... Kimsesiz- 2....

2011-12-24 22:09:00

  Edip Akbayram - Güzel Günler Göreceğiz sessiz_olum Edip Akbayram - Bekle Bizi İstanbul musicplay ÇOCUKLARIMA Diyelim ıslık çalacaksın ıslık Sen ıslık çalınca Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes Kimse çalmamalı senin gibi güzel Örnegin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın Senden önce kimse saymamış olmalı Senin saydığın gibi doğru ve güzel Hem dalgaları hem saymasını severek De ki sinek avlıyorsun sinek En usta sinek avcısı olmalısın Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta Örgüt yoksa seninle başlamalı Diyelim zindana düştün bir ip al Görmediğin yıldızları diz ipe bir bir Sonra yıldızlardan kolyeyi Düşlemindeki sevgilinin boynuna geçir Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun Düşün düşünebildiğince üç boyutlu Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya Sanki senden önce düşünen hiç olmamış Dalga mı geçiyor düşler mi kuruyorsun Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum Düşlerini som somut görüp şaşsınlar Böyle dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz De ki bütün işe yarayanlar İşe yaramaz sanılanlardan çıkar Aziz Nesin Sivas'ta Yoksul Çocuklar Sivas'ta Ulu Camii avlusunda çocuklar Yalvaran gözlerle etrafa baka baka Açıyorlar küçük esmer avuçlarını: -Emmilerim sadaka! Emmilerim sadaka! Hükümet konağının yanında biri Bir kemik kalmış bir deri... 'Boya cila yimbeş,boya cila yimbeş' diye ağlıyor Ve daha fırça bile tutamıyor elleri. Garipler Pazarı'nda körpe çocuk... Devamı

NOBODY'S CHILD.. Two Little.. (Kimsesiz 1)

2011-12-22 22:03:00

NOBODY'S CHILD ÇEV. HALİL ÇELİK Bir yetim evinin önünden geçiyordum yavaşça bir gün, Ve durdum bir an, sadece çocukların oyununu izlemek için. Yalnız bir çocuk ayakta duruyordu ve sordum ona neden görmeyen gözleri ile döndü ve başladı ağlamaya. Ben kimsenin çocuğu değilim Ben kimsenin çocuğu değilim Tıpkı bir çiçek gibi yabani yetişen. Hiçbir anne öpmez beni ve hiçbir baba gülümsemez kimse istemez beni Ben kimsenin çocuğu değilim. İnsanlar çocukları için gelir ve alıp götürmek için onları. Ama hepsi benim yanımdan geçip gider ve ben yapayalnız kalırım. Biliyorum almak isterler beni ama gördükleri zaman benim kör olduğumu Vazgeçip başka bir çocuk alırlar ve ben geride kalırım yine bir başına. Hiçbir annenin kolları sarmaz beni veya yatıştırmaz ağlayınca. Bazen o kadar yalnız hissederim ki kendimi, ölmek isterim. Tüm körlerin görebildiği cennetin sokaklarında yürümek isterim. Ve tıpkı diğer bütün çocuklar gibi benim de bir evim olur orada.   ÇEV. HALİL ÇELİK     NOBODY'S CHILD As I was slowly passing an orphan's home one day. And stopped there for a moment just to watch the children play. Alone a boy was standing and when I asked him why he turned with eyes that could not see and he began to cry. I'm nobody's child I'm nobody's child Just like a flower I'm growing wild. No mommy's kisses and no daddy's smile nobody wants me I'm nobody's child. People come for children and take them for their own. But they all seem to pass me by and I'm left here all alone. I know they'd like to take me but when they see I&#... Devamı

kaderimsin... Paul Anka (You Are My Destiny)

2011-10-14 21:13:00

Paul Anka---You are my destiny la_shivi Paul Anka - You Are My Destiny   You are my destiny  You share my reverie  You are my happiness  That's what you are  You have my sweet caress  You share my loneliness  You are my dream come true  That's what you are  Heaven and heaven alone  Can take your love from me  'Cause I'd be a fool  To ever leave you dear  And a fool I'd never be  You are my destiny  You share my reverie  You're more than life to me  That's what you are  You are my destiny  You share my reverie  You are my happiness  That's what you are    You Are My Destiny   Kaderimsin Düşlerimi paylaşıyorsun Mutluluğumsun İşte bu sensin   Tatlı busemsin Yalnızlığımı paylaşıyorsun Rüyalarımın gerçekleşmesisin İşte bu sensin   Cennet ve cennet yalnız Aşkını benden alabilir misin? Çünkü bir şapşal olurum Sevgini bırakmak Asla olmayacağım bir şapşallık Kaderimsin Düşlerimi paylaşıyorsun Mutluluğumsun İşte bu sensin     Paul Albert Anka (d. 30 Temmuz 1941, Ottawa, Ontario, Kanada) Lübnan asıllı Kanadalı şarkıcı ve söz yazarı. 12 yaşında profesyonel kariyerine başladı. 1956'daki I Confess adlı ilk parçasının kaydını babasından aldığı parayla yaptı. Ama o plak sadece 300 tane sattı. Sonraki parçası Diana ise 9 milyon sa... Devamı

Les Sucettes... Gainsbourg...

2011-12-18 21:19:00
Les Sucettes... Gainsbourg... |  görsel 1

    Les Sucettes   Annie loves lollypops Anis lollypops Anis lollypops Annie's Give her kisses A taste like ani- S while the barley sugar Perfumed with anis Sinks in Annie's throat She's in paradise For a few pennies Annie Gets her lollypops Anis They're the color of her big eyes The color of happy days Annie loves lollypops Anis lollypops Anis lollypops Annie's Give her kisses A taste like lic- Orice when the last thing on her tongue Is the little stick She runs as fast as she can She goes back to the drugstore Annie loves lollypops Anis lollypops Anis lollupops Annie's Give her kisses A taste like ani- S while the barley sugar Perfumed with Anis Sinks in Annie's throat She's in paradise Annie aime les sucettes Les sucettes à l'anis Les sucettes à l'anis D'Annie Donn'nt à ses baisers Un goût ani- Sé lorsque le sucre d'orge Parfumé à l'anis Coule dans la gorge d'Annie Elle est au paradis Pour quelque penny Annie A ses sucettes à l'anis Elles ont la couleur de ses grands yeux La couleur des jours heureux. Annie aime les sucettes Les sucettes à l'anis Les sucettes à l'anis D'Annie Donn'nt à ses baisers Un goût ani- Sé lorsqu'elle n'a sur la langue Que le petit bâton Elle prend ses jambes à son corps Elle retourne au drugstore Annie aime les sucettes Les sucettes à l'anis. Les sucettes à ... Devamı

Les Feuilles Mortes...Jacques Prévert

2011-12-16 21:16:00

" Les Feuilles Mortes " © Jacques Prévert - 1945 traduction anglaise ©Patrick AUZAT-MAGNE - Juillet 2006 ah! nasıl da isterdim senin, arkadaş olduğumuz o mutlu günleri hatırlamanı o zamanlar daha güzeldi hayat, ve güneş bugünkünden daha parlak ölü yapraklar kürekte birikiyorlar görüyor musun, unutmadım.. ölü yapraklar kürekte birikiyorlar hatıralar ve pişmanlıklar da öyle ve kuzey rüzgarı onları unutuluşun soğuk gecesine taşıyor görüyor musun, unutmadım bana söylediğin o şarkıyı bu bize benzeyen bir şarkı sen, sen beni severdin ve ben seni severdim ve ikimiz beraber yaşardık beni seven sen, seni seven ben ama hayat birbirlerini sevenleri ayırıyor yumuşaklıkla, hiç gürültü yapmadan ve deniz kumun üzerinde ayrılmış sevgililerin ayak izlerini siliyor ölü yapraklar kürekte birikiyorlar, hatıralar ve pişmanlıklar da öyle ama benim sessiz ve sadık aşkım hep gülümsüyor ve hayata teşekkür ediyor seni öylesine seviyordum, sen öylesine güzeldin ki, nasıl seni unutmamı istiyorsun? o zamanlar daha güzeldi hayat, ve güneş bugünkünden daha parlak sen benim en tatlı arkadaşımdın ama ben pişmanlıktan başka hiçbir şey yaratmadım ve senin söylediğin o şarkıyı daima, daima duyacağım   " Les Feuilles Mortes " © Jacques Prévert - 1945 traduction anglaise ©Patrick AUZAT-MAGNE - Juillet 2006 Oh ! je voudrais tant que tu te souviennes Des jours heureux où nous étions amis. En ce temps-là la vie était plus belle, Et le soleil plus brûlant qu'aujourd'hui. Les feuilles mortes se ramassent à la pelle. Tu vois, je n'ai pas oublié... Les feuilles mortes se ramassent... Devamı

Hazara Türkleri...

2012-01-01 19:41:00

Hazaralar’ın Tarihi ve Etnolojik Yapısı Hazaralar’ın Tarihi ve Etnolojik Yapısı Abdullah Mumammadi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalında doktora Öğrencisi, 10. Türk Kurultayına sunmuş olduğum tebliğ. 1. Hazaralar’ın Tarihi Sayın başkan değerli delegeler ve sevgili misafirler Afganistan halkı adına sizleri sevgiyle selamlıyorum Bilindiği gibi Afganistan’da yaşayan ve nüfusları %35’e varan Türkler hakkında maalesef Türk Dünyası yeterli bilgiye sahip değildir. Afganistan’da yaşayan en büyük Türk grubu olan Hazaralar’ın tarihi ve etnolojik yapısıyla ilgili çalışmaların Türkçe olmaması ise ayrı bir sorun yaratmaktadır. Biz bu çalışmamızda Hazara tarihi ve etnolojik yapısını kısa da olsa açıklamaya çalışacağız. Afganistan, bulunduğu konum itibariyle her zaman istilacıların akınlarına uğramıştır. Hazaracât’ın, Afganistan’ın ortasında olması sebebiyle istilacılar, ülkenin bir tarafından diğer tarafına ulaşmak için bu bölgeden geçmek zorundaydılar. Bu sebepten dolayı Hazaracât, tarihin çeşitli dönemlerinde istilacıların hâkimiyeti altında kalmış ve Hazara Hanları veya Mirleri tarafından merkezi hükümete haraç vermek suretiyle idare edilmiştir. H. IX. yüzyılın sonlarında Hazaracât’ta Emir Zunnün Ergün tarafından kurulan Ergüniye Hazara Emareti’nin son emiri olan Şah Beg Ergün’ün, Şah İsmail Safevi tarafından öldürülmesinden sonra bu Emaret sona ermiştir.[1] Peştunlar, siyasi anlamda diğer kabilelere karşı üstünlük kazanmalarından sonra ilk Afgan Devletini kurmuşlardır. Abdurrahman Han’a kadar ki dönemde Peştun devlet adamları Peştun olmayan etnik gruplarla az da olsa işbirliğ... Devamı

kore... 1950...

2011-12-12 19:12:00

Bir Türk şehidin üstünde 10 Çinli BUSAN/GÜNEY KORE İNTERNETHABER - 60 yıl öncesi... 25 Haziran 1950... Rusya ve Çin'in desteklediği Kuzey Kore, aniden Güney Kore'yi işgale başladı... Kore Türkiye'den tam 7 bin kilometre uzaktaydı... Ama orada yanan savaş ateşi Türkiye'den de bir çok ocağa ateş düşürdü... Türkiye bu savaşa dahil oldu ve 462 askerini Kore topraklarında şehit verdi... Kaynak : http://www.internethaber.com/bir-turk-sehidin-ustunde-10-cinli--262152h.htm#ixzz12MxRj0lh http://www.internethaber.com/bir-turk-sehidin-ustunde-10-cinli--262152h.htm     KORE'DE ÖLEN BİR YEDEK SUBAYIMIZIN MENDERES'E SÖYLEDİKLERİ DİYET   Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey, iki gözünüzle bakarsınız, iki kurnaz,    iki hayın,          ve zeytini yağlı iki gözünüzle                  bakarsınız kürsüden Meclis'e kibirli kibirli                           ve topraklarına çiftliklerinizin                                      ve çek defterinize. Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey, iki elinizle okşarsınız, iki tombul,    iki ak,         vıcık vıcık terli iki elinizle             okşarsınız pomadalı saçlarınızı,             &... Devamı

sürgün... sezai karakoç

2011-12-10 19:20:00

SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE IV Senin kalbinden sürgün oldum ilkin Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin dışında Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim Af dilemeye geldim affa layık olmasam da Uzatma dünya sürgünümü benim Güneşi bahardan koparıp Aşkın bu en onulmazından koparıp Bir tuz bulutu gibi Savuran yüreğime Ah uzatma dünya sürgünümü benim Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil Ayaklarımdan belli Lambalar eğri Aynalar akrep meleği Zaman çarpılmış atın son hayali Ev miras değil mirasın hayaleti Ey gönlümün doğurduğu Büyüttüğü emzirdiği Kuş tüyünden Ve kuş sütünden Geceler ve gündüzlerde İnsanlığa anıt gibi yükselttiği Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim Bütün şiirlerde söylediğim sensin Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkis'in Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikârsın sen bellisin. Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini Ey gönüllerin en yumuşağı en derini Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında Çatı katlarında bodrum katlarında Gölgelendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba Hep Kanlıca'da Emirgân'da Kandilli'nin kurşunî şafaklarında Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında Şimdi on... Devamı

Monna Rosa / Sezai Karakoç - 2

2011-12-08 20:00:00
Monna Rosa / Sezai Karakoç - 2 |  görsel 1

  Muazzez Akkaya: Geyve'ye sonradan yerleşmiş bir muhacir ailesinin kızıdır. (Karakoç, kitabında Geyve yerine Gülce kullanmıştır.) Kandilli Kız Lisesi'ni "Pekiyi" derecesiyle bitirir. 1950'de Mülkiye'ye girer. Okulun en popüler kızlarındandır. Durgun ve melankolik bir kız olduğu sanılır, ancak neşeli, esprili, hayat dolu biridir. Baş döndürücü bir güzelliktedir. Grace Kelly tipinde bir kızdır. Aynı okulda öğrenim gören sınıf arkadaşı şair Sezai Karakoç'u "fırtınalı bir aşk"ın içine sürükler. Böylece "Uğruna Türk edebiyatının en gizemli ve en dokunaklı aşk şiirinin yazıldığı kadın" olarak kayıtlara geçer. Esin kaynağı olduğu Mona Roza şiirinden hiç haberdar olmaz. Ancak okul günlerinde paltosunun cebinde şairi meçhul şiirler bulur ve bu şiirlerin şairinin sınıf arkadaşı Sezai Karakoç olduğunu bilmez. Mona Roza şiiri büyük efsanelere ve tevatürlere de konu olur. Onlardan biri de Muazzez Akkaya'nın intihar ettiği şeklindedir. Bu rivayet doğru değildir. Okulu bitirdikten birkaç yıl sonra Maliye Bakanlığı'nda üst düzey görevler yapan ve geçen yıl hayatını kaybeden Orhan Giray ile evlenir. Üç çocuğu olur. Şu anda büyük kızı Ayşegül Giray ile yaşamaktadır. [Coşkun, Ahmet Hakan, Hürriyet, 13 Haziran 2005-10 Ocak 2007, ahmethakan@hurriyet.com.tr / www.karakutu.com. (08.01.2007 Saat: 00:53, 'Yılın İlk Bombası Karakutu'dan)]   MONA ROSA ŞİİRİNİN HİKAYESİ MONA ROSA Belki de mahşeri kalabalığa okunan bu şiirin hangi hislerle yazıldığını tahmin bile edemezsiniz? Bilinen gerçekleri arda, arda sıralamak sizleri aydınlatabilir. Dilenirse şairimiz hakkında kısaca bilgi vererek konuya girmek istiyorum. Şöyle ki; şiirimizin yazarı Sezai Karakoç ilk,... Devamı

Monna Rosa / Sezai Karakoç- 1

2011-12-06 20:40:00

    Monna Rosa Kuşağı By Özlem Yağız on Oca 2, 2010 in Basın günlüğü, Toplum, vicdan, İslam Yıldız Ramazanoğlu …..... Mesele dergisindeki (Nisan 2009) Mehmet Eroğlu Romanı Okumak başlıklı yazısında Osman Akınhay, İslami kesimin sömürü düzeninin devamından yana durduğunu söylüyordu. “Bir yoksul dini olarak takdim edilen ve dayanağını kul hakkından aldığından dem vurulan İslamiyet’in -herhalde mensuplarını kastediyor- sınıfsal bölünme söz konusu olduğunda birdenbire, bütün adil düzen iddialarını bir kenara bırakarak, alenen sermaye kesiminden, zenginlikten yana saf tutmasına” dikkat çekiyordu. Bu doğrultudaki eleştiriler gittikçe çoğalıyor. Akınhay’ın tespiti sadece bir örnek. İçinde farkına varmadan belki, İslam’a bir imkan olarak bakmayı da barındıran bu eleştiriler karşısında hemen müdafaaya hatta karşı taarruza geçmek yerine şiire dönmeli muhataplar. Sezai Karakoç’un Monna Rosa şiiri 78 kuşağından dindar, milliyetçi, mukaddesatçı gençler arasında elden ele fotokopilerle çoğaltılarak dolaşır ve hüzün dolu bir ses tonuyla küçük ev toplantılarında, yurt odalarında, bazen de bir ranzanın üzerinde tek başına mırıldanılarak okunurdu. Siyasetten uzak düpedüz aşk şiiri olduğu halde gençlerin vicdanını yaprak gibi kat kat açarak nasıl hak ve adalet duygusuna taşıdı peki? …...... Benim neslimin amentüsü sürekli bir kritiktir, der Karakoç. Onun sitesindeki insan, kendi benliğini ve varlığını, erdem ve takva açısından tartışır. En duyarlı terazilerle tartar. Hakikate erme bakımından sürekli bir özeleştiri halindedir. Bu yüzden iktidar ateşten gömlek. Emekçilerin sesine kulak vermeden yol alınamaz. Eleştiriler cid... Devamı

İslam ve Sosyalizm

2012-01-09 20:14:00

  ‘İslam ve Sosyalizm’ ‘Emek ve Adalet Platformu’ adı altında birleşen bir grup, ramazan boyunca, israfı, gösterişi kınamak üzere, lüks otel iftarlarına karşı, o otellerden bazılarının civarında iftar toplantıları yaptılar. Bu girişimin ilk başarısı, iktidar partisinden lüks iftarlara karşı uyarının ifade edilmesi oldu. Bu kadarı çok büyük, çok önemli bir başarı sayılmayabilir, konu derindir ama, yine de ‘fena mı oldu, bu konuda bir duyarlık gündeme geldi’ demek gerekmez mi? …. Kırmızı görmüş boğa tesiri Ruhunu kapitalizme teslim edenlerin en korktuğu şey, adaletten, eşitlikten, paylaşımdan, mazlumdan söz edenler, bu değerleri hatırlatanlardır. Kapitalizmin en korktuğu şey, bırakın sosyalizmi, insanı insan yapan değerlerin insanlığın gündemine gelmesidir. Özellikle de ‘eşitlik’ kavramı, kırmızı görmüş boğa tesiri yapar. Çünkü, ‘adalet’ kavramı etrafından dolaşmak, eşitsizliği haklılaştırmak istikametinde ilerleyebilir, ilerlemiştir. Çağdaş liberalizm söylemi eşitliğe karşı adaleti öne çıkarır. Egemenlerin İslam’ı ve egemen Müslümanlar, ısrarla aynı şeyi yapar. Ardından, bir yandan, ‘paylaşma’yı ‘sadaka’ya indirgemenin, diğer yandan, açgözlülüğün, zenginleşmenin, meşrulaştırmanın bir hesabı gelir. …. http://gundem.milliyet.com.tr/-islam-ve-sosyalizm-/gundem/gundemyazardetay/23.08.2011/1430122/default.htm   İSLAM VE SOSYALİZM "Kendilerine, "Allah'ın size verdiği rızıktan başkaları için harcayın!" denildiğinde, hakikati inkara şartlanmış olanlar, inananlara, "Rabb[iniz] dileseydi [Kendisinin] besleyebileceği kimseleri biz mi besleyelim? Doğrusu siz açık bir yanılgı i&cce... Devamı

kaldır başını... Gamal Abdel Nasser (Cemal Abdul Nasır)

2012-01-07 21:08:00

"Kaldır başını kardeşim. Bundan sonra kimse seni aşağılayamayacak. Gururunu yeniden kazanıyorsun." Cemal Abdul Nasır (1956 İskenderiye Mitingi’nde Araplara seslenirken…)     Büyük güçlerin sevmediği ve belki de ismini duyduğunda lanet okudukları Cemal Abdul Nasır, birçok kişiye göre bir “Diktatör(dü). Ya da İngiltere’nin eski Başbakanlarından Eden’in dediği gibi Nil’in Hitleri’ydi. 1956’da İskenderiye Mitingi’nde Mısır’ın evlatlarının Süveyş Kanalı'nın denetimini ele geçirdiği müjdesini verdiğinde Kahire Radyosu’nu dinleyen binlerce Müslüman sevinç çığlıkları atarken, bir süre sonra İngiltere Başbakanı Anthony Eden, "Nil'in Hitler'ini tarihe gömme zamanı geldi," diye haykıracaktı. Ancak ne hazindir ki Nasır’ı yenmekte başarılı olamayan Eden, istifa ederek tarihe gömülmeyi daha çok kendine layık görecekti. Sadece Arap dünyasının değil, 'Bağlantısızlar Hareketi' adlı Üçüncü Dünya ülkelerinin de liderliğine yükselen Nasır, daha küçük yaşlardan itibaren o sıralar İngiliz mandasında olan ülkesinin bağımsızlığını isteyen biriydi. Bağımsızlık için sokak savaşları yapan 'El Fatat (Genç Mısır)’ örgütünün militanı olarak polisle giriştiği çatışmada tutuklanırken henüz 16 yaşındaydı. Birleşmiş Milletler'in İsrail Devleti’nin kurulmasına onay vermesinden sonra çıkan 1948 Savaşı’nda omzuna saplanan kurşunla yaralanırken ise genç bir subaydı. Kurduğu Hür Subaylar örgütü ile Kral Faruk’u tahtından etmesinin en büyük nedeni ise Arap rejimlerine ve ülkesinin çürümüş rejimine duyduğu ö... Devamı

GÖK GÜRÜLTÜSÜNÜN SÖYLEDİKLERİ / eliot

2011-11-30 20:04:00

GÖK GÜRÜLTÜSÜNÜN SÖYLEDİKLERİ   Terli yüzlere vuran meş'ale kızıllığından sonra, Bahçedeki buzlu sessizlikten sonra, Taşlı topraktaki can çekişmeden sonra, Bağırmalar ve ağlamalar, Zindan ve saray ve yankılanması, Gökgürültüsünün baharda, uzak dağlarda, Yaşayan o adam artık öldü. Yaşayan bizler artık ölmekteyiz, Nerdeyse tükenmekte sabrımız. Burada su yok, kaya var yalnız. Kaya. Susuzluk ve kumlu yol, Döne döne dağlara ulaşan yol, Kayalık, susuz dağlara. Durup su içerdik su olsa. İnsan durmaz, düşünemez kayalar arasında. Ter kurumuş, ayaklar kuma gömülü. Hiç değilse su olsaydı kayalar arasında. Bu ölü dağın tüküremeyen çürük dişli ağzında. İnsan ayakta duramaz burada, yatamaz, oturamaz, Sessizlik bile yok bu dağlarda. Kırmızı, asık yüzler, sırıtan ve hırlayan, Sıvaları çatlamış evlerin kapılarından. Su olsaydı da Kaya olmasaydı Kaya olsaydı Ama su da olsaydı Suda... Bir pınar Bir havuz kenarında. Hiç değilse su sesi olsaydı. Ağustos böceği değil. Ne türkü söyleyen kuru otlar, Yalnız su sesi bir kayadan. Çamlarında ardıç kuşunun öttüğü Şip şip şip şip, şip, şip Ama su yok! T.S. Eliot (Çorak Ülke, V)     Alışılmadık Bir Şair: Thomas Stearn Eliot / Yağmur     1888 yılında Amerika'nın Yeni İngiltere bölgesinde, Missouri eyaletinin St. Louis kasabasında doğdu. Oyun ve deneme yazarı T.S. Eliot öğrenimini Harvard, Sorbonne ve Oxford'da yaptı. 1915 'te Poetry dergisinde yayınlanan "J. Alfred Prufrock'un Aşk Şarkısı" (The love of J. Alfred Prufrock) gibi şiirlerinde Fransız sembolistlerinin özellikle La Forguen'i... Devamı

çorak ülke... t.s.eliot

2011-11-28 20:43:00
çorak ülke... t.s.eliot |  görsel 1

İngiliz şair T.S.Eliot, şiir anlayışını Fizikötesi Şairleri adlı denemesinde şöyle açıklar:   “Uygarlığımız, büyük bir çeşitlilik ve karmaşıklık sergilemektedir; bu çeşitlilik ve karmaşıklık, katıksız bir duyarlığa yansıyarak, çeşitli ve karmaşık sonuçlar yaratmalıdır. Şair, gittikçe daha kavrayışlı olmak zorundadır; daha imalı ve daha dolaylı bir ifade edinmelidir; dili, söylemek istediği şeye uygun kılmak için zorlamalı, gerekirse bozmalıdır.”   ÇORAK ÜLKE (The Waste Land): Bu uzun şiirin izlediği, ruhsal çoraklıktır. Var olan yaşam türünde, insanların günlük eylemlerine anlam ve değer kazandıracak hiçbir yaratıcı utanç yoktur. Cinsellik, hiçbir verimlilik sağlamaz; ölüm, dirilişin habercisi değildir. http://www.arslanbora.com/kutuphane-arsiv/corak-ulke     ÇORAK ÜLKE T.S.Eliot (1888-1965) (1948 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi) . Çeviren: İsmail Haydar Aksoy “Nam Sibyllam quidem Cumis ego ipse oculis meis vidi in ampulla pendere, et cum illi pueri dicerent: Sibulla ti thelis; respondebat illa: apothanein thelo” (1) Ezra Pound’a il miglior fabbro (2) I. ÖLÜLERİN GÖMÜLÜŞÜ En zalim aydır Nisan, çıkartır Leylakları ölü topraktan, karar Bellekle arzuyu, karıştırır Kasvetli kökleri bahar yağmuruyla. Sıcak tuttu bizi kış, örterek Yeryüzünü unutkan karla, besleyerek Kurumuş yumrularla bir parça hayatı. Şaşırttı bizi yaz, Starnbergersee dolaylarında Bir kırkikindi yağmuruyla; sığındık sırakemerlere, Ve çıktık gün ışığına, Hofgarten’e doğru, Ve kahve içtik, ve konuştuk bir saat kadar. Bin gar keine Russin, stamm' aus Litauen, echt ... Devamı

karasevda... cahit sıtkı 2

2011-11-26 19:35:00

  Yasar - sarki halinde kal sayit SEN DE HER ŞEY GİBİ   Sen de her şey gibi,yakınımda iken, Sen de oluyorsun gözlerimde diken. Git,git benden uzak,uzak bir yere git; Ne olur,içimde her zaman bir ümit, Her uzak şey gibi öyle yalnız hayal, Yalnız rahiya,renk,şarkı halinde kal.   CAHİT SITKI TARANCI   ROBENSON .. Robenson, akıllı Robenson’um Ne imreniyorum sana bilsen! Göstersen adana giden yolu, Başımı dinlemek istiyorum. Ben gemi olurum sen kaptan ol, Yelken açarız bir sabah vakti Güneşte gölgemiz olur deniz Yolculuk! Derken adamızdayız. İsterdim tercümanım olasın, Tanıtasın beni balıklara Vahşi kuşlara ve çiçeklere, Bizdendir diyesin benim için. Ağaca çıkmasını bilirim, Tanırım meyvanın olmuşunu, Taş kırmak da gelir elimizden, Ateş yakmak da, aş pişirmek de. Robenson, halden bilir Robenson Adan hala batmadıysa eğer, Alıp götürsen beni oraya, Deniz yolu kapanmadan evvel!   CAHİT SITKI TARANCI   ROBINSON CRUSOE Robinson, my clever Robinson you don't know how I envy you. If you could only show me your island, there I would find peace of mind. I'll be the ship, you be the captain. We can unfurl the sail one morning. The sea becomes our shadow in the sun. The journey. And suddenly we're at our island. I wish you could be my interpreter, introduce me to the fish, to wild birds and flowers, say to them about me: `He's one of us.' I know how to climb trees. I can tell a fruit that's ripe. I can also manage breaking stones, making fires, cooking food. Robinson, understanding Robinson, if your island hasn't sunk yet take me there before the seaways close. Cahit Sitki Taranci (1910-56) Translated by Mesut Onen and Richard McKane http://www.cs.rpi.edu/~sibel/poetry/poems/cahit_sit... Devamı