ANTİCHRİST-İnsan doğası, kadın meselesi (?)

2009-10-31 23:45:00

Lascia ch'io pianga-G.F.Handel-Alessio... alessio-gioitti CANNES 09 : CH GAINSBOURG : ANTICHRIST : LARS VON TRIER Yükleyen LosangeWeb. - Filmler ve diziler Dailymotion'da     Nature is Satan’s church. (Doğa, şeytanın mabedidir (kilisesidir)) Kadın, şeytanın insan nefsine giriş kapısıdır. (Aziz Tertolyan ) Handel’in bir ariası ((the Lascio Chi'o Pianga aria from Handel's Rinaldo - "Let me weep over my cruel fate, and that I long for freedom") ile açılan filmi Trier, Tarkovsky’e ithaf etmiş.  Sembol ve göndermelerle (Hristiyanlık, Nietzche, Jung) dolu alegorik bir film Antichrist. Aşağıdaki iki yorum, nispeten doyurucu bir bakış açısı sağlıyor.     Teolojik edebiyat ve kadının cinselliği Peccatum originale. Yani: ilk günah! Fakat insanlık tarihinin değil, aksine, yorum tarihinin ilk büyük günahı! İlk günâh, yorumların en günahkârı! Hristiyanlık eliyle cinselliğin lânetlenişi. Orgazmın... ve dahî kadının... en temelde insanın... Sapkın bir yorumla yaşam güçlerini 'evet'lemenin, olumlamanın bütünüyle yadsınışı. Hem de en temelde... başta... başlangıçta... insanın erkek ve kadın olarak ayrışmasının kökeninde... — "Hristiyanlığı horgörmekte İslam bin kez haklıdır. Çünkü İslâm erkekleri varsayar..." (Wenn der Islam das Christenthum verachtet, so hat er tausend Mal recht dazu: der Islam hat Männer zu Voraussetzung...) Nietzsche, bir solukta yazdığı tek metinde, Der Antichrist'te eleştiriyi son uçlarına kadar götürmekte bir an bile tereddüt etmez! Akşam-Ülkesi'nin (Batı'nın) dünyayı kavrama biçimiyle hesaplaşmak istediğinde oklarını en temele gönderir: Hristiyanlığın doğa ve kadın tasavvur... Devamı

DURME DURME, Ladino dilinde bir NİNNİ (DİNLE)

2009-10-28 01:46:00

Janet & Jak Esim - Durme Durme Kerido ijiko Yükleyen firyes. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.       http://folkmusictravel.blogspot.com/   NİNNİ / LULLABY / BALUBALU (Ninni, Divanü Lügati’t Türk'de "BALUBALU" diye adlandırılır.     DURME DURME, Bir Görüş Kabininde (GRUP YORUM)'ye olduğu gibi SELDA BAĞCAN'ın 1992'de seslendirdiği SÜRGÜN'e de melodi olmuş, LADİNO(Sephardic) dilinde (Judeo-Espegnol-İSPANYOL YAHUDİLERİNİN DİLİ) bir NİNNİ, türkü.     DİNLE http://aleminrenkleri.com/category/muzik/page/2/   DURME DURME   Durme kerido hijico, Durme sin ansia y dolor. Cerra tus lindos ojicos, Durme durme con savor.   De las fajas tu saliras y a la skola tu iras. I'aí! mi kerido hijico, aleph bet ambezaras.   De la skola tu saliras y a la plaça tu iras. l'aí! mi kerido hijico, mercancia ambezaras   De la plaça tu saliras y a la estudio tu iras. l'aí! mi kerido hijico, cockoriko saliras.   İNGİLİZCESİ   Sleep my dear little son,  sleep without worry or pain. Close your pretty eyes, sleep, sleep peacefully.  You will come out of your swaddling clothes and you will go to school. Y ai y, my dear little son, you will learn your ABC.    You will leave the school  and you will go to the square.  Y ai y, my dear little son,  you will learn to be a merchant.  You will leave the square  you will go on to further study. Y ai y, my dear little son  then you will be the best!     TÜ... Devamı

Nuri Bilge Ceylan- ÜÇ MAYMUN (ACZ'e övgü mü?)

2009-10-22 23:07:00

       Sinema dilini bir kenara bırakırsak, Nuri Bilge Ceylan’ın film hakkında söylediklerini okuyunca, aslında üzerinde derin düşünmeye ve yorum yapmaya değecek bir film olmadığı kanaati güçlendi bende… Yine de, yönetmenin konuyu “dini, ahlaki bir çözüme kavuşturmadığı” yönündeki eleştirilere katılmıyorum. Filmin, soru sorması, çözümleri hissettirmesi, bir soruna işaret etmesi de yeterli “derinlik” kazanması için. İşte bunu sağlayamadığı için başarısız denilebilir.  Anne karakterinin patronla girdiği ilişkiyi “güç ve iktidara karşı zafiyet” olarak mı nitelendireceğiz Yönetmenin deyişiyle. Patron açısından sadece “geçici bir cinsellik” anlamını taşıdığı fikri apaçık verilirken filmde, kadın için  “geçici bir cinsellik” olarak anlaşılmadığı da gösteriliyor. Öyleyse ne?  Can alıcı yönleri es geçmek, sessiz kalmak, “yön” süz olmanın sonucu gibi gözüküyor. Sadece bir “bakış” yetmiyor sanat eserini “usta işi” yapmaya. O bakış, doğru veya yanlış, bakıldığı yön/yönlerin de izini taşımalı… Ve umut vermeli, "acz" duygusunu yaymak yerine...   yorumOKUyorum         Toplumun alt tabakasındaki insanların sorunlarını, insan tabiatındaki kötülük sorunuyla birlikte ele almak!   Bence Nuri Bilge Ceylan filmleri her şeye rağmen, Üç Maymun’daki Dostoyevskiyen öğelere ve son 20 dakikanın olağanüstülüğüne rağmen, derinleşme yönünde ciddi bir emare vermiyor. Bergman, aynı konular etrafında döndükçe... Devamı

Oscar Wilde, Her insan öldürür sevdiğini gene de

2009-10-16 18:44:00

Radiohead & Archive featuring Oscar Wilde mickithebest       READİNG ZİNDANI BALADI    “25 Mayıs 1895’te büyük ahlaksızlık suçundan iki yıl kürek hapsine çarptırılan, ilk başta Pentonville ve Wandsworth’te yatan, en sonunda READİNG HAPİSHANESİ’ne transfer edilen Oscar Wilde, mahkûmiyeti sırasında, karısını öldüren 30 yaşındaki Kraliyet Muhafız Alayı süvarisi Charles Thomas Wooldridge’in idamına tanık olur (7 temmuz 1896'da asılmıştır). Bu idam, tüm mahkûmları olduğu gibi Wilde’ı da çok etkiler ve ortaya, Wilde’ın önceki yapıtlarının hiçbirine benzemeyen, özgün bir şiir çıkar. "Sanat sanat içindir" kuramının ateşli savunucusu, güzel söz avcısı Oscar Wilde, "Reading Hapishanesi Baladı"nda ilk kez şiddeti, dehşeti, korkuyu, açlığı, yalnızlığı, dayanışmayı; yani hapishane gerçeğini dile getirmektedir.”   The Ballad of Reading Gaol (Reading Zindanı Baladı, 1898) Reading Zindanı Baladı, Çeviri: Özdemir Asaf, Broy Yayınları, İstanbul, 1998 Reading Hapishanesi Baladı, Çeviri: Tozan Alkan, Bordo Siyah Klasik Yayınlar, İstanbul, 2002   HER İNSAN ÖLDÜRÜR SEVDİĞİNİ, bu Balad’ın birinci bölümünde yer alan bir parça olmasına ve bağımsız bir şiir olmamasına rağmen Balad’dan daha popüler olmuştur.   Özdemir ASAF çevirisiyle….   READİNG ZİNDANI BALADI (HER İNSAN ÖLDÜRÜR SEVDİĞİNİ) ……… ama gene de herkes sevdiğini öldürür bu böylece biline kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür korkak, bir öpücükle yüreklisi kılı&c... Devamı

ARAGON, Mutlu Aşk Yok Mu?

2009-10-12 23:33:00

    Aragon denilince ilk akla gelen “Mutlu aşk yoktur” dizesi. Öyle ki, bu dize şiirin önüne geçmiş, şiirdeki bağlamından kopuk bir anlam kazanarak gündelik hayatta kullanılır olmuş. Ancak, Aragon’un bu şiir hakkındaki düşünceleri ile Cemal Süreya çevirisiyle şiirin tamamını okuduğumuzda gerçek anlamına kavuşuyor SÖZ. Louis Aragon’un kendi hayatı (Elsa ile yaşadığı aşk ve evlilik) ile doğrulanıyor. Ve Cemal Süreya çevirisi ile okununca şiir, yabancı dilden şiir çevirilerinin şairler tarafından yapılması gerektiğine hak veriliyor. Il n'y a pas d'amour heureux Georges Brassens Yükleyen myonlylover11. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.     "Kendimle uzlaşmak gibi bir arzum yok, olmadı da hiç. George Brassens'in bestelediği ve yaygınlaştırdığı mutlu aşk yoktur, 1943'de yazdığım bir şiirin dizesidir. Söz konusu mutsuzluk, işgal yıllarının mutsuzluğu. Fransa'nın içinde bulunduğu o acıklı durumda mutlu bir aşk olabilir miydi? Ortak bir mutsuzlukta bireysel mutlulukların olamayacağı teması, o zamanlar işlediğim bu tema, aslında, hemen yazdığım tüm yapıtlarda da var. Gerçekten, bu şiirde ortaya çıkan sorun, mutlu aşkın olup olmayacağı değil, mutlu çiftin olup olmayacağıdır. Kadın-erkek çiftini, erkeğin ve kadının en yüce şekli olarak düşündüğümü söylemiştim. Umarım gelecek günler kadın-erkek çiftine mutluluk taşır." Louis Aragon (3 ekim 1897, paris - 24 aralık 1982, paris)     MUTLU AŞK YOK Kİ DÜNYADA Aslında hiçbir şey kâr değil insana Ne gücü ne zayıf yanları ne de yüreği Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa Ve kırar g&oum... Devamı

Dylan Thomas, Do not go gentle into that good night

2009-10-08 23:18:00

      1914-1953   Dylan Thomas’ın 1951 yılında, ölmek üzere olan babasına yazdığı, ölümü kabullenmemek ve savaşmak gerektiğini anlatan poets.org sitesinde halen en popüler şiir olan Do not go gentle into that good night şiirinin orijinali ve çeviri denemesi :     Do not go gentle into that good night   Do not go gentle into that good night, Old age should burn and rave at close of day; Rage, rage against the dying of the light.               nazikçe girme geceye, boyun eğme güzel görünüşüne tutulup             yaşlılık tutuşmalı ve coşkuya kapılmalı günün sonunda             öfke duy, öfkelen aydınlığın ölümüne karşı   Though wise men at their end know dark is right, Because their words had forked no lightning they Do not go gentle into that good night.               akıllı  adamlar,  bilseler de karanlığın gerçek olduğunu kendi sonlarında             çünkü onların sözleri sönük kalmıştır, çatallaşıp göğü yaran şimşeğe nazaran             nazikçe girmezler geceye, savaşmadan boyun eğmezler   Good men, the last wave by, crying how bright Their frail deeds might have danced in a green bay, Rage, rage against the dying of the light.               iyi adamlar, yeşil bir koyda, görkemli ve ışıltılı son dalga ile ... Devamı

bob marley-no woman nuh cry

2009-09-20 00:57:00

Bob Marley- No Woman No Cry MuzikNet     “Zigy, para hayatı satın alamaz" Bob MARLEY (1945-1981) (Jamaika’da doğan ve asıl adı Robert Nesta Marley olan, Rastafari inancını ve Birleşik Afrika düşüncesini savunan, ayak başparmağında açılan bir yaradan dolayı deri kanserine yakalanan ancak parmağının kesilmesini istemeyen ve 1981 yılında 36 yaşında iken hayatını kaybeden reggae sanatçısı Bob Marley’in ölmeden önce oğlu Ziggy’e söylediği SON SÖZ) “No woman no cry” şarkısının bestecisi belli Bob MARLEY. Ancak sözlerin kime ait olduğu bu kadar açık değil: Bob Marley, arkadaşı Vincent FORD (1940-2008) veya her ikisi… Sözlerin Bob Marley’e ait olmasına rağmen,  şarkının telif hakkının arkadaşına ödenmesini ve bu suretle ona sürekli bir gelir sağlamak isteyen Bob Marley tarafından söz yazarı olarak, diyabet nedeniyle bacaklarını kaybeden ve tekerlekli sandalyeye mahkum Vincent FORD’un gösterildiği en kuvvetli ihtimal… Jamaika’nın başkenti Kingston’un Trenchtown bölgesinde, dayanışma amacıyla “Halk yerleşim projesi” olarak inşa edilen sitedeki kamuya ait binalardan birinde “the Casbah” adıyla bilinen bir aşevi (soup kitchen) işletiyor “Tata” lakaplı Vincent FORD.  Bob MARLEY de bir müddet burada kalıyor ve hem Vincent FORD hem de sonradan evleneceği Rita ile burada tanışıyor. Bu şarkıyı çok sevdiği arkadaşı Tata (Vincent FORD) ile karısı Rita için besteleyen Bob, 'No Woman No Cry' ile aslında 'Kadın yok ağlamak yok' değil, 'Yok kadınım, ağlamak yok' (“hayır kadın, ağlama” veya “ağlama, kadın ağlama”) demek istiyor. Jamaika dilinin telaffuz özellikleri sonucu aslında "No, woman, nuh cry" olan sözlerin söyleyişte “nuh&rdquo... Devamı

Krzysztof KİESLOWSKİ-Üç Renk

2009-09-17 00:01:00

      Sinema hiçbir şeyi değiştiremez; ama insanların birçok şeyi anlamalarını sağlar. Dünyayı değiştirecek olan şey filmler değil, o filmleri izleyen insanlardır.   Krzysztof Kieslowski   Kieslowski Sinemasının İzini Sürmek  http://www.koalakultur.com/?p=1448   Renk üçlemesinde örtük olarak Fransa Devrimi’nin üç sloganına denk gelen kavramları ele alır. ‘Mavi’: Özgürlük, ‘Beyaz’: Eşitlik ve ‘Kırmızı’”: Kardeşlik. Bu renkler aynı zamanda Fransa bayrağının renkleridir. “İnsan sadece Dekolog ile Renkler üçlemesinin; eskiye karşı yeni ahit (acımasız, merhametsiz tanrıya karşı sevginin teselli eden gücü) aynı zamanda cinsel fark ekseninde de karşı karşıya getiriyor”( Bkz: Alicja Helman “Woman in Kieslowski’s Late Films” a.g.e içinde)   Rında Deniz     ' Dekolog'lar, Kieslowski'nin bambaşka bir etikle On EMİR'i yorumlamasıdır. 1988 yılında tv için çektiği 1'er saatlik 10 filmden oluşan seri. Dekalog kelime anlamıyla “kaideler, kurallar” demektir. bölüm 1 "senin tanrın benim, başka tanrın yoktur." bölüm 2 "tanrı'nın ismini boş yere ağzına almayacaksın bölüm 3 "altı gün çalışacaksın, bir gün dinleneceksin" bölüm 4 "anne ve babana saygılı davranacaksın bölüm 5 "öldürmeyeceksin." bölüm 6 "zina etmeyeceksin bölüm 7 "çalmayacaksın." bölüm 8 "yalan yere şahitlik yapmayacaksın." bölüm 9 "komşunun karısına yan gözle bakmayacaksın." bölüm 10 "komşunun evine yan bakmayacaksın." Kieslo... Devamı

antichrist- trier

2009-09-12 21:32:00

       'Antichrist' Cannes'ı şok etti   http://www.divxvisions.com/forum/inceleme/5513-antichrist-2009-cannesi-sok-etti.html   Antichrist: the visual theology of Lars Von Trier http://www.opendemocracy.net/article/antichrist-the-visual-theology-of-lars-von-trier   ... Devamı

Lars Von Trier- Üçleme (Dogville, Manderlay, Washington)

2009-09-12 21:10:00

    Karanlıkta Dans (Dancer in the Dark) filminin yönetmeni Lars Von Trier, USA- Land of Opportunities  üçlemesinin (İlk ikisi Dogville 2003 ve Manderlay 2005) son filmi Washington’u tamamlamadan yeni filmi Antichrist ile gündeme geldi. Senaryosunu Adem’in Elmaları (Adam’s Apples) filminin senaristi Anders  Thomas Jensen ile birlikte yazdığı ve Fransız aktris Charlotte Gainsbourg’un performansı ile En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görüldüğü Trier’e ait bu yapım, 62. Cannes Film Festivalinde epey tartışma yarattı.   Antichrist hakkında yorum yapmak için erken. Ayrıca üçlemenin dışında bir film. Ancak Dogville ve Manderlay hakkında yorum yapmak için üçlemenin son filmini (Washington) beklemek gerekmiyor. Bu filmler hakkındaki yorumları; kapitalizm eleştirisi, nihilizm ve diğer başlıkları altında topladım.   “Trier, siyasi film yapmadığının altını zaman zaman çizse de, dokunduğu her konunun fazlasıyla siyasal olduğu apaçık ortada. Karanlıkta Dans’tan Europa’ya, Gerizekalılar’dan, söz konusu üçlemenin ilk iki filmine kadar yaptığı tüm filmlerde olmaması gerekeni ana karakterlerinin ciddi yardımıyla seyirciye sunan yönetmen, çözüm üretmekten bilinçli olarak geri duruyor. Beste ATVUR- http://www.yenifilm.net/yazi.php?id=101” Trier’in Brecht’ten etkilendiği ve Amerikan eleştirisi yaptığı genel olarak kabul görüyor. En sonda yer alan, Serkan Mutlu ve Melik Saraçoğlu söyleşisinin daha gerçekçi bir bakış açısı sağladığını düşünüyorum.  yorumOKUyorum     1.Kapitalizm eleştirisi / Brechtvari   -------La Haine-22.12.2003 http://www.zoque.net/sinema/14201-dogville-lars-vo... Devamı

EDEN LAKE (KAN GÖLÜ)

2009-09-10 00:34:00

  1. Turgay Özçelik 12 Ağustos 2009, Çarşamba 00:00 http://www.sinema.com/makale/2-8059/kan-golu-korkuda-avrupa-lider Korku sinemasında Hollywood’un egemenliği sona ereli uzun zaman oldu. Yaratıcı ve etkili işler ortaya koyamayan Hollywood, bu alandaki liderliği kaptırdığı Japon sinemasının yeniden çevrimleriyle durumunu kurtarmaya çalıştı. “Saw” gibi başarılı yapımlarla biraz toparlanmaya çalışan Hollywood, Japon sinemasının da kendisini tekrar etmeye başlaması ile liderliğe ortak olmuş gibi görünüyordu. Fakat liderliği, son zamanlarda birbirinden iddialı filmler yapan Avrupa kapmış görünüyor. Özellikle Fransa, İngiltere ve İspanya’nın öne çıktığı bu süreçte, “Haute Tension”(2003), “Sınır(da)” ( Frontier(s), 2008), “Rec: Ölüm Çığlığı”(Rec, 2007) ve “Cehenneme Bir Adım” ( The Descent, 2005) türün meraklıları için tatmin edici filmler oldular. Bu hafta vizyona giren “Kan Gölü” ( Eden Lake, 2008) filmini de bu gruba rahatlıkla ekleyebiliriz. İngiliz yapımı “Kan Gölü”, esasında oldukça klişe bir konuya sahip. Bir çift, haftasonu tatili için bir göl kenarına giderler ve burada başlarına korkunç şeyler gelir. Film bu klişe ile başlamasına ve benzer klişeleri filmin ilerleyen kısımlarında kullanmasına rağmen, oldukça özgün bir şekilde devam ediyor. Kullanılan klişeler ilerleyen kısımlarda tersyüz ediliyor ve önemsizleştiriliyor. Konuya devam edecek olursak, çiftin kamp kurdukları bu göl kenarı aynı zamanda bölgenin ergen gençlerinin de eğlence alanıdır. Gürültücü, kaba, saygısız tavırlarıyla rahatsız ettikleri çift tarafından uyarılan gençler, buna aldırış etmezler ve romantik bir haft... Devamı

yorumSUZ (şiir) -sevda kuşun kanadında

2009-09-10 00:06:00

    Cem Karaca - Sevda KuÅ�un Kanadında Yükleyen musicplay. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.   SEVDA KUŞUN KANADINDA Dağbaşında rastladım aksakallı birisine Bin yıllık bir halıya bin yıldan beri Bağdaş kurmuş bir çınar gibiydi Sordum ona "Aşk ne ustam hayatın sırrı ne, Tepeden tırnağa aşığım ben Ve koskoca bir hayat var önümde?" Sevda kuşun kanadında Ürkütürsen tutamazsın Ökse ile sapanla vurursun da saramazsın Hayat sırrının suyunu Çeşmelerden bulamazsın Ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın Cem KARACA (Söz ve Müzik)   Sendelesen bile bazı yürümek var ya Oh ne rahat deyi verip yayılmak varken Kim demiş köşe başında tezgah kurmuşlar Düşmüş işportalara sevdan gibi sevdalar Doğuştaki o dehşetli güzellik bile Nereden gözlersen gözle Dolu dolu gözyaşı ile kan ile terle Değil mi ömrüm Elalemdir neler derler yaşamak var ya Öküz altında buzağı aranırlarken O ki bir an için tuz basılır yaralara Hasretlerden süzülünür sevda gibi sevdalar ... Devamı

SOLDAKİ SON EV-Bir korku/gerilim filmi üzerine

2009-09-10 00:03:00

      THE LAST HOUSE ON THE LEFT (SOLDAKİ SON EV)   2009 yılı yapımı korku/gerilim türü film, 1972 yılında farklı bir yönetmen tarafından çekilen film ile aynı ad ve hikayeye sahip. Aşağıda, bu iki film  ve esinlendikleri Bergman’ın “The Virgin Spring” filmi hakkında iki yorum yer alıyor. Filmleri izlemeyenleri düşünerek filmlerde geçen olayları anlatan bölümleri kestim.   1. The Last House on the Left (1972) Yazan: Tolga DEMİRTAŞ - 04 Aralık 2008    http://www.otekisinema.com/?p=1383 Wes Craven in gençliğinde yazıp yönettiği son derece ilginç, etkileyici bir film. Eleştirmenler tarafından şiddet istismarı sinemanın en nefret addedilen,  bazı ülkelerde yasaklanan ve ABD’de Craven’in filmlerinin piyasada en zor bulunanıdır.  The Last House on The Left. Şiddetin sinemada temsili açısından ilk örneklerini veriyor…   Filmin çekimleri 1971 yılında 4 haftada tamamlanıyor.  Film belirli bir gerçek olaydan esinlenmiş olmamasına karşın “tanık olacağınız olaylar, gerçektir” ibaresiyle başlıyor. Filmde özellikle sapıkların ellerine geçirdikleri kızlara uyguladıkları şiddeti gösteren sahneler gerçekten rahatsız edici. Kızların basitçe ırzlarına geçilerek öldürülmeleri değil, onların kırılacak şekilde aşağılanmaları ve eziyete uğramaları ve özellikle acı çekecek şekilde fiziki şiddete maruz söz konusu. 2. The Last House on the Left (2009) Turgay ÖZÇELİK - 19.06.2009 http://www.sinema.com/makale/2-7827/soldaki-son-ev-intikam-suc-degildir   Wes Craven ilk filmi çekerken, Bergman’ın “The Virgin Spring” isimli filminden esinlenmişti. Bergman’ın filmi konusu itibariyle sadece Craven&rsqu... Devamı

yorumSUZ (şiir) -Alışveriş Yapan/Betolt BRECHT

2009-09-08 20:52:00

    ALIŞVERİŞ YAPAN  Yaşlı bir kadınım ben.  Almanya uyandığında  Devlet yardımı azaldı.  Çocuklarım verirlerdi bana  arada sırada birkaç kuruş,  ama pek öyle bir şeyler alamıyorum gene de.  Bu yüzden daha az gider oldum  eskiden her gün alışveriş yaptığım dükkanlara.  Sonra aklımı başıma topladım günün birinde  ve eski bir müşteri olarak her gün  gitmeye başladım fırına, manava yeniden.  İhtiyacım olan şeyleri seçerdim bir bir,  her zamankinden ne daha çok alırdım, ne daha az,  peksimetler de koyardım ekmeğin yanına,  lahananın yanına da pırasa,  ama hesabı çıkarttıkları vakit çekerdim içimi,  karıştırıp küçük para kesemi tutuk parmaklarımla,  yeterince param yok, derdim, başımı sallayarak,  bunları ödeyecek,  ve tüm müşterilerin gözleri önünde  çıkardım dükkandan gene başımı sallayarak.  Ve şöyle diyorum kendi kendime:  Hiçbir şeyi olmayan bizler gibiler  yiyecek satılan yerlerde görünmezlerse bundan böyle  hiçbir şeye ihtiyacımız yok sanabilirler,  ama buraya gelir de hiçbir şey satın alamazsak eğer  haberleri olur hiç değilse.  Bertolt BRECHT Çeviri : A. KADİR - Gülen AKTAŞ   ... Devamı

yorumSUZ (şiir) -Göğe Bakma Durağı / Turgut Uyar

2009-09-08 16:57:00

Farid Farjad - Tanha - Yanliz - تنها tara39 "Birgün, bir yağmurla garip garip -Çoluğu çocuğu terk edeceğim.- Bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım Alıp başımı gideceğim."     Göğe Bakma Durağı İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi aferin Tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda Beni bırak göğe bakalım Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat Durma kendini hatırlat Durma göğe bakalım                                          Turgut Uyar   Turgut Uyar (d. 4 Ağustos 1927, Ankara - ö. 22 Ağustos 1985, İstanbul), T&uu... Devamı