Norwegian Wood... inadına AŞK

2012-03-21 19:30:00
Norwegian Wood... inadına AŞK |  görsel 1

 

 

 

(Lennon&McCartney)

I once had a girl, or should I say, she once had me
She showed me her room, isn't it good, norwegian wood?

She asked me to stay and she told me to sit anywhere
So I looked around and I noticed there wasn't a chair

I sat on the rug, biding my time, drinking her wine
We talked until two and then she said, "It's time for bed"

She told me she worked in the morning and started to laugh
I told her I didn't and crawled off to sleep in the bath

And when I awoke I was alone, this bird had flown
So I lit a fire, isn't it good, norwegian wood?


 

.......

İlk defa bir kızım vardı, ya da şöyle mi demeliyim, o bana sahipti
Bana odasını gösterdi, ne güzel değil mi, Norveçli odunu?
Bana kalmamı söyledi ve bir yere oturmamı söyledi
Etrafa baktım ve sandalye olmadığını fark ettim

Bir halıya oturdum, uygun zamanı bekleyerek, şarabını içerek
İkiye kadar konuştuk ve dedi ki "Yatma zamanı"
Sabah çalıştığını söyledi ve gülmeye başladı
Ona ben çalışmıyorum dedim ve banyoda uyumaya sürükledi

Ve uyandığımda yalnızdım, kuş uçup gitmişti
Öylece bir sigara yaktım, ne güzel değil mi, Norveçli odunu

http://www.akormerkezi.com/the-beatles-norwegian-wood-this-bird-has-flown--turkce-ceviri_sarki-dfjpjn.html


 

Norwegian Wood - Haruki Murakami


 

Sözkonusu kitabın yazarı Haruki Murakami, Japonya'nın 20. yüzyıldaki en önemli romancıları arasında gösteriliyor ve başta ABD olmak üzere Türkiye de dahil pek çok ülkede geniş bir okuyucu kitlesine sahip. Ben Haruki Murakami'yle Norwegian Wood'la (Türkçe çevirisi "İmkansızın Şarkısı" ismiyle yayımlanmış) tanıştım. Bir yazarı tek bir romanıyla betimlemek belki yanlış ama ben Murakami ile ilgili ilk izlenimimi paylaşmak istiyorum. 1960'ların fonunda tutunamayan bir ergenin romanı olarak özetlenebilecek bu kitapta, yazarın basit, yalın bir dili var. Anlatımı sakin ve akıcı. Belki romanda geçen mekanları ve karakterleri ayrıntılarıyla betimlediğinden, belki bu akıp giden dilinden ötürü romanın içine girmek hiç de zor olmuyor. Ayrıca romana eşlik eden şarkılar, roman kahramanının sevdiği romanlar, sigaralar, yemekler, içkiler, çaylar ve yine şarkılar romanın geçtiği döneme daha kolay adapte olmanızı sağlıyor. 

Murakami, roman içinde, takıntılı olduğu bazı şarkıları ve bazı kitapları ısrarla belirtiyor. Bu da bende yine takıntılı bir romancıyla karşı karşıya kaldığım izlenimi uyandırdı. Aynı şarkı ve kitaplarla başka romanlarında da karşılaşacağımı hissediyorum. Bu bir yandan çok güzel bir his. Çünkü ben bazı romanlarda sırf romanın fon müziği olsun diye aranıp taranıp yapay biçimde romana eklemlenmiş şarkı ya da yazarlara karşılaştığımda rahatsız oluyorum. Ve bu romandaki samimiyeti alıp götürüyor. Romanla ilgili yorumlara göre, Murakami bu romanda kendi otobiyografisini yazdığı ve kendini tekrarladığı iddiasıyla özellikle Japon okuyucuları tarafından eleştirilmiş. Henüz başka bir kitabını okumadığım için bu konuda bir yorum yapamam ama ben de romanı okurken ergen kahramanımızın Murakami'nin kendisi olduğunu düşündüm. Bu kitap beni yazarın diğer romanlarını da okumam konusunda cesaretlendirdi. Bana göre en mühim katkısı bu oldu. Ben genellikle yeni keşfettiğim romancıların kitaplarını sırayla okumam Murakami'nin okumayı planladığım ikinci romanı sadece isminden ötürü "Kafka on the Shore". Yazarın ayrıca oldukça renkli bir web sitesi var, hem kitaplarıyla ilgili ayrıntılı bilgiye ulaşmak hem de yazarı tanımak istiyorsanız bu eğlenceli siteye buradan ulaşabilirsiniz.

http://mavifuad.blogspot.com/2011/11/norwegian-wood-haruki-murakami.html


 


 

aşk

aşk inadına, aşk devrimdir
mağlup, galip ve nikbindir
her sabah, her gece
mücadeledir

aşk bir molotof kokteyli
bazen elde kalem misali
daim doğrudan eylemdir
pasif direniştir

aşk istanbul'da bir sokak
berlin'de bir squad
b1r, i2i, 3ç bazen binlerdir
aşk örgütlenmektir

aşk meydandır, aşk aleni
maskesiz yürümektir
kırılmış bir tüfektir
müşterektir

aşk bir kadim punk tutumu
karakızıl bayrak oldu
mor, yeşil ve pembedir
rengarenktir

aşk ankara'da bir meydan
atina'da yanan çam
alevler içindedir
aşk diyalektiktir


http://tayfabandista.org


 

Adele - Rolling In The Deep Şarkı Çevirisi

There’s a fire starting in my heart Kalbimde bir ateş yanmaya almaya başlıyor Reaching a fever pitch, it’s bringing me out the dark Alev alma seviyesine gelip, beni karanlıktan kurtarıyor Finally I can see you crystal clear Sonunda seni kristal şeffaflığında görebiliyorum Go head and sell me out and I’ll lay your shit bare Devam et ve beni elinden çıkar ben bomboş şekilde orada yatacağım See how I leave with every piece of you Her parçandan nasıl ayrıldığıma bak Don’t underestimate the things that I will do Yapacağım şeyleri hafife alma There’s a fire starting in my heart Kalbimde bir ateş yanmaya almaya başlıyor Reaching a fever pitch Alev alma seviyesine geliyor And its bring me out the dark Ve beni karanlıktan kurtarıyor The scars of your love remind me of us Senin sevginin yara izleri bana bizi hatırlatıyor They keep me thinking that we almost had it all Bana neredeyse tamamen başardığımızı düşündürüyor The scars of your love they leave me breathless Aşkının yara izleri beni nefessiz bıraktı I can’t help feeling Sezgilerime yardımcı olamıyorum We could have had it all Tamamen sahip olabilirdik Rolling in the deep Dibe doğru yuvarlanıyoruz You had my heart and soul Benim kalbimi ve ruhumu almıştın And you played it Ve onlarla oynadın To the beat Beni yenmek için Baby I have no story to be told Bebeğim benim anlatacak hikayem yok But I’ve heard one of you Ama duydumki senin varmış And I’m gonna make your head burn Ve senin kafanı kızdıracağım Think of me in the depths of your despair Senin çaresizliğin derinlerindeki beni düşün Making a home down there Evimi oraya inşa ettiğimi It Reminds you of the home we shared Sana paylaştığımız evi hatırlatan The scars of your love remind me of us Senin sevginin yara izleri bana bizi hatırlatıyor They keep me thinking that we almost had it all Bana neredeyse tamamen başardığımızı düşündürüyor The scars of your love they leave me breathless Aşkının yara izleri beni nefessiz bıraktı I can’t help feeling Sezgilerime yardımcı olamıyorum We could have had it all Tamamen sahip olabilirdik Rolling in the deep Dibe doğru yuvarlanıyoruz You had my heart and soul Benim kalbimi ve ruhumu almıştın And you played it Ve onlarla oynadın To the beat Beni yenmek için Throw your soul through every open door Ruhunu tüm açık kapılardan dışarı fırlattın Count your blessings to find what you look for Senin dualarını saydım ne aradığını bulmak için Turned my sorrow into treasured gold Kendi acımı altın dolu bir hazineye çevirdim You pay me back in kind and reap just what you sow Bana ne ektiysen onu biçerek geri ödeme yaptın We could have had it all Tamamen başarabilirdik We could have had it all Tamamen başarabilirdik It all, it all it all, Tamamen, tamamen, tamamen We could have had it all Tamamen başarabilirdik Rolling in the deep Derine doğru yuvarlanırken You had my heart and soul Kalbimi be ruhumu almıştın And you played it Ve onlarla oynadın To the beat Beni yenmek için Çeviren : PaoKai


 

http://www.sarkicevirileri.com/35765-Adele-Rolling-In-The-Deep-ceviri.html


 

Nick Cave - Where The Wild Roses Grow (türkçe çeviri) şarkı sözleri


 

They call me the wild rose ( beni yaban gülü diye çağırırlar )
But my name was elisa day ( fakat benim adım elisa )
Why they call me it i do not know ( bilmem ki neden beni böyle çağırırlar )
For my name was elisa day ( Çünkü benim adım elisa day )

From the first day ı saw her ı knew she was the one ( onu gördüğüm ilk günden beri, biliyordum o aradığım kişiydi )
He stared in my eyes and smiled ( gözlerimin içine baktı ve gülümsedi )
For her lips were the colour of the roses ( dudakları güllerin rengindeydi )
That grew down the river, all bloody and wild ( nehrin aşağısında yetişenlerden, kan renkli ve yabani )

When he knocked on my door and entered the room (kapımı çalıp , odaya girdiğinde )
My trembling subsided in his sure embrace ( ürpertim onun kat'i kucaklamasıyla yatıştı )
He would be my first man, and with a careful hand ( ilk aşkım olabilirdi, ve nazik elleri )
He wiped at the tears that ran down my face ( yüzümden kayan gözyaşlarını sildi )

On the second day i brought her a flower ( ikinci gün ona bir çiçek götürdüm )
She was more beautiful than any woman i'd seen ( tüm kadınlardan daha güzeldi o, şu ana kadar gördüğüm )
I said, 'do you know where the wild roses grow ( dedim ki : "biliyor musun yaban güllerinin yetiştiği yeri'' )
so sweet and scarlet and free ?' ( o kadar tatlı ve al ve özgür ki )

On the second day he came with a single red rose ( ikinci gün tek bir kırmızı gülle geldi )
Said: 'will you give me your loss and your sorrow' ( dedi ki: 'bahşeder misin bana kaybını ve kederini' ? )
I nodded my head, as i lay on the bed ( başımla onayladım , yatağa uzanırken )
He said, ' if i show you the roses, will you follow ?' ( dedi ki : ' beni takip eder misin, sana gülleri gösterirsem ' ? )

On the third day he took me to the river ( üçüncü gün beni nehre götürdü )
He showed me the roses and we kissed ( bana gülleri gösterdi ve öpüştük )
And the last thing i heard was a muttered word ( duyduğum son şey fısıltılı bir sözdü )
As he knelt (stood smiling) above me with a rock in his fist ( yumruğundaki bir kayayla, önümde diz çökülüydü (gülümseyerek durdu)

On the last day i took her where the wild roses grow on ( o gün onu yaban güllerinin yetiştiği yere götürdüm )
And she lay on the bank, the wind light as a thief ( ve banka uzandığında rüzgar bir hırsız gibi konmuştu )
And i kissed her goodbye, said , 'all beauty must die ' ( ve elveda öpücüğü verdim, dedim ki: 'bütün güzellikler ölmeli ' )
And lent down and planted a rose between her teeth ( ve eğildim ve dişlerinin arasına bir gül yerleştirdim )

http://www.garaj.org/soz-tab/8J3/nick-cave-where-the-wild-roses-grow-turkce-ceviri


 

 

 

yorumlamak için

yorumOKUyorum

yorumlamadan önce

filmler/yönetmenler (movies)

şarkılar/hikayeler (Songs)

şiirler/şairler (poems)

müzik dinle (listen to music)

diğer

tüm yazılar

Facebook: Yorumokuyorum Blogcu

 

 

 

151
0
0
Yorum Yaz