ESPERS - ruhsal ....

2012-03-15 18:23:00

Esper, telepati ve diğer benzer paranormal yeteneklerine sahip bir kişiyi ifade eder. Bu terim, ayrıca, duyular dışı algılamayı ifade eden kısaltma ESP teriminden türetilmiştir.       ÇEV. HALİL ÇELİK Siyahtır saçının rengi gerçek aşkımın Yüzü, harikulade güzel ve öyle muhteşem ki ve etkileyici elleri Üstünde yürüdüğü toprağa aşığım ben Seviyorum biricik aşkımı Ve bindiği tekneyi Üstünde yürüdüğü toprağa aşığım ben Biliyor musunuz ? ..... Yas ve ağlamak için gittiğim yer Clyde Ancak o zaman uyku tutar gözlerimi, Ona sadece bir kaç satırlık kısa bir mektup yazacağım Ölüm acısı çekeceğim binlerce kat Siyahtır saçının rengi gerçek aşkımın Yüzü, harikulade güzel ve öyle muhteşem ki ve etkileyici elleri Üstünde yürüdüğü toprağa aşığım ben ÇEV. HALİL ÇELİK       Black is the color of my true love's hair His face is like some wondrous fair With the prettiest face and the neatest hands I love the ground whereon he stands I love my love And whell he knows I love the ground whereon he goes If you know ??? ..... I go to the Clyde for to mourn and weep But satisfied I never can sleep I'll write him a letter, just... Devamı

Giresun Üstünde... (Eşref Bey Türküsü)

2012-03-13 19:22:00

      Eşref Bey Türküsü’nün Öyküsü       Eşref Gedikali 1905 doğumlu olup Piraziz İlçesi’nin (O yıllardaki ismi ile Abdal) önde gelen eşraflarından Gedikalizade’lere mensuptur.Giresun İli’nde ağabeyi Murat Gedikali ile Camlı Sokakta (bugünkü Fatih Caddesi) babasından kalan fındık fabrikasını işletmektedir.Kişilik olarak son derece sosyal , yardımsever , cömert , yakışıklı , iyi giyimli,halk tarafından sevilen biri olan Eşref Bey , 1933 yılında fabrikasında muhasebeci olarak çalıştırmak üzere Hakkı isimli bir kişiyi yanına alır ,Hakkı’yı yetkiyle donatır.Ancak bir süre sonra fabrikada çalışan bayan işçiler Hakkı’yı Eşref Bey’e şikayet ederler.Hakkı’nın kendilerini rahatsız ettiğini ve kendi çalıştıkları bölüme gelmemesini talep ederler.Eşref Bey Hakkı’ya kadın işçilerin bölümüne girmemesini sıkı sıkı tembih eder.Ancak kısa bir süre sonra Hakkı’nın yine o bölümde dolaştığını görerek kendisini oldukça sert bir dille uyarır.İzleyen gün,Giresun’da adet olduğu üzere Giresun limanından fındık yükleyerek sezonun ilk nakliyesini yapacak olan gemi seferi için tören düzenlenmiştir.O yıl ilk seferi düzenlenen Eşref Bey’in fabrikasının ürünüdür.Tören bittikten sonra Eşref Bey Hakkı’yı da yanına alarak lokantaya gider yemek yerler , ardından fabrikaya dönerler.Ofiste sohbet esnasında Hakkı Eşref Bey’den tabancasını çok beğendiğini , görmek istediğini söyler.Eşref Bey’de tabancasını verir , akabinde , Hakkı orada Eşref Bey’i kendi silahı ile vurur.Vurulduktan sonra Camlı sokakta yer alan fabrikasından çıkar , geçmekte olan otel sahibi Talat Bey’e “Hakkı beni vu... Devamı

denizin dibinde Mustafa Suphi-5

2012-03-11 19:57:00

      Mustafa Suphi ve Yoldaşlarını Kim Öldürdü   Sezen İNGİLOK  ‘Acı gerçek, bizi yükselten yalandan daha yararlıdır…’ Vladimir İlyiç LENİN …..... 1921’de yaşanan ağır yenilgi yalnızca siyasal bir yenilgi değildir; aynı zamanda ideolojik bir yenilgidir ve bu yenilginin sorumluluğu tamamen Mustafa Suphi’ye ve onun önderi olduğu Türkiye Komünist Partisi’ne aittir." demekte. Son derece iyi araştırılmış, özenle sıralanmış, kronolojik olarak tarihi olayların anlaşılması kolaylaştırılmış güzel bir araştırma kitabı. …..... http://www.mavidefter.org/index.php?option=com_content&view=article&id=255:mustafa-suphi-ve-yoldalarn-kim-oelduerdue&catid=69:otekitarih&Itemid=101   Mustafa Suphi ve Kurtuluş Savaşı “Kimsenin bilmediği mezarında rahat uyu, devrimin erken yiten savaşçısı! Sağ kalanlar tamamlayacaktır başlatmış olduğun yapıtı” Sultan Galiyef ….. Anadolu’da emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin bütün şiddetiyle saldırdığı anda, Mustafa Kemal ile başlayan Kurtuluş Savaşı, sadece Türkler için değil bütün mazlum uluslar için kurtuluş ümidi olmaya yetmiştir. Bununla paralel Rusya’da gerçekleşen devrim başta İngiliz emperyalizmi olmak üzere bütün emperyalistleri büyük bir kaygıya sürüklemiştir. Gelişen bu iki hareketin birbirinden kopartılıp yok edilmesinden başka çaresi olmayan emperyalizm bütün kartlarını Türkiye’ye oynamaya başlamıştır. Savaştan çıkmış, ordusu dağıtılmış mazlum Türk Ulusu’nu yok etmek, aslında gelişen Sovyet... Devamı

denizin dibinde Mustafa Suphi-4

2012-03-09 19:55:00

  Katil kim? İşte bu çerçevede Mustafa Suphi’yi kim öldürdü sorusu yanıtlanabilir. Mustafa Suphi ve arkadaşları Mustafa Kemal’e destek olmak için Ankara’ya gelmeye çalışmaktadırlar. Çünkü Lenin’den sonra iktidara gelen Stalin, Rusya’yı tekrar halklar hapishanesine çevirmeye çalışmaktadır. Nitekim TKP Kuruluş Kongresi öncesinde Süleyman Sami, Atatürk’le görüşmek üzere Anadolu’ya gelmiş, bu görüşmenin tutanakları daha sonra yayınlanmıştır. Bu tutanaklara göre Atatürk, TKP’lilerin Anadolu’ya geçişini desteklemekle birlikte ayrı bir teşkilatın kurulmasına karşıdır. TKP ise zaten kayıtsız şartsız Kurtuluş Savaşı’na katılmak istemektedir. İşte bu birliktelikten rahatsız olan anlayışları teşhir etmek bu noktada yeterlidir. Bunlardan ilki, daha önce de değindiğimiz gibi bizzat Stalin’in kendisidir. Nitekim Galiyev’i yargılarken Mustafa Suphi’den de bahsetmiş, onları Atatürk’ten talimat almakla suçlamıştır. Galiyev’e yaptıklarının aynısını, Suphi’ye de yapmak istemesi muhtemeldir. Bu birlikteliğe düşman olan diğer anlayış da İttihatçılıktır. Bunlar hâlâ Mustafa Kemal’le mücadele içindedirler, hatta olayların cereyan ettiği Trabzon ili bunların etkisindedir ve Atatürk buraya 1924’e kadar müdahale edememiştir. Yine Enver Paşa hem Mustafa Suphi’nin, hem de Mustafa Kemal’in en büyük düşmanıdır. 1918’den sonra kaçtığı Moskova’da Atatürk’ün yenilgisinden sonra Anadolu’ya bir kurtarıcı gibi döneceği günlerin hesabını yapmaktadır. İngiliz ve Alman emperyalizminin etkisine giren Enver Paşa’nın hangi amaçlarla Moskova’da bulunduğu hep soru işareti yaratmıştır. B... Devamı

denizin dibinde Mustafa Suphi-3

2012-03-07 19:46:00

Atatürk muhalifini boğarak öldürdüler RESMİ TABANCA İŞLERİ - MEŞRUTİYET'TEN CUMHURİYET'E FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER / ABDULLAH MURADOĞLU (9) Cumhuriyetin ilan edilmesinden yedi ay kadar önce Trabzon Mebusu Ali Şükrü'nün öldürülmesi hem Trabzon'da hem Ankara'da infiale sebep oldu. Ali Şükrü Bey, Mustafa Kemal Paşa'ya Meclis'te en sert şekilde muhalefet eden isimlerden biriydi. 'Yahya Kahya Olayı'nı da kurcalayıp duruyordu. Tam da bu sırada ortadan kaybolması ve iki gün sonra cesedinin bulunması cinayetin bu nedenle işlendiği kanaati veriyordu. Yahya Kahya'nın Topal Osman tarafından öldürtüldüğüne dair şayialar, bu cinayeti aydınlatmak isteyen Ali Şükrü'yü hedef haline getirmişti. Bu yüzden Ali Şükrü cinayetinin baş şüphelisi de Mustafa Kemal Paşa'nın sadık muhafızlarından 'Giresun Gönüllüler Taburu'nun kumandanı Topal Osman idi. Bir diğer görüşe göre Ali Şükrü'nün Mustafa Kemal Paşa'ya muhalefet etmesi Topal Osman'ı çileden çıkarıyordu. Paşa'yı canından çok seven Topal Osman bu durumu hazmedemiyordu. Yani Osman Ağa'nın hisleri galeyana gelmişti. CESEDİN ÜZERİNDE DELİL BIRAKMIŞLAR! Soruşturmayı yürütenler Topal Osman'ın en yakın adamlarından Mustafa Kaptan'ın ağzını yoklamışlardı. Mustafa Kaptan, Ali Şükrü Bey'in ortadan kaybolduğu gün Topal Osman'ın evinde misafir olduğunu itiraf etmişti. Mustafa Kaptan'ın tutuklandığını öğrenen Topal Osman ortadan kaybolmuştu. Böylece bütün şüpheleri üstüne çekmişti. Bu arada Çankaya civarında Ali Şükrü Bey'in cesedini arama çabaları başlatılmıştı. Bir çukurda gömülü bulunan cesedinde Topal Osm... Devamı

denizin dibinde Mustafa Suphi-2

2012-03-05 21:36:00

HALK GALEYANA GETİRİLİYOR Mustafa Suphi ve beraberindeki 17 kişi (?) 18 Ocakta Erzuruma gitmek üzere Karstan trenle yola çıktı. Heyet dört günlük bir tren yolculuğunun ardından 22 Ocakta Erzuruma vardığında kendilerini Muhafaza-i Mukaddesat Cemiyetinin örgütlediği eylemler bekliyordu. Modern Türkiyenin ilk Komünizmle Mücadele Derneği olan Cemiyetin 18 Ocakta yayınladığı beyannamede Rusyadan gelmiş, anası babası belirsiz, mazileri karanlık, cani iblislerin, Allah, Peygamber, Halife ve şeriat yok dediği, kadınlardan başlayarak na-mahremliği ortadan kaldıracağı, kadınların kamuya açık yerlere erkeklerle karışık girip çıkması, erkeklerle çalışması ve erkeklere hizmet etmesinin mecbur kılınacağı, üç yaşından büyük çocukların umumi depolarda toplanacağı, cinayet ve diğer suçlara ait kanunları kaldıracağı, çalışmayanın ekmek yiyemeyeceği, Başkırdistan, Taşkent ve Buharadaki milyonlarca Müslümanın bütün servetlerinin, ırz ve namuslarının ellerinden alınacağı yazıyordu. Bu iddialarla galeyana gelmiş göstericileri yönlendirenler arasında polis teşkilatından kişiler de vardı. Heyet Erzuruma sokulmadı ve dekovil hattıyla Karabıyıka (Aşkale yakınlarında köy) yollandı. Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin olayları anlatan telgrafı Mecliste okunduğunda, Mustafa Kemal, devletin her şeyden haberdar olduğunu gösteren ve Erzurumlularla hemfikir olduğunu beyan eden bir konuşma yaptı. Mustafa Kemal aynı oturumda yaptığı diğer konuşmada Kâzım Karabekir tarafından Mustafa Suphi ve arkadaşları için yapılan plandan övgüyle bahsetti. Ardından Erzurum Valisi Deli Hamite acele bir telgraf yolladı. Telgrafta Mustafa Suphi Efendinin refakatinde kaç kişi olduğunun ve onların da kendisiyle birlikte gönderilip gönderilmediğinin bildirilmesini rica ederim deniyordu. İMHA PLANI YÜ... Devamı

denizin dibinde Mustafa Suphi -1

2012-03-03 19:33:00

Nazım Hikmet Onbeşler için şöyle demişti: "1921 Kanunisani 28 Karadeniz Burjuvazi Biz Onbeş kasap çengelinde sallanan Onbeş kesik baş Onbeş arkadaş Yoldaş Bunların sen isimlerini aklında tutma fakat 28 Kanunisaniyi unutma..."     MARİA YOLDAŞ...   Yaygın görüş, bu katliamda on beş komünistin öldürüldüğü yönündedir. Ama bu doğru değil; Mustafa Suphi'nin eşi Maria, öldürülüp denize atılmadı fakat ölümden daha beter bir hale getirildi. Eşini ve on üç yoldaşını hançerlerle parçalayıp denize atan Yahya Kaptan, Maria'yı seks kölesi yapmak için sağ bıraktı ve "ahalinin" bilgisi dahilinde onu evine kapattı. Yahya Kaptan uzun süre tecavüz ettiği Maria'yı, Trabzon eşrafından Nemlizade Ragıp Bey'e devretti, sonra oradan alıp Rize'li "kabadayılara" hediye etti. Ve Maria yoldaş, bu serserilerin tecavüzlü aleminde hayatını kaybetti. Hamit Erdem, "Mustafa Suphi: Bir Yaşam – Bir Ölüm" başlıklı çalışmasında, olayın tanıklarından Trabzon'lu genç komünist Abdülkadir'in anlatımına yer vermiştir; "Kadının (Maria'nın) hangi evde olduğunu haber almak üzere uğraştım. Fakat hiçbir taraftan malumat alamadım. Önce Kahya'nın evinde olduğunu, sonra Nemlizade Ragıp Bey'in evinde olduğunu söylediler. Bazı üç dört defa olmak üzere evlerinin kapılarından geçiyordum. İhtimal rast getirir veya pencereden bakarken görüp nerede olduğunu haber alırım diye uğraştım. Fakat hiçbir taraftan haber almadım. Bilahare epey zaman geçtikten sonra kadının Kahya tarafından Rizelilere hediye edildiğini ve orada bir zevk arasında öldürdüklerini haber aldım.... Devamı

Pedro Almodóvar ... İçinde Yaşadığım Deri

2012-03-01 19:19:00
Pedro Almodóvar ... İçinde Yaşadığım Deri |  görsel 1

    Almodovar’ın en radikal yapımı İspanyol yönetmen Pedro Almodovar’ın son filmi ‘The Skin I Live In’, Fransız roman Tarantula’dan uyarlanmasıyla anılıyor. Thierry Jonquet’in bir plastik cerrahın karısını kurtarmak için insan klonlamasını anlatan hikaye, etkileyici bir gerilim olarak karşımıza çıkıyor.   İlk Kare: La piel que habito (Almodovar)   Pedro Almodovar’ın yeni filmi La piel que habito (İçinde Yaşadığım Deri) ile ilgili ilk görüntü yayınlandı. İspanyol yönetmenin Theirry Jonque’nin Tarantula isimli romanına kendi yorumunu katarak çektiği film 2011′in en ilgi çekici yapımlarından biri olmaya şimdiden aday.   http://www.turkcealtyazi.org/viewtopic.php?t=8249     Pedro Almodóvar (d. 24 Eylül 1949), İspanyol film yönetmeni. Uluslar arası alanda tanınmış film yönetmenlerinden olan Almadóvar, filmlerinde melodram öğeleri sıklıkla kullanmaktadır. Filmleri, kompleks anlatımlar, popüler kültür, popüler şarkılar, güçlü renkler ve kuvvetli bir dekor anlayışıyla göze çarpmaktadır. http://tr.wikipedia.org/wiki/Pedro_Almod%C3%B3var     Kalıpların dışına taşan yönetmen: Pedro Almodovar .............. Evet Türk Edebiyatı’nda belki “kadınları en iyi anlayan” birden çok yazarımız mevcut ama bu “payeyi” sinemaya taşıdığımızda, beyazperde de kadın deyince çoğu kişinin aklına gelen ilk isim kuşkusuz Pedro Almodovar oluyor. Almodovar, İspanya’nın La Mancha kasabasında başlayan hayatına Madrid’de yön verir. Franco rejiminin gerek sosyal gerekse sanatsal hayat üzerinde yarattığı baskıyı iyi gözlemleyen Almodovar, daha sonra filmlerinde bu “gerçek” hikaye... Devamı

ÖLÜLER KOROSU.. -Giacomo Leopardi-

2012-02-28 19:02:00
ÖLÜLER KOROSU.. -Giacomo Leopardi- |  görsel 1

      In Noi Di Cari Inganni Non Che La speme, Il Desiderio é spento İçimizde güzel aldanışların Umudu değil yalnızca, arzusu da tükenmiş -Giacomo Leopardi-     ÖLÜLER KOROSU Ey tek ebedi olan dünyada her canlı varlığın yöneldiği ölüm, sende dinlenir bizim ruhtan yoksun varlığımız, hoşnut değil,ama kurtulmuş eski acıdan.Götürüyor bilinmeze bu ağır düşünce bizi karmakarışık akıldaki koyu bir gece gibi: tükendiğini hissediyor çorak ruh umutlanma,arzulama gücünün: kurtuluyor böylece acıdan,korkudan ve eriyor boş,ağır ve sıkıntısız zaman. Yaşadık:bir süt çocuğunun ruhunda korkunç bir larvadan ya da korkulu bir rüyadan nasıl karanlık bir anı kalırsa; ötyle kalıyor bizde bu anısı da hayatımızın.Ama anı uzaktır korkudan.Ne olduk? Ne oldu yaşam adını alan o acı zaman parçası? Bizim düşüncemize göre, bugün, yaşam gizmli,hayranlık verici, ve görünmektedir bilinemeyen ölüm canlıların onu düşündüğü gibi. Nasıl kaçıyorsa ölümden yaşarken öyle kaçıyor şimdi de yaşam ateşinden bizim bilinmeyen varlığımız, hoşnut değil ama emin yazgının engellediğinden mutlu olmasının ölümlülerin ve ölümlerin. Giacomo LEOPARDİ çeviren: Durdu Kundakçı   http://www.forumla.net/siirler-ve-guzel-sozler/58171-oluler-korosu-giacomo-leopardi.html   GIACOMO LEOPARDI İtalyan şair ve yazarı - ( Recanati, Marche 1798 - Napoli 1837 ) Küçük bir soylunun oğlu; tek başına babasının zengin kütüphanesinde çalışararak daha on yedi yaşında büyük bir dil kültürü edindi.Yunanca'dan tercümeler yaptı ve bi... Devamı

LIBERTÉ .. Adrienne Rich

2012-02-26 20:57:00
LIBERTÉ .. Adrienne Rich |  görsel 1

        Yalan hem sözcüklerle söylenir, hem de sessizlikle. Adrienne Rich   http://bilgesozleri.com/adrienne-rich.html   Adrienne Rich 1929-   1929’da Baltimore’da doğan Adrienne Rich ABD’nin en önemli şairlerinden. 1951’de Radcliffe Koleji’nden mezun olduğu yıl “Yale Series of Younger Poets” ödülünü aldı ve bu ödülle birlikte ilk kitabı A Change of World yayınlandı. Sonrasında Necessities of Life (1966), Leaflets (1969) ve Will to Change (1971) kitapları çıktı. 1969 yılından itibaren “Kadın Özgürlüğü” hareketinde aktif olarak yer aldı.1974’de şiir seçkisi Diving Into the Wreck “National Book Award” ödülünü aldı, ancak Rich bu ödülü tek başına almayı reddetti ve susturulan bütün kadınlar adına iki kadın şairle birlikte aldı. 1976’da Of Woman Born: Motherhood as Experience and Institution eseri yayınlandığı yıl lezbiyen olduğunu açıkladı. 1997’de “National Medal for the Arts” ödülünü reddetti. Reddetme gerekçesini şöyle açıkladı: "Başkan Clinton ya da Beyaz Saray’dan gelen bu ödülü kabul edemem çünkü benim anlayışıma göre sanat bu yönetimin ahlaksız politikalarıyla uyuşmuyor…” İngilizce'den çeviren: Gökçe Metin   http://cevirmeninnotu.blogspot.com/2006/05/adrienne-rich-1929.html   LIBERTÉ özgürlük Adrienne Rich   ayak bilekleri zincirlenmiş ezilmiş, silindirin çiğnediği kırık taşlar gibi ve bir ada gibi kuşatılmış yukarıya bir ayna tutarak, vahşi ruj, sürme O kız bir ünlü bir yıldız cazibesi göz kamaştıran bir yo... Devamı

john reed -2

2012-02-24 20:55:00
john reed -2 |  görsel 1

    Love At Sea Wind smothers the snarling of the great ships, And the serene gulls are stronger than turbines; Mile upon mile the hiss of a stumbling wave breaks unbroken— Yet stronger is the power of your lips for my lips. This cool green liquid death shall toss us living Higher than high heaven and deeper than sighs— But O the abrupt, stiff, sloping, resistless foam Shall not forbid our taking and our giving! Life wrenched from its roots-What wretchedness! What waving of lost tentacles like blind sea-things! Even the still ooze beneath is quick and profound— I am less and more than I was, you are more and less. I cried upon God last night, and God was not where I cried; He was slipping and balancing on the thoughtless shifting planes of sea. Careless and cruel, he will unchain the appalling sea-gray engines— But the speech of your body to my body will not be denied!       Sangar   SOMEWHERE I read a strange, old, rusty tale Smelling of war; most curiously named The Mad Recreant Knight of the West. Once, you have read, the round world brimmed with hate, Stirred and revolted, flashed unceasingly Facets of cruel splendor. And the strong Harried the weak … Long past, long past, praise God, In these fair, peaceful, happy days.   The Tale: Eastward the Huns break border, Surf on a rotten dyke; They have murdered the Eastern Warder (His head on a pike). “Arm thee, arm thee, my father! Swift rides the Goddes-bane, And the high nobles gather On the plain!”   “O blind world-wrath!” cried Sangar, “Greatly I killed in youth; I dreamed men had done with anger Through Goddes truth!” Smiled the boy then in faint scorn, Hard with the battle-thrill; “Arm thee,... Devamı

kızıllar... john reed -1

2012-02-22 19:51:00
kızıllar... john reed -1 |  görsel 1

        yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar   Facebook: Yorumokuyorum Blogcu   Kızıllar (Orijinal: Reds), Warren Beatty'in yönettiği, Warren Beatty, Diane Keaton, Jack Nicholson'un başrollerini oynadığı ve 3 saatlik 1981 yapımı dönemsel tarih filmi. Film, Dünyayı Sarsan On Gün kitabının yazarı John Reed ile feminizmin öncülerinden Louise Bryant'in yaşadığı aşk ile birlikte 1917 Ekim Devrimini konu almaktadır. 1920'lerde Amerikan politika ve sanat ortamını irdelemektedir. Film, yönetmen Warren Beatty'ye En İyi Film ve Yönetmen dalında Oscar ödülü getirmiştir. http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1z%C4%B1llar_%28film%29       Hollywood’da Sosyalizm Esintisi ve Karalisteleme …... Amerikan sinemasında sol kanat olan yazar, oyuncu, yönetmen ve yapımcılar özellikle 1940-50’lerde çoğunlukla kara listeye alınmıştı. FBI’dan toplumdaki aşırı sağ elementlere, resmi liberalizmden Hollywood yöneticilerine kadar herkes bunun sağlanmasında belirli bir rol oynadı. Bu durum sadece Amerikan sinemasında değil, genel olarak Amerikan toplumu ve kültüründe de uzun vadeli etkiler bıraktı. Bunu takip eden yıllarda da anti-komünizm popülerliğini kaybetmedi, demokratik kurumlar ‘totalitarizm’ karşısında övülmeye devam edildi. Film endüstrisindeki Komünist Parti üyeleri Sovyet gizli polisinin ajanları muamelesi... Devamı

do.. re.. mi..

2012-02-20 19:49:00

    yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar Facebook: Yorumokuyorum Blogcu     do: Ut queant laxis re: resonare fibris mi: Mira gestorum fa: famuli tuorum sol: Solve polluti la: labii reatum si: Sancte Iohannes (bkz: guido d arrezo)   ‘si’ hariç diğer notaların isim babası gui d’arezzo’dur. arezzo bu adları aziz lohannes battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. yedinci notanın adı uzun zaman ‘b’ olarak kalmış, sonradan 13. yüzyılda sanete lohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ’si’ adını almıştır.   dominus - do regina - re miracula - mi fatum - fa soli - sol lactis - la sidus - si tanrı, cennet, güneş, samanyolu, rüzgar vs gibi anlamlara gelir kullandığımız do, re , mi , fa vs nin açılımları yukarıdaki gibidir.   http://www.itusozluk.com/goster.php/nota   Nirvana - Do Re Mi. eğer eğer kendimi yatırabilseydim yere, sızlanarak eğer söyleseydim rüya görüyor olabileceğimin nasıl bir şey olduğunu eğer doğru olan şey olabilseydim yaz vakti, ben iyileşirken gör onun sarışın kafasının içindeki yıllar cebinden çıkan cümleler bir hayat boyu süren bir rüyayı zincirliyor do re mi bana saldırma do re mi bana saldırma eğer yapabilseydim kendimi uyandırabilseydim, gör beni eğer yaparsam eğer kendiimi bulursam, kendimi görmek için eğer buz kadar s... Devamı

Christopher Wood ve Page Eight

2012-02-18 20:32:00

     Sunny side of the street-L.Young boberwig Page Eight (2011) http://www.imdb.com/title/tt1797469/       Filmin Özeti Bir MI5 memurunun ölümüyle ardında bıraktığı bir dosya Teşkilatın güvenilirliğini tehdit etmektedir. Kimse kanunların üstünde olamaz mantığı ve derin devletin her zamanki gibi pis işleri.Asri geçinen büyük devletlerin herşeyi yapma hakkına sahip olabilme ayrıcalığı.Buna karşı çıkabilme cesaretini gösteren yaşını almış bir ajan.Aman aklınıza ajan deyince aksiyon gelmesin.Bu filmde aksiyon sıfır, ancak gerçekçilik tavan yapmıştır. http://www.sinemalar.com/film/141810/page-8   Christopher Wood (ressam)   Salisbury tren istasyonunda bir trenin altına atlayarak ölen İngiliz ressam.   Christopher Wood (English painter) John Christopher Wood (7 April 1901 – 21 August 1930), often called Kit Wood, was an English painter born in Knowsley, near Liverpool.   Early life Christopher Wood was born in Knowsley to Doctor Lucius and Clare Wood. He was educated at Marlborough College in Wiltshire, then briefly flirted with medicine and architecture at Liverpool University before pursuing an artistic career.[1] Artistic career At Liverpool University, Wood met Augustus John, who encouraged him to be a painter. The French collector Alphonse Kahn invited him to Paris in 1920.[2] From 1921 he trained as a painter at the Academie Julian in Paris, where he met Picasso, Jean Cocteau, Georges Auric and Diaghilev.[1][2] He travelled around Europe and north Africa between 1922 and 1924. By the 1920s his father was running a General Practice in Broad Chalke, Wiltshire, and Wood painted a series of canvases there including Cottage in Broadchalke, Anemones in a Window, Broadchalke, and The Red Cottage, Broadchalke.[1] In 1926 Wood create... Devamı

lori lori ... ninniler

2012-02-16 19:41:00

Grup LiLiTh - Lori Lori Yükleyen mustafa9812. - DiÄ�er müzik videolarına göz atın. SarıKamıÅ� Å�ehitlerine Kürtçe AÄ�ıt www.aricak.org Yükleyen mirvaninternet. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.     yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar   Facebook: Yorumokuyorum Blogcu     Kürtçesi LORİ KA MIN Em koçeren Rîya durun Birîndarin birîn kurin Tî u birçî li van çolan Pîr u kalin jin u hurin Lorî lorî lorika min Sebr u arama jîna min Tu dihalê ber çave min Çare naye ji dasre min   Wekî deva çav sor kirin Bî napalim erîş kirin Bihar tarî u reş kirin Cane şêrin hev par kirin   Kurem cane şêrin biha Erzan diçe iro wiha Ev mirina bi vî rengî Gelek tale zor u zula   Türkçesi NİNNİM Uzak yolların sürgünüyüz Yaralıyız yaramız derin Aç susuz bu çöllerde Yaşlı kadın ve çocuğuz nenni nenni yavrum neni Nenni yaşamımın umudu Gözlerimin önünde eriyorsun Çare gelmez elimden Gözleri ateş saçan devler gibi Kimyasallarla saldırdılar Baharımızı karan... Devamı