Sarı gelin... Sari Gyalin (Kırık bir aşk hikayesi)

2010-01-09 20:21:00

 

 

Uluslararası bir türkü

* Prof. Dr. Melih Duygulu (Mimar Sinan Üniversitesi Etno -Müzikoloji Bölümü):

Ezgisinin tam olarak hangi topluma ait olduğunu bilmek imkansız. Kürtçe, Türkçe, Ermenice, Azeri Lehçesinde ve hatta Süryanice versiyonları bulunan bu ezgi hakkında bildiğimiz tek kesin şey ezginin Doğu Anadolu ve Kafkasların Batısı’nda yaşayan halkların ortak ezgisidir. Bu tür ezgiler özellikle Balkanlarda, Kafkaslarda ve Orta-Doğu’da rastlandığı üzere benim ’Transnational Melody ’yani uluslararası melodi dediğim ezgi türüdür. Ya ni gelenek ve ezgileri birbirine benzeyen ve birbirleriyle iç içe geçmiş halde uzun yıllar yaşayan toplulukların ortak benimsediği melodiler.

 

 Sarı Gelin

Erzurum çarşı pazar
İçinde bir kız gezer

Elinde divit kalem
Dertlere derman yazar

(Katlime ferman yazar)

 

Palandöken yüce dağ

Altı mor sümbüllü bağ

Seni vermem yadlara

Nice ki bu canım sağ

Oy nenen ölsün sarı gelin

Erzurum’da bir kuş var
Kanadında gümüş var
Yarim gitti gelmedi
Elbet bunda bir iş var

 

Ermenice versiyonu

 

Ambela para para neynim aman sari gelin

Yesim siradzin çara

Merit merni sari gelin

 

Gaynel ez gat gınımanis neynim aman sari gelin

Padzvel ez vart gınımanis

Merit merni sari gelin

 

(Türkçe)

Bulutlar pare pare

Sevdiğimi alamadım

Anan ölsün dağlı gelin

 

Beyazsın süt gibi

Açılmış güle benzersin

Anan ölsün dağlı gelin

 

 

Azerice versiyonu

 

Saçın ucun hörmezler

Gülü sulu dermezler

Sarı gelin

Bu sevda ne sevdadır

Seni mene vermezler

Neynim aman

 

Bu derenin uzunu

Çoban qaytar quzunu, quzunu

Gün ola men bir göreydim

Nazlı yarımın üzünü

Neynim aman

Sarı gelin

 

 

 

 

"SARI GELİN" TÜRKÜSÜ ve EFSANESİ (Dr.Yunus ZEYREK)

Sarı Gelin türküsü, Kuzeydoğu Anadolu coğrafyasında ortaya çıkmıştır. Türklerin büyük bir kolunu teşkil eden Kıpçakların diğer adı da Kuman'dır. Diğer kavimler, Kıpçakları "sarışın" anlamına gelen "Kuman" adıyla veya bu anlama gelen başka kelimelerle anmışlardır. Sarı Gelin, eski çağlardan beri Çoruh ve Kür ırmakları boyunda yaşayan Hristiyan Kıpçak beyinin kızıdır. Bölgeye gelen Arap din adamlarından birinin âşık olduğu bu sarışın güzel etrafında gelişen efsaneler, Kars ve Erzurum yörelerinde yaşamaktadır.

Türk kültüründen etkilenen Ermeniler arasında birçok şifahî halk edebiyatı ürünümüzün yaşıyor olması, Sarı Gelin türküsünün, bir Ermeni türküsü olduğu iddiasının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu yazıda, Çoruh ve Kür ırmakları boyunda yaşayan Kıpçak Türklerinden bahisle, onların izlerini taşıyan bir efsanenin varyantları üzerinde durulmuştur. Sarı Gelin'in bu efsaneyle birlikte, birkaç varyantını tespit edebildiğimiz bir türküye konu olması ve hatta bölgede bu adla anılan bir halk oyununun bulunması, tesadüf olamaz.

http://www.yusufiye.net/modules.php?name=News&file=article&sid=134

 

“MEY – BALABAN - DUDUK” VE “SARI GELİN TÜRKÜSÜ” HAKKINDA SÜLEYMAN ŞENEL İLE BİR RÖPORTAJ

Röportaj: Şamil KUCUR

Sarı Gelin türküsünün, halk ağzında şekillenerek yaygınlaşmış musikili bir halk hikayesinden koptuğunu düşünüyorum. “Şeyh Sen’an”, “Şeyh San’an”, “Şeyh San’ân”, “Şeyh-i San’an”, “Şeyh-i San’ân” “Şeyh-i Senânî” veya “ Şeyh-i Sanânî”. gibi adlarla ve söyleyişlerle anılan ya da kaynaklarda yer alan bir olay kahramanının adına bağlı bir halk hikayesinden koptuğunu düşünüyorum. San’an diyârından bir Şeyh, San’an’lı bir Şeyh: San’anî... Şeyh-i San’an... Ya da isterseniz biz olay kahramanının farklı anılan isimleri yerine, İstanbul ağzıyla ortalama olarak “Şeyh Sinan” diyelim. Tipik bir epizodik musiki örneği bu Sarı Gelin türküsü. Anlatıya dayalı musıkili bir türkü.

(…………………..)

Bu türkü ve efsânenin Kars köylerinde söylenen başka bir varyantını, tarihçi Ahmet Refik [Altınay] Bey de derlemiş. Efsâne, yazarın “Kafkas Yollarında- Hatıralar ve Tahassüsler” adlı kitabında geçiyor [İstanbul, 1919, s. 61-62]. Ahmet Refik Bey, efsaneyi şöyle özetliyor:

          “Bir Türk delikanlısı, köyünde yaşayan bir Hıristiyan kızını seviyor. Sabahları tarlaya giderken peşinden ayrılmıyor. Akşamları sürüleri ağıllarına dönerken sevgilisinin hüsnünü seyrederek ruhunun ateşini teskin etmeye çalışıyor. Fikren, hissen o derecede meşgul oluyor ki nihayet sevdiğinin taptığı haç’ı görmek istiyor ve bir Pazar sabahı kalkıp kiliseye gidiyor. Bir köşeye çekiliyor, sevgilisinin taptığı haçı, kilisede yapılan ayini seyrediyor”.

Türküsü de şöyle:

    Vardım kilisesine baktım haçına
    Mail oldum bölük pörçük saçına
    Kız seni götürem İslâm içine
    Vay Sinan ölsün Sarı Gelin”

    Vardım kilisesine kandiller yanar
    Kıranta Keşişler pervâne döner
    Tersa sevmiş deyin el beni kınar
        Vay Sinan ölsün Sarı Gelin
        Seni saran neyler dünya malın

http://www.turkuler.com/yazi/meybalaban.asp

209
0
0
Yorum Yaz