathalman.html


 

Orhan Veli Kanık

Orhan Veli Kanık ya da Orhan Veli (13 Nisan 1914, İstanbul - 14 Kasım 1950, İstanbul), Türk şair. Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte yenilikçi Garip akımının kurucusu olan Kanık, Türk şiirindeki eski yapıyı temelinden değiştirmeyi amaçlayarak sokaktaki adamın söyleyişini şiir diline taşıdı.[4] Şair 36 yıllık yaşamına şiirlerinin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser sığdırdı

http://tr.wikipedia.org/wiki/Orhan_Veli_Kan%C4%B1k

http://en.wikipedia.org/wiki/Orhan_Veli_Kan%C4%B1k HÜRRİYETE DOĞRU Gün doğmadan, Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola. Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında, İçinde bir iş görmenin saadeti, Gideceksin Gideceksin ırıpların çalkantısında. Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı; Sevineceksin. Ağları silkeledikce Deniz gelecek eline pul pul; Ruhları sustuğu vakit martıların, Kayalıklardaki mezarlarında, Birden Bir kıyamettir kopacak ufuklarda. Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin; Bayramlar seyranlar mı dersin, Şenlikler cümbüşler mi? Gelin alayları, teller, duvaklar, Donanmalar mı? Heeey Ne duruyorsun be, at kendini denize: Geride bekliyenin varmış, aldırma; Görmüyor musun, Her yanda hürriyet; Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; Git gidebildiğin yere... Orhan Veli KANIK


 
 

TOWARD FREEDOM

(hürriyete doğru/T.S.Halman çevirisi)

Before dawn,

While the sea is still snow-white, you will set sail;

The grip of the oars in your palms,

And in your heart the joy of toil and vigor,

You will go.

In the roll and sway of the nets, you will go.

For welcome, fish will appear on your course

Delighting you.

As you shake the nets,

Scale by scale, the sea will journey into your hands.

When silence pervades the souls of seagulls

In the cemetery of the rocks,

All of a sudden,

All hell will break loose on the horizon:

Mermaids will scuttle and birds scurry...

Saturnalia and festivals, orgies and carnivals,

Bridal processions, masquerades, revelries, carausals...

Heeeyy!

Whaddya waiting for, man, jump in the sea!

Forget who's waitying for you back there.

Don't you see: Freedom is all around you.

Be the sail, the oar, the rudder, the fish, the water,

And go, go whereever you can.



 

http://www.orhanveli.net/talathalman.html


 


 

BEDAVA Bedava yaşıyoruz, bedava; Hava bedava, bulut bedava; Dere tepe bedava; Yağmur çamur bedava; Otomobillerin dışı, Sinemaların kapısı, Camekanlar bedava; Peynir ekmek değil ama Acı su bedava; Kelle fiyatına hürriyet, Esirlik bedava; Bedava yaşıyoruz, bedava. Orhan VELİ

FREE

We live free
Air is free, clouds are free
Valleys and hills are free
Rain and mud are free
The outside of cars
The entrances of cinemas
And the shop windows are free
Bread and cheese cost money
But stale water is free
Freedom can cost your head
But prison is free
We live free

Orhan Veli Kanık

http://www.yardimx.com/haber/derslerodevler/ingilizce-turkce-siirler.html


 

 

Orhan Veli'nin Yanlışı
     
Orhan Veli'nin kavgası edebiyatımızın en büyük kavgasıdır, buna
inanıyorum. Bu kavganın yurdumuzdaki bütün şiir köklerini büyük büyük ırgalayan
bir işlevi oldu. Irmağın yatağını daha doğal bir vadiye indirdi. Şiire kasket
giydirdi, sivilleştirdi onu. Bugünkü şiir verimleri onun da verimleridir biraz.
Ama şiiri? Ben öteden beri ne zaman Orhan Veli'nin şiirine yaklaşmak,
ısınmak istediysem, başaramadım. Hep ters geldi bana. Başlangıçta aynı noktadan
çıkan Oktay Rifat'la Melih Cevdet'e karşı durumum bambaşka olmuştur. Onların
şiirinden çok şey öğrendim. Sanırım, bizim kuşak şairlerinin çoğu da aynı duygu
içindedir. Çünkü bu iki şair, Orhan Veli öldükten sonra sanatlarında büyük bir
aşama yaptılar, geliştiler. Orhan Veli ise krizalit döneminde kaldı. Belki o da
yaşasaydı şiirini tam anlamıyla kuracaktı. Kurabilecek miydi acaba? İkiyüzlü
bir sevgi gösterisi demek olan bu soruyu sormamak daha iyi. O zaman, daha
ikiyüzlü bir cevapla karşılaşmak mümkündür: şiirini kurmadan ölmemek de şairin
bir güçlü yanı değil mi?

Ben Orhan Veli'nin şiirinde baştan itibaren çok büyük bir eksiklik, çok
büyük bir hata buluyorum. Bu, bir görüş ayrılığı değil, anlayış farkı değil,
şiiri temelinden tehlikeye düşürdüğüne inandığım bir şey. Şu:
Bilmem yanılıyor muyum, Orhan Veli, büyük kavgasını sürdürürken eski
sanata karşı cevaplarını yazılarında değil, hep şiirlerinde vermek istedi; başka
türlü söylersek, yeni bir şiir ne olmalıysa onun değil, eski şiir ne değilse
onun çevresinde dolanmaya başladı. Bu onu sınırladı. Tam anlamıyla özgür
olmasını daha ilk noktada engelledi. Bu yüzden yeni bir sanatın gizli, el
değmedik olanaklarını kazanmaya pek fırsat bulamadı. Oysa yeni şiir, eski
şiirin tersi değil, çok daha başka bir şeydi.Yeni bir sanat girişimi, kendi
diyalektiği ile ve kendi açtığı alanlarda hareket etmeliydi; eski sanata karşı
cevapları, tepkileri, yeni alanlardan kaldıracağı hasatla gerçekleştirmeliydi.
Orhan Veli bu yola giremedi, asıl şiirini yazamadı.

Orhan Veli, şiirlerinde eski şiirle o kadar uğraştı ki, kendi sanatının
estetik yönüyle ilgilenmeye pek vakit bulamadı. Oktay Rifat'la Melih Cevdat
Anday'ın Orhan Veli'nin ölümüne yakın zamanlardaki şiirleri de öyledir. Bütün
gemileri yakmanın neşesi içindedirler ama, bir yetinme duygusunu yaşadıkları,
ötesini pek fazla düşünmedikleri de anlaşılmaktadır.Mısra yok, ölçü yok, müzik
yok, imge yok, güzel yok, kafiye yok, metafizik yok, dram yok. Ve bunlar eski
şiirde var diye yok. Üstelik o sırada yardımcı malzemeye çok ihtiyacı olan Orhan
Veli'nin şiir,ötesi alanlardan da yararlanmak istemediğini görüyoruz. Tarihsel,
toplumsal verilerle, felsefeyle, coğrofyayla ilgilenmiyor hiç. İşe sıfırdan
başlamak istiyor.

Bu sıfırdan çok şey doğabilirdi. Ama kendi gelişimini özgür bırakmak,
bu arada bütün malzemeyi, bütün şiirsel durumları kendine koşullandırmak
suretiyle.. Bir de yeni yapıyı daha entellektüel planda kurmak suretiyle.. Oysa
Orhan Veli halk gibi, hatta "halk olarak" yazılan bir şiirin peşindeydi. "Halk
için halk tarafından". Bence çıkışındaki biçim başkaldırması bu amacını
zararlandırıyordu. Garip'teki afacan şiirlerin sonra sonra Yaprak'taki toplumsal
yergi şiirlerine dönüşmesi belki de bu çelişkinin giderilmesi için atılınmış
bir serüvenin sonucu oluyor.

Aslında Orhan Veli'nin bütün şiirleri eski şiire birer yergisidir desek
yeri. Ama ters yönden de olsa yine eski şiirden çıkar bunlar. Bu yüzden iyice
formalist bir yapıları vardır. Güzelliklerini, değerlerini,hiç değilse
tuhaflıklarını eski şiirden alırlar. Sözgelimi "Kitabe-i Seng-i
Mezar"ların varlık gerekçesi eski şiirlerin tutumuna bağlanır: "Lopinaların en
harelisi", Ahmet Hamdi'nin "Minarelerin en ilahisi" mısrası ile eğlenmektedir:
"Rakı şişesinde balık olsam", "Göllerde bu dem bir kamış olsam"ı yıpratır.
Bukonuda dolaylı, dolaysız örnkleri istediğimiz kadar genişletebiliriz.
Orhan Veli'nin bütün şiirlerinde böyle bir tutum görüyoruz. Gerçi; "Dalgacı
Mahmut", "Kapalıçarşı" gibi özgün ve eski sanattan bağımsız şiirleri de var.
Ama çok az. Bence asılgüzel şiirleri de böyle şiirleridir. Çünkü bu şiirler
yeni bir hava sunuyor, yeni bir şiirsel ağıntı kuruyorlar. Sadece edebiyat
tarihçisinde değil, şairde de tükenmez ve adlandırılmaz bir kıpırtı, bir
karıncalanma doğurabiliyorlar. Yeni şiirsel özlere köprü kurabiliyorlar.
Orhan Veli'nin edebiyat hayatımızda hiçbir şairinkine benzemeyen bir
kaderi oldu. Yeni şiirimizin, işlev olarak kurucusu olan bu adamkuramını
yazılarıyla değil, başka iki şeyle yaptı: Hayatıyla ve şiiriyle. Hayatıyla,
çünkü Orhan Veli hayat tarzıyla, sakalıyla, tipiyle, serüvenleriyle, hakkında
çıkarılan hikayelerle de yeni şiirin kuruluş yıllarında büyük rol oynadı.
Şiiriyle, çünkü Orhan Veli, yazacağı makalaleri, daha doğrusu fıkraları da
şiirinde vermeye alışmıştı. Dikkat edilirse, sözgelimi Yaprak dergisinde şiir
üstüne en az yazı yayımlayan odur.

Nazım Hikmet eşyanın ve olayın korkunç bir röportajcısıydı. Eski şiire
birçok yerden bağlı olduğu halde, bu bağlılıktan korkmamış ve sonuçta şiirini
çok yeni, çok zengin olanaklarla enine boyuna donatmıştır. Orhan Veli ise
şiirlerinde şenlikli ve alçakgönüllü bir günlük yazarı niteliğinde iken,
girdiği serüvende en çok korktuğu şeye, eski şiire takılıp kaldı; eski şiirin
geleneğinden negatif parodiler çıkarmaya çalıştı; Nazım Hikmet'ten çok daha
köklü, çok daha önemli bir kavgaya girmek istedi, bir öncü kimliğinde, Türk
şiirine kazandırdı o kavgayı; ama bu arada kendi şiirinin şehit düşmesini de
önleyemedi. Ölümünden on beş yıl sonra bakıyoruz ki tüfeği depoya konulmuş
çoktan. Orhan Veli kavgadan hiçbir zaman başını alıp Melih Cevdet'in "Aı"sı,
Oktay Rifat'ın "Telefon"u gibi bir şiir yazamadı. Eksik kaldı. Yeni bir şiiri
öneren, köklü bir sanat devrimini getirmeye çalışan birçok şairin, sanatçının
eski sanatla alay eden, ona takılan birçok eskizleri olmuştur. Ama bunun yanı
sıra onların hiçbiri o yeni şiirin, o devrimin yörüngesinde onun iç gelişmesine
bağlı ürünler vermeyi de ihmal etmemiştir. Gerçek üstücülerin de vardır böyle
deneyleri. Ama sözgelimi bir André Breton oturup "Serbest Birleşme"yi de
patlatmıştır.

Orhan Veli böyle. Türk şiirinin kavgasını kazandı. KEndi şiirinin
kavgasını kaybetti. Öyle sanıyorum ki hepimizin onun serüveninden alacağımız
büyük dersler var.

Cemal Süreya/ Günübirlik-1967
http://www.supermeydan.net/forum/forum306/thread54209.html


 

Orhan Veli Şiirinde “Öl” Anlambirimi İle Oluşan Açkı

Şiirlerinde konuşma diline her zaman yakın olan Orhan Veli, yergili, alaysı ve umursamaz diliyle hep anlaşılır kalmış ve anlamı her zaman öncelemiştir. Hece şiirine de bir tür karşı çıkış vardır poetikasında. Asıl şiir tüketicisinin halk olması gerektiğini, şiirlerin üst tabakadan indirgenerek, anlaşılırlık nitelikleri ve konuşma diline yakınlığıyla topluma dönük olması gerektiğini savunmuş ve bu yönde çalışmıştır. ‘Topluma dönük’ olması, toplumcu gerçekçi şiir anlayışından yana olduğunu göstermez bize. Orhan Veli ve hatta Garip şiiri toplumcu gerçekçi şiire de bir tepkidir; asıl erekleri dil konusunda topluma yönelmektir. Orhan Veli için, ne sözcük ve ne de dize şiiri yazdığı söylenebilir; şiirleri bütünsel anlamda değer taşır. Çünkü dönemin poetik anlayışına göre; dizenin şiirselliği önemsenmemiş, şiirin bütünlüğü, bir bütün olarak anlamı üzerinde durulmuştur. İlk inceleme konumuz olan şiirde de böyle bir akıcılık vardır. “Derdim Başka” şiirinde umursamazlık tavrı doruğa çıkar. Aşkın büyüsünü, cesaret ve umursamazlığı ile yaşar. Korkuları, ne günlerin geçiyor olması, zamanın ilerlemesi ve ne de ölümdür; aşkın ayrılığından korktuğu belirgindir. Güneşin batmakta olması değil, günün sokaklardan çekilme saati olduğundan yakınırcasına güneşe sitem ederken: “Beni bu güzel havalar mahvetti.” der. Yine de bir ironi vardır ve çatışan bir anlam (Kanık, 2005:48):

http://www.siirpenceresi.com/poetikmetinler/necmi_selamet-02.htm


 

Orhan Veli’nin Bilinmeyen Serüvenleri

http://turgayfisekci.wordpress.com/2009/11/23/orhan-veli%e2%80%99nin-bilinmeyen-seruvenleri/


 

ORHAN VELİ VE GELENEKSEL TÜRK ŞİİRİ


 

643
0
0
Yorum Yaz