Karadeniz... Kuşlar... (Edip AKBAYRAM)

2010-12-08 22:14:00


EDİP AKBAYRAM - KU�LAR
Yükleyen palyaco27. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.

Edip Akbayram - Karadeniz @ müzik dinle

 

TÜM YAZILAR


MÜZİK DİNLE (music)



Filmler/Yönetmenler (Movies)

Şiirler/Şairler (Poems)

Şarkılar ve Hikayeler (Songs)





29 Aralık 1950'de Gaziantep'de doğdu.Henüz dokuz aylıkken çocuk felcine yakalandı. Bu kötü hastalığın pençesinde çocukluğunu geçiren Edip Akbayram'ın müziğe tutkusuda çocukluk yıllarında başladı.

"Haftalığımdan biriktirdiğim paralarla ünlü pop şarkıcılarının konserlerine gider, eve döndüğümde aynanın karşısında onların taklitlerini yapardım." diyor Akbayram o yıllar için. Çocukluk yıllarında bir orkestra kurarak amatör olarak evlerinin yakınındaki bir düğün salonunda çalıştı.

Lisede kurdukları orkestrada Pir Sultan'ın, Karacaoğlan'ın deyişleri üzerine yaptıkları besteleri çalıp söylediler. İlk plağını da lise yıllarında yaptı: "Kendim ettim kendim buldum. İlk plağını çıkardığı grubun adı Siyah Örümcekler'di. Plakta zaten "Siyah Örümcekler-Gaziantep Orkestrası" ve "Edip Albayram ve Siyah Örümcekler" başlıkları altında iki farklı baskıyla çıktı. Gaziantep'ten sonra Adana ikinci adresi oldu Edip Akbayram'ın. Adana, Akbayram'ın kurduğu orkestrayla ilk sahneye çıktığı kenttir. Burada "Beyaz Saray" adlı bir gazinoda çalışmaya başdı.

Akbayram yoksulluk içinde geçen bir çocukluktan sonra, liseyi bitirip kapağı İstanbul'a attığında yıl 1968'dir. Liseyi bitirdiği zaman hep öğrenmeyi istediği mesleğin, doktorluğun eğitimini almak için üniversite sınavlarına girdi ve diş hekimliğini kazandı. Ne var ki müzik ağır bastı ve bu meslekten vazgeçerek kendini müziğe verdi. "Zaten diş hekimi olsaydım, babamın bana muayene açacak parası yoktu ki!" diyordu sanatçı geçirdiği o yoksulluk yılları için.

Kuşlar Şarkı Sözü Süzülün uçusun beni de beni de alın götürün Bir okyanus ortasina ya da bir senri yanina Kanat kanat yelken olup götürün beni kuslar Bir dalganin içine ya da kör bir kuyuya [Nakarat] Sevda çok uzaklarda yildizlarin da ötesinde Bilmem nasil yakalarim kuşlar kuşlar Ya umutlar biterse Gidemem gidemem gidemem o kadar uzaklara gidemem Tek çarem sonsuzluga atın beni kuşlar Yetisin nefesim bitiyor yetisin bana kuslar Ya özgürlük adina ya da sevda hatirina Bir dali kirik agacim söküp beni koparin Bir deli orman içine birakin beni kuşlar

 

KARADENİZ


 

Karadeniz, karadeniz

Fırtınalar içindeyiz

Dört karanfil verdim sana

Her biri bir engin deniz


 

Dağlarda kır çiçekleri

Sevgi dolu yürekleri

Doğdu ülkemin üstüne

Güneşten sıcak gözleri


 

Dağda yanar bir top çiçek

Hepsi bir yumruk bir yürek

Bahar eylediler kışı

Geceyi gündüz ederek


 

Açlık karanlık bir yandan

Her taraf zindan mı zindan

Ateş yakıp ısındılar

Elleri çözüldü kın olan


 

kuşatıldılar geceden
duman tütmez bir bacadan
vuruldular gün atımı
yüreğim yandı acıdan

gelir güzel günler gelir
yöre yaylası dillenir
dört fidanım güller açmış
binlercesi filizlenir

(sözleri ahmet özdemir ve erdoğan aslan'a,müziği mehmet gümüş'e ait)


 


 


 

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz


Sene 1341 mevsime uydum/
Sebep oldu şeytan bir cana kıydım/
Katil defterine adımı koydum/
Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz/

Sen üzülme anam dertlerim çoktur/
Çektiğim çilenin hesabı yoktur/
Yiğitlik yolunda üstüme yoktur/
Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz/

Çok zamanlar çektim kahrı zindanı/
Bize de mesken oldu Sinop’un hanı/
Firar etmeyilen buldum amanı/
Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz/

Snop kalesinden uçtum denize/
Tam üç gün üç gece göründü Rize/
Karşıki dağlardan gel oldu bize/
Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz/

Bir yanımı sardı müfreze kolu/
Bir yanımı sardı Varilcioğlu/
Beşyüz atlıyılan kestiler yolu/
Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz/

Geleneksel


 




Kaynak : Unutulmasınlar Diye - Bireşim Yayınları


 

Müzik yaşamımdaki en önemli üretimlerimden saydığım, "Karadeniz Karadeniz" adlı
ezgime gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim.
1983'te Amasya cezaevinde tutukluydum.15 Aralık 1980'de 12 Eylül darbecilerince
katledilen dört devrimcinin ölüm yıldönümleri için yaptığım bu besteyi
cezaevindeki arkadaşlarıma okuduğumda duygu seli sardı koğuşu.Olayı yaşayanların
çoğu oradaydı.Devrimci mücadelenin unutulmazları arasında yeralan o dört insanın
anısıyla yaşadık o anı.
Öykünün doğrusuna gelince; Diyalaglarınızı inceledim.Küçük bir ayrıntı dışında
"Mari" nin yazdıklarınına eklenecek birşey yok; - Hacı Hasan adlı muhbirin yer
göstermesiyle sarılırlar.
Tamamı onaltı kıta olan şiirin ilgili bölümü aynen şöyle:
"HACI HASAN KAN İÇESİN
MUHBİR YAFTASI BOYNUNDA
YAĞLI KURŞUNLAN GEÇESİN"


 

Ahmet SAKİN

Ünye'nin Meydan Köyü'nde doğdu.
1978 başlarında devrimci çalışmalara katıldı. 1980'de, Ünye köylerindeki örgütlenme çalışmalarına katıldı.
Kumru-Ericek yaylasındaki çatışmada yara almadı ve çemberi yarmayı başardı. Takip altındayken arkadaşlarından koptu ve kalp krizi geçirdi. İlacını çatışma sırasında düşürmüştü. Krizi atlatamadı. Kış geçip buzlar çözülünce, bir çoban tarafından ağacın birine yaslanıp kalmış gövdesi bulundu.

Ahmet GÜRLER

Fatsa'nın Aşağıtepe Köyü'nde doğdu.
1979 sonunda Samsun'daki çalışmalara katıldı. 12 Eylül'ü izleyen günlerde ise, kırsal alana geçti. 15 Aralık 1980'de, Kumru-Ericek Yaylası'ndaki kuşatmada helikopterden atılan bir bombayla öldürüldü.

Ahmet ESGİCİ

Fatsa'nın, Yukarı Ardıç Köyü'nde doğdu.
1979 sonlarından başlayarak devrimci çalışmalara katıldı.

15 Aralık 1980'de Kumru-Ericek Yaylası'nda kuşatmaya alınan grubun içindeydi. Çatışma sırasında bulunduğu evden çıkarak yakınlardaki bir dere yatağına ulaşmayı başardı. Ancak yaralanmıştı.
Kan kaybından baygın düşünce yakalandı. Helikopterle götürülürken, yolda öldü.

Sebahattin DEMİR

Ünye'nin Çiğdem Köyü'nde doğdu.

1980 Kasımında, Ünye'nin Tekhisar İlçesi'nde buluşan 22 Devrimci Yolcu, şehirde barınma imkanı kalmadığı sonucuna vararak, Kumru-Ericek Yaylası'na çekilme kararı almışlardı. Geride eylem yapmak üzere 6 kişilik bir ekip bırakarak yola çıktılar. 3 Aralık günü Kumru-Ericek yaylasına ulaştılar.

14 Aralık akşamı, geride bırakılan ekip de yaylaya geldi ve tüm grup buluştu. Üç ayrı yayla evine dağıldılar. 15 Aralık sabahı bulundukları evler kuşatılmıştı. Görece daha uygun konumda olan evdekiler, diğer iki evdeki arkadaşlarına yardım etmek için yakındaki dereyi tutmaya çalıştılar. Bu arada, helikopterler üzerlerine bomba yağdırıyordu. Helikopterlerden biri, Ahmet Gürler'in açtığı ateşle, iniş yapmak zorunda kaldı. İlerleyen saatlerde bölgeye yeni takviye birlikleri ve helikopterler geldi. Çatışma 5 saat sürdü.

Çatışmada, ilk vurulan Sebahattin Demir oldu.


 


 

1921’in Ocak ayının 28’ini 29’a bağlayan gece karadenizin soğuk sularında canveren, Mustafa Suphi ve arkadaşlarına yakılan ağıt…


ONBEŞLERE AĞIT
Hayali gönlümde yadigar kalan
Bir yanım deryada çalkalanır şimdi
On beş mürşit ile boğulup ölen
Bir yanım deryada çalkalanır şimdi

Garip garip öter derya kuşları
Su içinde uykuları, düşleri
Bir gelin gelir de döker yaşları
Bir yanım deryada çalkalanır şimdi

Yaralarım tuz içinde kanıyor
Uyku basmış ela gözler sönüyor
Bir yanımda Suphi, Nejat ölüyor
Bir yanım deryada çalkalanır şimdi

Nazım ile zindanda günbegün biriz
Söyletir dilsizi, ağlatır körü
Sağ yanım çürüyor sol yanım diri
Bir yanım deryada çalkalanır şimdi

Gelir günler gelir yaram sarılır
Bir gün olur elbet hesap sorulur
Bir yanım Acem'den Çin'den çevrilir
Bir yanım deryada çalkalanır şimdi

 

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz
Rize yöresi Rize'nin şimdiki adı Portakallık olan Haldoz mahallesindeki bir düğünde kardeşinin bıçakla karnından yaralanması üzerine, kendisine haber verilen Sandıkçı Şükrü olay yerine giderek kardeşini kanlar içinde buluyor ve kardeşini yaralayan Abdi Ağa'nın uşağını (bir anlatıma göre de Abdi Ağayı) orada vuruyor. Bu olay üzerine hapishaneye düşen Sandıkçı Şükrü bir süre sonra bazı arkadaşlarıyla birlikte hapishaneden kaçıyor ve dağa çıkıyor. Sandıkçı Şükrü, dağa çıktıktan sonra, yönetimle işbirliği yaparak kendisini hileyle zehirlemek isteyen biriyle karısı Fadime'yi elinden almak isteyen başka birini öldürüyor. Sandıkçı Şükrü'nün adı bu olaylardan sonra daha da yaygınlaşıyor. Fakirlere bir şey yapmaması zenginlerle mücadele etmesi yüzünden halk tarafından da seviliyor ve destekleniyor. Bu ve benzeri erdemleri yüzünden kendisine yardım edenler çoğalıyor. Sandıkçı Şükrü'nün türküde adı geçen Perilizade adında zengin birine haberler göndererek, yoksullara mısır dağıtmasını istediği, yoksa kendisini cezalandıracağı tehdidinde bulunduğu söylenir. Nitekim Sandıkçı Şükrü'nün isteğini yerine getirmeyen Perilizade'nin mısırlarını adamlarına toplattırdığı ve yoksullara dağıttırdığı yaşlılarca da anlatılır. Rize'nin Camiönü (Arkotil) mahallesinden Hüseyin Kutlu adında Sandıkçı Şükrü dönemine yetişmiş bir yaşlı "Çevrede başı belaya giren Sandıkçı'nın yanına geliyordu. Sandıkçı hem geleni koruyor, hem yardım ediyordu" diyor. Kardeşiyle birlikte, türküde adı geçen Urusba (şimdiki adı Uzunkaya) köyünde eski bir kahvede otururken, zaptiyeler çevresini sarıyorlar. Zaptiye Çavuşu Abbas Çavuş Sandıkçı'nın teslim olmasını istiyor, ancak Sandıkçı kabul etmeyerek Abbas Çavuş'tan çekip gitmelerini istiyor. Zaptiye Çavuşu da bunu kabul etmeyince çatışma çıkıyor. Sandıkçı ve kardeşi Zaptiye Çavuşu ile birkaç zaptiyeyi öldürerek kaçıyor. Sandıkçı Şükrü'nün bu olaydan sonra bir ara yakalanıp zincire vurularak batıya gönderildiği fakat kapatıldığı yerden atlayıp Rizeli sandalcılar tarafından kurtarıldığı anlatılır. Sandıkçı Şükrü'nün Sinop kalesinde tutukluyken denize atladığı ve kurtulduğu anlaşılıyor. Sandıkçı Şükrü'nün yakalanmaması ve her geçen zaman içinde daha çok halk desteği sağlaması üzerine Trabzon Valisi Kadir Paşa önemli sayıda adam toplayarak Sandıkçı'nın üzerine gönderiyor. Sandıkçı'nın üzerine gönderilen süvariler, Kolcu kayıklarının Reisi Varilcioğlu Sadık'ı da yanlarına alıyorlar. Sandıkçı Şükrü Of ilçesinin İkizdere köyü yakınlarındaki Sanlı adlı bir mezrada bir yaşlı kadının evinde otururken ihbar ediliyor. Çevresi atlılarca sarılıyor. Varilcioğlu da yanlarında. Sandıkçı Şükrü teslim olmak istemiyor. Fakat eskiden tanıştığı Varilcioğlu Sadık teslim olursa öldürülmeyeceğini söyleyerek onu ikna ediyor. Sandıkçı Şükrü de buna inanarak tüfeği elinden teslim oluyor. Fakat Varilcioğlu ile zabtiyeler teslim olarak önlerinde yürüyen Sandıkçı Şükrü'yü arkadan kurşunlayarak öldürüyorlar. Türkülerden, gövdesinin şehre getirilerek halka gösterildiği anlaşılıyor. Sandıkçı Şükrü'yü doğrudan gören ve tanıyan Refii Cevat Ulunay, ondan "Yaptıklarına pişman olmuş, fakat affedilmeyeceğini bildiği için teslim olmayan mert bir insan" olarak sözediyor. 1843-1909 yılları arasında yaşamış Rizeli Kahya Salih adında dinci ve tutucu bir şairin de Sandıkçı Şükrü'yle ilgili bir destanı bulunuyor. Karadeniz Türkçesiyle yazılan destanda "Şükri dedikleri bir merd eşkıya"nın "Devlet hükümatina" kurşun attığı için öldürüldüğü anlatılıyor.
kaynak: Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler http://www.baktabulum.com/turkulerimizin-hikayeleri/65405-eskiya-dunyaya-hukumdar-olmaz-turkusunun-hikayesi-rize-yoresi.html
Kaynak : Anonim Yıl 1341
nefsime uydum Sebep oldu şeytan bir cana kıydım
kaynak: Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler http://www.baktabulum.com/showthread.php?t=65405
Katil defterine adını koydum
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz
Sen üzülme anam benim dertlerim çoktur
Çektiğim çilenin hesabı yoktur
Yiğitlik yolunda üstüme yoktur
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz
Çok zamandır çektim kahrı zindanı
Bize de mesken oldu Sinop'un hanı
Firar etmeyilen buldum amanı
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz
Sinop kalesinden uçtum denize
Tam üç gün üç gece göründü Rize
Karşı ki dağlardan gel oldu bize
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz
Bir yanımı sardı müfreze kolu
Bir yanımı sardı Varilcioğlu
Beşyüz atlıylan kestiler yolu
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz


 


 

güzel bi hikaye ama sandıkçı şükrüyle alakası yok ikizderede geçmiyo SELİMİYE köyünde(eski adıyla kanloroz) bu bilgileri nerden aldınız bilmiyom ama o eşkiya piyade osman denilen adamdır adı osman piyade oğlu çok merak eden olursa resimlerini yaptıkları olayları belgeleriyle gösterebilirim ben o ailedenim sandıkçı şükrünün hikayesi çok abartıldı sadece bu yazıya cvp vermek için üye oldum ha bide gerçek sözlerinin bi kısmı şöyledir normalde çok fazladır 5 kıta falan değil.. yıl 1341 nefsime uydum
sebep oldu şeytan bir cana kıydım
katil defterine adımı koydum
eşkiya dünyaya validem beyhudar olmaz

sen ağlama validem dertlerim çoktur
çektiğim çilenin hesabı yoktur
erkeklik namımda üstüme yoktur
eşkiya dünyaya beyhudar olmaz

http://www.baktabulum.com/showthread.php?t=65405

EDİP AKBAYRAM - SEN BENDEN GİTTİN GİDELİ @ müzik dinle


EDIP AKBAYRAM - ESKIYA DUNYAYA HUKUMDAR OLMAZ
Yükleyen mana_mana. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.
Karadeniz A�ıtı, RUHİ SU, Hazırlayan: �erif Erginbay
Yükleyen SerifErginbay07. - Özgün ve yaratıcı web videolarını izle.

297
0
0
Yorum Yaz