hürriyet kasidesi ... bir hazin hürriyet

2011-09-04 14:46:00

Namık Kemal'in en kuvvetli şiirlerinden biri olan Vatan / Hürriyet Kasidesi'nin asıl adı, Beslet-i Osmaniyye ve Hamiyyet-i İnsaniyye'dir. Besâlet Kasidesi, Kaside-i Besâlet diye de anılır.

 

1867 yılında, Abdülaziz'in baskı yönetiminden kurtulmanın özlemini çeken bazı aydınlar, "Genç Osmanlılar Cemiyeti"ni kurmuşlardı. Namık Kemal'in de içinde bulunduğu bu cemiyet, "meşrutiyet"i gerçekleştirmek amacıyla çalışmaya başlamıştı. Ancak çok geçmeden Genç Osmanlılar, Avrupa'ya kaçmak zorunda kalmışlar, Fransa'ya gittikten bir süre sonra İngiltere'ye geçerek Londra'da "Hürriyet" gazetesini çıkarmışlar, özlemlerini çektikleri düşünceleri İstanbul'da duyurmaya başlamışlardı.

Namık Kemal'in aşağıda okuyacağınız "Hürriyet Kasidesi", onun "hükümet kapısı"ndan ayrıldığı ve Avrupa'ya gittiği dönemde yazılmış olabilir. Bu şiir, bir bakıma yazıldığı dönemde, Namık Kemal gibi aydınların öncülük ettiği çağdaş düşüncelerini anlatan bir şiir sayılır.

Burada o güne kadar üzerinde çok az durulan "yurt", "yurtseverlik", "hürriyet" gibi kavramlarla birtakım "toplumla ilgili düşünceler" ve "kişisel erdemler" dile getiriliyor; Yurdun mutlu yarınları için "halka hizmet" ve "doğruluk", başta gelir. Millet için fedâkarlık, erdemlerin en üstünüdür. Millî birlik ve düşünce hürriyeti ile bütün güçlükler yenilebilir. Yüce yaratılışlı bir millet olarak da bunları daha kolay yapabiliriz.

Kasidenin son beyitlerinde bu düşünceler yanında "hürriyet" ve "hürriyet"in değeri ile ilgili duygu ve düşünceler yer alıyor. Görülüyor ki bu kasidede, eski kasidelerde olduğu gibi bir kişinin ve yapılan işlerin değil; "toplumsal ve kişisel erdemler"in, "hürriyet"in övgüsü yapılmaktadır.

Şiirin hemen her mısrasında yabancı kelime ve tamlamalara rastlıyoruz. Bunlardan "hâk-i vatan", "ittihad-ı kalb-i millet", "meydan-ı hamidiyyet"... vb, Tanzimat edebiyatının getirdiği, yukarda sözü edilen düşünce ve kavramlarla ilgili sözlerdir.

Şiirin bütünündeki söyleyiş ise, kuru, öğretici, hikâye eden bir söyleyiş değil; Namık Kemal'in yurtsever, fedâkâr, mert kişiliğine uyan coşkun bir hitâbet niteliğindedir.

http://www.tarihimiz.net/v3/Haberler/Edebiyat/Namik-Kemal-ve-Hurriyet-Kasidesi-Aciklamasi.html

 

 

Hürriyet Kasidesi

(Günümüz Türkçe'siyle Açıklaması)


Çağın değer yargılarını doğruluktan ve samimiyetten sapmış görerek
Kendi arzumuz ve saygınlığımız ile devlet kapısından ayrıldık.

Kendini insan bilenler halka hizmet etmekten usanmaz,
Mürüvvet sahibi olanlar zavallılara yardım etmekten kaçınmaz.

Eğer millet, hor görülmüşse onun şanına bir eksiklik geleceğini sanma;
Yere düşmekle cevher, değerinden özünden birşey kaybetmez.

Vücudun mayası, vatan toprağıdır;
Bu vücut, acı ve sıkıntı içinde vatan yolunda toprak olursa, en küçük bir üzüntü duyulmaz.

Dünyada zalimin yardımcısı, aşağılık kimselerdir;
İnsafsız avcıya hizmetten zevk alan ancak köpektir.

Hayatın değerini şöhretin güzelliğinden üstün tutanlar ile
Geçici zevklere ebedî feyiz tercih edilir.

İnsanlarda hayatın uzamasına bunca düşkünlük nedendir;
İnsan emaneti koruyacağı yerde ondan niçin menfaat bekler?

Kişi dünyada herkesten kendini alçak görür, ayıplanmaktan kaçınır,
Fakat kendi nefsinden utanmaz.

Akıllı ve bilinçli olanların, yaptıklarından pişman olup çalışmalarını artırması ve bunlardan ders alması, felekten intikam almak demektir.

Başarının, üstünlüğün değeri, milletin gönül birliğinde durur;
Koruma ve kollama eserleri ise ümmetin düşüncesinin çarpışması ile çıkar.

İktidar sahibi bir kişinin azim gücü, dünyanın bir düzene girmesini sağlar;
metanet sahibi kişilerin ayaklarını sağlam basması ile cihan titrer.

Kader, her feyzini, her lütfunu bir zaman için saklar;
Milletteki gevşeklikten, zayıflıktan sakın korkma!

Zincire vurulmuş aslana ayaklarının güçsüzlüğü töhmet değildir;
Bu dünyada nasipsiz himmet sahiplerinden talih utansın.

Işık yüksekliğin doruğundan uzaksa çaresizliktendir;
Tabiat yerde sürünen kabiliyetten utansın.

Biz o osmanlılar boyunun ulu soyundanız;
Mayamız, bütünüyle şehadet kanıyla karılmıştır.

Biz o yüce hamiyetli, çalışkan ve güçlü kişileriz ki
Bir küçük aşiretten dünyaya hükmeden bir devlet meydana getirdik.

 

Biz o yüce yaratılışlı milletiz ki
Hamiyet meydanında ayaklar altında toprak olmaktan bize ölüm daha iyi gelir.

Hürriyet mücadelesi korkulu ateş olsa ne dert,
Yiğit olan bir insan gayret meydanından kaçar mı?

Cellâdın can yakan kemendi acımasız bir ejder bile olsa,
Yine bin defa esaret zincirinden daha iyidir.

Felek her türlü eziyet yollarını toplasın gelsin,
Millet yolunda hizmetten dönersem kahpeyim.

Bu yolda çektiğim acılar, sıkıntılar anılsın;
Bunun en basit zevki bile vezirlikten, sadrazamlıktan daha iyidir, yücedir.

Vatan, bir vefasız alaycı sevgiliye dönmüş,
Aşkına bağlı olanları gurbet acılarından ayırmıyor.

Korkudan, yalvarma yakarmadan uzağım;
Benim yanımda görevim menfaatimden, hakkım hükûmetin kötü niyetlerinden daha üstündür.

Ey adaletsiz, milletin yiğitleriyle mücadeleden sakın;
Senin zulmünün kılıcı hamiyet kanının ateşi karşısında erir.

Zulüm ile, işkence ile hürriyeti ortadan kaldırmak ne mümkün;
Eğer kendinde bir güç görüyorsan insanoğlundan idraki kaldırmaya çalış.

Gönülde çalışma gevheri, elmas cevherine benzer;
ağırlığın tesirinden, baskının şiddetinden ezilmez.

Ey hürriyetin güzel yüzü, sen ne büyüleyici imişsin.
Gerçi esaretten kurtulduk derken senin aşkının esiri olduk.

Şimdi kalbi fethedecek güç sendedir, güzelliğini gizleme;
güzelliğin, milletin nazarlarından ebediyete kadar uzak kalmasın.

Ey geleceğin umudu, sen ne can dostuymuşsun;
Dünyayı bütün üzüntü ve sıkıntılarından kurtaran sensin.

Hükmetme çağı senindir, hükmünü dünyaya geçir;
Allah yüceliğini her türlü belâlardan korusun.

Ey yaralı kükreyen aslan, senin gezdiğin güzel sahralar zulmün köpeklerine kaldı,
ARTIK GAFLET UYKUSUNDAN UYAN!


NAMIK KEMAL

 

http://www.amaney.com/forum/turk-dili-ve-edebiyati/34804-namik-kemalin-hurriyet-kasidesi-ve-gunumuz-turkcesiyle-aciklamasi-ve-yorumu.html

 

 

HÜRRİYET KASİDESİ

 

Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten

Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten

 

Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten

Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten

 

Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma

Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten

 

Vücudun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır

Ne gam rah-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten

 

Muini zalimin dünyada erbâb-ı denâettir

Köpektir zevk alan sayyâd-ı bi-insafa hizmetten

 

Hemen bir feyz-i baki terk eder bir zevk-i faniye

Hayatın kadrini âli bilenler hüsn-i şöhretten

 

Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler

Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten

 

Cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kim

Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten

 

Felekten intikam almak demektir ehl-i idrake

Edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedametten

 

Durup ahkam-ı nusret ittihad-ı kalb-i millette

Çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten

 

Eder tedvir-i alem bir mekînin kuvve-i azmi

Cihan titrer sebat-ı pay-ı erbab-ı metanetten

 

Kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklar

Fütur etme sakın milletteki za'f u betaetten

 

Değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdamı

Felekte baht utansın bi-nasib- erbab-ı himmetten

 

Ziya dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir

hicâb etsin tabiat yerde kalmış kabiliyetten

 

Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmaniyânız kim

Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten

 

Biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd ü içtihâdız kim

Cihangirâne bir devlet çıkardık bir aşiretten

 

Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette

Bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten

 

Ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet

Kaçar mı merd olan bir can için meydân-ı gayretten

 

Kemend-i can-güdâz-ı ejder-i kahr olsa cellâdın

Müreccahtır yine bin kerre zencîr-i esâretten

 

Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin

Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten

 

Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler

Ki ednâ zevki aladır vezâretten sadâretten

 

Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâza dönmüş kim

Ayırmaz sâdıkân-ı aşkını âlâm-ı gurbetten

 

Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir

Vazifem menfaatten hakkım agrâz-ı hükümetten

 

Civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ye bidâd

Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten

 

Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet

Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

 

Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret

Ezilmez şiddet-i tazyikten te'sir-i sıkletten

 

Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet

Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

 

Senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme

Cemâlin ta ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten

 

Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl

Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten

 

Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et

Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten

 

Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar

Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten

 

 

Namık KEMAL

 

http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=315&Itemid=12

 

 

hürriyet kasidesi şiirinin tahlili

http://www2.aku.edu.tr/~asengul/makale/yeni_insan_anlayisi.html

 

 

 

BİR HAZİN HÜRRİYET

Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu, bir lokma bile tatmadan
yoğurursun
          bütün nimetlerin hamurunu.
Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı
Karun etmek hürriyetiyle hürsün!

Sen doğar doğmaz dikilirler tepene,
işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan
                                      değirmenleri,
büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün vicdan
hürriyetiyle hürsün!

Başın ensenden kesik gibi düşük,
kolların iki yanında upuzun,
büyük hürriyetinle dolaşıp durursun,
işsiz kalmak hürriyetiyle hürsün!

En yakın insanınmış gibi verirsin memleketini, günün birinde, mesela,
Amerika'ya ciro ederler onu seni de büyük hürriyetinle beraber,
hava üssü olmak hürriyetiyle hürsün!

Yapışır yakana kopası elleri Valstrit'in, günün birinde, diyelim ki,
Kore'ye gönderilebilirsin, büyük hürriyetinle bir çukura
doldurulabilirsin, meçhul asker olmak hürriyetiyle hürsün!

Bir alet, bir sayı, bir vesile gibi değil insan gibi yaşamalıyız dersin,
büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi,
yakalanmak, hapse girmek, hatta asılmak hürriyetinle
hürsün

Ne demir, ne tahta, ne tül perde var hayatında, hürriyeti seçmene lüzum yok
hürsün.

Bu hürriyet hazin şey yıldızların altında.
 

N.Hikmet- 1951
http://siir.gen.tr/siir/n/nazim_hikmet/bir_hazin_hurriyet.htm


Yıldız Silier, ‘Özgürlükler Yanılsaması’ adlı kitabında, özgürlük kavramını Marx ve Rousseau örneklerinde incelerken bir yandan kapitalizmin belirlediği sınırlar içinde hapsolmuş ve bu hapisliği kabullenmiş insanları da mercek altına alıyor. Kitabın bir yerinde yazar şöyle diyor:
 
Bir an olsun durup düşünelim. Gerçekte hayatımızdaki önemli dönemeçlerde biz karar veremiyorsak, özgür olmamız mümkün mü? ÖSS’de tercih yaparken en moda mesleklerden etkilenip, sonuçta genellikle ilk tercihimiz olmayan bir yeri kazanıp, mezun olunca mesleğimizi yapamayıp, eğer şanslıysak, bizi kabul eden herhangi bir işte çalışmaya başlayıp, klasik dokuz beş mesaisinin çok ötesinde çalışmak zorunda kalıp, ‘kariyer yapabileceğimiz’ bir mesleğin izini gazete ilanlarından sürerken, bize hangi tercih alanları kalıyor peki? Cep telefonumuzun modeli mi? Giydiğimiz markalar, eğlendiğimiz yerler, yaşadığımız muhit, seyrettiğimiz diziler mi? Tüketim tercihlerimizle gerçekten kendimizi ifade etmiş mi oluyoruz? Zengin olursak, her dilediğimizi yapabileceğimiz ve böylece özgürleşeceğimiz doğru mu? Tüm bu sorular aslında cevabını da içinde barındırıyor: Kocaman bir HAYIR! Belki de ilk yapmamız gereken, ‘böyle gelmiş, böyle gider’, ‘insanların hepsi, doğası gereği bencil ve rekabetçidir’, ‘her zaman güçlüler yönetir’ gibi bizi pasifliğe ve umutsuzluğa iten ezberleri bozmak. Yani, sağduyunun yolundan çıkıp solduyu’muzu geliştirmek. Yabancılaşmayı, modern toplumun mutlak ve kaçınılmaz bir gerçeği olarak görmemek, ‘yaşam koçları’ ve ‘risk yöneticileri’nden medet ummamak ve hem kendi bireysel güçsüzlüğümüzün, hem de toplu gücümüzün farkına varmak.’
 
http://www.taylanozbay.com/index.php?option=com_content&view=article&id=360:utopia-ve-oezguerluekler-yanilsamasi&catid=35:politik-yazlar&Itemid=56
 

 

yorumlamak için

yorumOKUyorum

yorumlamadan önce

filmler/yönetmenler (movies)

şarkılar/hikayeler (Songs)

şiirler/şairler (poems)

müzik dinle (listen to music)

diğer

tüm yazılar

 

Facebook: Yorumokuyorum Blogcu

920
0
0
Yorum Yaz