artık efendiler öldü!.. b.bertolucci -2

2011-10-24 20:50:00
artık efendiler öldü!.. b.bertolucci -2 |  görsel 1

  yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar   Facebook: Yorumokuyorum Blogcu   "Babama öykünüp şiir yazmaya başladıktan, ardından babamdan kurtulmak için şiir yazmayı bıraktıktan sonra benim sinemaya ilk adım atışım, Pasolini'nin asistanlığını üstlenmekle olmuştur. Pasolini bir dil icat ediyordu ve ben de onun yardımcısıydım. O zamanlar Marksizmi seçen bir burjuvadan beklenecek bütün sevgi, tutku ve umutsuzluklarla dolu bir Marksisttim. Gece tartışmalar ve hayallerle uykuya dalıyor, gün ağarırken sabaha değil, geleceğe gözlerimizi açıyorduk. Rehberlerimiz Rosselini ve Godard'dı. Aslında bence de sinema her zaman politiktir, fakat sistem içinde yapılan bütün filmler aynı zamanda sistem tarafından sömürüye açıktır. Yine de günümüz dünyasında, bize kalan tek iletişim yolunun duygu olduğu kanısını taşıyorum. Aklın kaynağını ancak duygular aracılığıyla yeniden keşfedebiliriz ve bu bakımdan sinema müthiş bir kaynaktır..." http://sinemakutuphanesi.tr.gg/Bernardo-Bertolucci.htm     Bernardo Bertolucci (d. 16 Mart 1941), İtalyan sinema yönetmeni, özellikle "Paris'te Son Tango" (Ultimo Tango a Parigi) isimli filmiyle ün yapmıştır. http://tr.wikipedia.org/wiki/Bernardo_Bertolucci     Artık Efendiler Öldü!   ‘Novecento’, İtalya’nın 1900 – 1945 arası siyasi/sosyal ve ekonomik evrim... Devamı

paris'te son tango / b.bertolucci -1

2011-10-22 20:10:00
paris'te son tango / b.bertolucci -1 |  görsel 1

Theme From Last Tango In Paris (1972) seasonwitch   Love is a losing game amy winehouse   For you I was a flame Senin için bir alevdim Love is a losing game Aşk bir oyun kaybettiğin Five story fire as you came İstediğin ateşiydi ucuz bir hikayenin Love is a losing game Aşk bir oyun kaybettiğin One I wish I never played Hiç oynamadığımı dilemiştim Oh what a mess we made Nasıl bir çıkmaza girdik And now the final frame Ve şimdi son demindeyiz Love is a losing game Aşk bir oyun kaybettiğin Played out by the band Sınırlarda oynarken Love is a losing hand Aşk kaybettiğin bir el More than I could stand Daha fazla katlanabileceğimden Love is a losing hand Aşk bir oyun kaybedilen Self professed... profound Derinden derine kendince kabullendiğin Till the chips were down Fişler yere dökülene değin ...know you're a gambling man Anladım kumarbazdın sen Love is a losing hand Aşk kaybedilen bir el Though I'm rather blind Tüm körlüğüme rağmen Love is a fate resigned Aşk kadere boyun eğen Memories mar my mind Anılardan aklımı kaçırırken Love is a fate resigned Aşk kadere boyun eğdiren Over futile odds Boşuna bir şanstan çok And laughed at by the gods Ve tanrılardı buna gülen And now the final frame Ve şimdi son demindeyiz Love is a losing game Aşk bir oyun kaybettiğin   http://ceviri.alternatifim.com/data.asp?ID=4411&sarki=Love%20Is%20A%20Losing%20Game&sarkici=Amy%20Winehouse&ok=1     - Hayatla Son Tango -   Politik eksenli filmleriyle olduğu kadar kadın-erkek ilişkilerine odaklandığı filmleriyle de hatırlanan, İtalya’nın yaşayan en büyük yönetmenlerinden Bernardo Bertolucci’nin, çekildiğ... Devamı

ölüm fügü- Ingeborg Bachmann ve Paul Celan

2011-10-20 21:15:00
ölüm fügü- Ingeborg Bachmann ve Paul Celan |  görsel 1

Paul Celan-Ingeborg Bachmann Paul Celan-Gisele Lestrange   ÖLÜM FÜGÜ Akşam vakitlerinde içmekteyiz sabahın kapkara sütünü ve öğlenlerle sabahlarda bir de geceleri hiç durmaksızın içmekteyiz bir mezar kazıyoruz havada rahat yatılıyor Bir adam oturuyor evde yılanlarla oynayıp yazı yazan hava karardığında Almanya'ya senin altın saçlarını yazıyor Margarete bunu yazıp evin önüne çıkıyor ve yıldızlar parlıyor köpeklerini çağırıyor ıslıkla sonra Yahudilerini çağırıyor ıslıkla toprakta bir mezar kazdırıyor bize buyruk veriyor haydi bakalım şimdi dansa Gece vakitlerinde içmekteyiz sabahın kapkara sütünü ve sabahlarla öğlenlerde bir de akşamları hiç durmaksızın içmekteyiz Bir adam oturuyor evde yılanlarla oynayıp yazı yazan hava karardığında Almanya'ya senin altın saçlarını yazıyor Margarete senin kül olmuş saçlarını Sulamith bir mezar kazıyoruz havada rahat yatılıyor Adam bağırıyor daha derin kazın toprağı siz ötekiler şarkılar söyleyip dans edin tutup palaskasındaki demiri savuruyor havada gözlerinin rengi mavi sizler daha derine sokun kürekleri ötekiler devam edin çalmaya ve dansa Gece vakitlerinde içmekteyiz sabahın kapkara sütünü ve sabahlarla öğlenlerde bir de akşamları hiç durmaksızın içmekteyiz bir adam oturuyor evde senin altın saçların Margarete senin kül saçların Sulamith adam yılanlarla oynuyor Sesleniyor daha tatlı çalın ölümü çünkü o Almanya'dan gelen bir ustadır sesleniyor daha boğuk çalın kemanları sonra sizler duman olup yükseliyorsunuz göğe sonra bir mezarınız oluyor bulutlarda rahat yatılıyor Gece vakitlerinde içmekteyiz sabahın kapkara sütün&uu... Devamı

kalp zamanı... Ingeborg Bachmann ve Paul Celan

2011-10-18 20:00:00
kalp zamanı... Ingeborg Bachmann ve Paul Celan |  görsel 1

ELBET ANLAMI OLABİLİRDİ Elbet anlamı olabilirdi: geçip gitmekteyiz dünyadan, sormamışlar gelirken, çekilmeliyiz şimdi yavaştan. Ama konuşmamıza karşın, birbirimizi anlamadan ve karşımızdakinin ellerine bir an bile ulaşamadan, yıkım bu işte: Çıkamayacağız bu sınavdan. Denemek bile kalkılmaz bir şey altından, ve bir çarmıh dikilmiş, kendimizi tanıyamadan, yalnızlığımızda, silinip gidelim diye dünyadan. Ingeborg BACHMANN Çeviren: Ahmet CEMAL CORONA güz kendi yaprağını yiyor elimden: biz iki dostuz. zamanı ceviz kabuklarından ayıklayıp yürümeyi öğretiyoruz ona: zamansa dönüyor kabuğuna. aynada pazar, düşte uyunan uyku, ağızsa gerçeği söylemede. gözüm bir sevgilinin cinselliğine teşne: öyle bakışıyoruz, karanlık sözler ediyoruz birbirimize, haşhaş ve bellek gibi seviyoruz birbirimizi, uyuyoruz şarap gibi midye kabuğunda, bir deniz gibi ayın kanlı ışığında. penceredeyiz sarmaş dolaş,kendimizi seyrediyoruz sokaktan: vakt erişti, herkesler bilsin bunu! artık çiçek açma zamanıdır taşın, yüreğinse tedirginlik zamanı. zamanıdır, zamanı gelmenin. artık zamanıdır. Çeviri: Sevil Eryaşar PAUL CELAN   Ingeborg sevgilim, ‘her şey söylenmeden kaldı’! ... Ingeborg Bachmann ile Romen asıllı şair Paul Celan’ın mektuplaşmalarını içeren ‘Kalp Zamanı’, İlknur Özdemir’in nefis çevirisiyle Turkuvaz Yayınları’ndan çıktı. Yukarıda da söyledim, bu mektuplar, bugüne kadar bilinen, okurun hayalindeki Bachmann portresini büyük ölçüde değiştirecektir. Dışarıdan (elbette yazdıklarından ve geride bıraktığı fotoğraflardan) görülen o güçlü, kararlı, donuk ve hatta soğuk kadının içinde ba... Devamı

Hans Werner Henze

2011-10-16 20:35:00
Hans Werner Henze |  görsel 1

    yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar   Facebook: Yorumokuyorum Blogcu     Bilmece / İngeborg Bachmann Hans Werner Henze için Gelecek bir şey yok artık. Bir daha ilkbahar olmayacak. Herkese kehanetidir bin yıllık takvimlerin. Ama yaz ve hani derler ya, "yazdan kalma" diye, onlar da olmayacak- artık hiçbir şey gelmeyecek. Asla ağlamamalısın, der bir şarkı. Onun dışında bir şey diyen kimse yok. (Çeviren: Ahmet Cemal) Ingeborg Bachmann   Hans Werner Henze Kimdir? Hayatı, Biyografisi ve Yaşamı Hakkındaki Yazılar (1926-....)   Savaş sonrası birçok kaynağı birleştiren Alman besteci Henze, opera geleneğinden oda operalarına ve dizisel yöntemdeki komik operalara kadar büyük türler dener. Henze için İtalyan şarkı söyleme geleneği önde gelir, 1 Temmuz 1926'da Westphalia'da bir öğretmenin oğlu olarak dünyaya gelen Henze, Brunswick'teki Devlet Müzik Okulu'nda eğitim görür; İkinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere tutsak olur; 1946'dan sonra müzik çalışmalarını Heidelberg'de sürdürür. 1953'te İtalya'ya yerleşen sanatçı burada Marksist eylemlere katılır; aynı zamanda Küba'daki siyasal olaylara ilgi duyar. 1962-66 döneminde Salzburg Mozarteum'da ders verir. Boıdevard Solitude (1951) sahne yapıtları arasındaki ilk başarısıdır. Besteci, Stravinski&... Devamı

kimdi giden (ayrılanlar için)

2011-10-14 20:45:00
kimdi giden (ayrılanlar için) |  görsel 1

Gökyüzünde Tüten Olsam   Gökyüzünde tüten olsam Yeryüzünde biten olsam Al benekli keten olsam Yâr boynuna sarsa beni Yâr kolunda burma olsam Yedikleri hurma olsam Alçım alçım sürme olsam Yâr kaşına sürse beni Karac'oğlan uşak olsam Yâr belinde kuşak olsam Bir atlastan döşek olsam Yâr altına serse beni   Şair Karacaoğlan   selva erdener – sen sen sen http://www.cafrande.org/?p=1266 Selva Erdener Gökyüzünde Tüten Olsam yasammimari Yarim Senden Ayrılalı Erzincan/Tercan-Yavuz Top-TRT Yarim Senden Ayrılalı Hayli Zaman Oldu Gel Gel Bak Gözümden Akan Yaşa Ab-ı Revan Oldu Gel Gel Böyle M'olur Küsüp Gitmek Seni Seveni Terk Etmek Haram Oldu Yemek İçmek İşim Figân Oldu Gel Gel Kurulu Yaydır Asılmaz Gönül Yarinden Kesilmez Ölmeyince Dert Eksilmez Halim Yaman Oldu Gel Gel Kul Aşık Ever Varmaya Halinden Haber Sormaya Yetiş Namazım Kılmaya Seni Seven Öldü Gel Gel     Odam Kireç Tutmuyor Odam kireç tutmuyor Kumunu katmayınca Sevdan baştan gitmiyor Sarılıp yatmayınca (Repertuvar) Odam kireç tutmuyor Biraz kum katmayınca Gönül rahat etmiyor Yare laf atmayınca (Yarini görmeyince) Odam kireçtir benim Yüzüm güleçtir benim Soyunda gir koynuma Tenim ilaçtır benim (Repertuvar) Odam kireçtir benim Yüzüm güleçtir benim Hangi taşa sarılsam Emeğim boştur benim Baba ben derviş miyem Hırkamı giymiş miyem Ben sevdim eller aldı Niye ben ölmüş müyem Odanı kireç eyle Yüzünü güleç eyle Soyun da gir koynuma Terimi ila&ccedi... Devamı

çoğunluk - seren yüce

2012-01-05 19:17:00
çoğunluk - seren yüce |  görsel 1

  Seren Yüce: “Çoğunluk, insanların doğayla olan ilişkilerinin koparılmasını da anlatıyor.”   - Orta sınıf eleştirisi yapan bir filmin Altın Portakal alması ne anlama geliyor? Sanırım iyi bir anlama geliyor. Film ne anlatıyor olursa olsun, konuya olan sade yaklaşımı ve bunu bir sinema filmi olarak yansız ve tutarlı bir sinema diliyle anlatıyor olmasına ödülü verdiler diye düşünüyorum. -  “Yeni sinemacılar” diyorsunuz kendinize. Neden yeni sinema? Yeni olan ne? Açıkçası benden çok daha önce onlar kendilerine Yeni Sinemacılar diyorlardı. Ben sonradan dahil oldum. Kendilerini böyle ifade etmelerinin sebebi Türkiye sinemasına gerçekçi ve objektif bir tavır getirmeleri. Aynı zamanda bağımsız sinema, yani belirli, yönlendirici bir kapitalin etkisinde kalmadan filmler yapma çabaları. - Film ne anlatmak istiyor? Film bir baba oğul ilişkisi üzerinden günlük hayatın akışı içerisinde ayrımcılığın, ötekileştirmenin bireye nasıl aktarıldığını, bireyin aile içersindeki oluşumunu anlatıyor. Mertkan’ın babasının çizdiği yolda, adam olma sürecini anlatıyor. - Mertkan’ın hayatta yer edinme mücadelesi Türkiye’nin hikayesi mi, evrensel mi? Yani “Çoğunluk” Türkiye’nin mi, dünyanın mı “çoğunluğu”? Bence ikisinin de. Filmdeki durum Türkiye özelinde yaşanıyor doğal olarak, ama daha geniş bir çerçeveden baktığımızda bu baskı mekanizmasının dünyanın her yanında var olduğunu görüyoruz. Sadece Türklüğe ve Müslümanlığa indirgenecek bir durum değil. Sistemi orta-üst orta sınıfın işlettiği her yerde baskı ve ayrımcılık var. Çoğunluktan kasıt orta sınıfın düşünce ve davranış biçimidir. - Anne r... Devamı

72.Koğuş - Orhan Kemal

2011-10-10 20:10:00
72.Koğuş - Orhan Kemal |  görsel 1

  BİR AY DOĞAR İLK AKŞAMDAN GECEDEN BuLuTNET   Dokumacı Haydar Evleri tek odadan ibarettir Çocuklar oynar Kadınlar konuşur O kitap okur! Yağmurlu ve soğuk bir gecede çıkınca fabrikadan Düşündü/ Bir evim olsa üç odalı diye Kapısından girince içeriye Çocukları çevirip etrafını Nerede kaldın baba? Deseler Ve elinden tutup Yemek odasına sürükleseler. Orhan Kemal   72.Koğuş- Orhan Kemal “İnsan Onurunun Sesi”   … insan onurunun düşebileceği en dipsiz kuyunun hikayesidir. … … 2011 yapımı filmin 1987 yapımı adaşından oldukça geride kaldığını görüyor ve kaçan fırsata üzülüyorsunuz. … Bu filmin yaklaşımının Orhan Kemal'in eserinde baskın unsur olarak öne çıkmayan “aşk”a daha yakın durması ve buna paralel olarak (…) kadınlar koğuşunu öne çıkarması, doğal olarak meselenin özünden uzaklaşılması sonucunu doğuruyor.   http://www.insanokur.org/?p=113   Işık Öğütçü - Sanatçının hakkını vermek gerek. Ben peşin hükümle başladım filmi izlemeye. Sıkılırım dedim. Ama sıkılmadım. Çok büyük bir heyecan ve keyifle izledim. Gerçekten dört dörtlük bir iş çıkmış. - 1954 kışında Fener’de iki odalı bir evde yakacak yok, yiyecek yok. Bu koşullarda annem babam ve 3 çocuk yaşıyor. Annem ve kardeşlerim üşümemek için çok erken bir saatte yatağa giriyorlar. Hatta yerdeki kilimi alıp üzerlerine örtüyorlar. Babam da kaç zamandır aklında olan 72. koğuş hikâyesini yazmak istiyor ve oturuyor sabaha kadar sadece bir gaz ocağının sıcaklığıyla 72. Koğuş’u yazıyor. Sonra sabah b... Devamı

çocuksu neşe ve keder... william blake-5

2011-10-08 20:58:00

Biri Masumiyet Şarkılarında (songs of İnnocence), diğeri Deneyim Şarkılarında (Songs of Experience) yer alan iki şiir... Birinde yeni doğanın kederi ve doğuma karşı kötümser bir bakış, ötekinde yeni doğanın neşesi ve doğuma karşı iyimser yaklaşım...   ÇOCUKSU KEDER William Blake ÇEV. HALİL ÇELİK Annem sızlandı! Babam ağladı. Tehlikeli bir dünyaya atıldım: Çaresiz, çıplak, kulakları sağır eden cırtlak sesimle Bir şeytan gibi, arkasına saklanmış bir bulutun. Çırpınırken babamın ellerinde Kundak bezinden kurtulmaya çabalarken Bağlı ve yorgun, düşünebildiğim en iyi şey Küsmek annemin memesine. ÇEV. HALİL ÇELİK   Infant Sorrow Annem sızlar, babam zırlar, Boktanlığın içine atılıyorum, Bir başıma, çıplak, cırtlak seslerle. Aynı şeytanın bulutların ardına saklandığı gibi. Babamın elinde debeleniyorum, Göbek bağım bilmem hangi bahçede saklı, Kuşatılmış ve bezgin, en iyisini düşünüyorum, Annem sütünün diyetinde, yaşlı. William Blake Çeviren: Solid   Infant Sorrow By William Blake My mother groan'd! my father wept. Into the dangerous world I leapt: Helpless, naked, piping loud, Like a fiend hid in a cloud.   Struggling in my father's hands, Striving against my swaddling bands, Bound and weary, I thought best To sulk upon my mother's breast.   ÇOCUKSU NEŞE ÇEV. HALİL ÇELİK "Adım konulmadı daha; Yeni doğmuş bir bebeğim, sadece iki günlük. " Öyleyse ne diye çağıracağız seni? "Mutlu, ben, Neşedir benim adım. " Tatlı bir neşe olsun daim, başına gelen ! Şirin bir neşe! Tatlı bir neşe, ama iki günlük sadec... Devamı

aşk bahçesi... william blake-4

2011-10-06 20:53:00

AŞK BAHÇESİ William Blake Yerleştirdim kendimi bir kıyının üzerinde, Aşkın uykuya yattığı; Sazların arasında duydum rutubeti Gözleri yaşlı, gözleri yaşlı. Sonra fundalığa gittim ve yabana, Dikenlerine ve dikenli bitkilerine çorağın; Ve onlar söylediler bana ne kadar aldatıldıklarını, Korkutup kaçırıldıklarını ve yalnız yaşamak zorunda bırakıldıklarını. Aşk Bahçesine gittim, Ve gördüm hiç görmediğimi; Ortasında küçük bir Kilise yapılmıştı, Orda oynardım yeşilliğin üstünde. Ve kapanmıştı bu küçük Kilisenin kapıları. Ve kapının üstünde “Sen Yapmayacaksın,” yazılıydı; Böylece yöneldim Aşk Bahçesine Taşıyan pek çok tatlı çiçeği. Ve gördüm mezarlarla doldurulduğunu, Ve çiçekler olması gereken yerlerde mezar taşları vardı; Ve papazlar yürüyorlardı devriyelerini kara cübbelerinde, Ve benim sevinçlerim ve arzularım bağlanmış olan yabani güllerle. Çeviren: Vehbi Taşar, 8 Ağustos, 2006 Note: 1789 da ilk defa olarak “Songs of Innocence” ya da “Suçsuzluğun Şarkıları” isimli kitapta basılan bu şiir Willam Blake’in Hristinyanlık Kilisesi ve dinini eleştiren bir şiiridir. Blake Hristiyanlık dininin Tanrıyla insanların arasına girdiğine inandığı için dine karşıydı. Şiirin en son mısrasında geçen “binding with briars”, yani “yabani güllerle bağlanmak” ifadesi Blake’in meşhur ettiği ve İngiliz edebiyatında ve dinsel yazılarda sık sık kullanılan bir ifadedir.     THE GARDEN OF LOVE by William Blake I laid me down upon a bank, Where Love lay sleeping; I heard among the rushes dank Weeping, weeping. Then I went to the heath and the wild, To the thistles and... Devamı

baca temizlikçisi... william blake-3

2011-10-04 20:46:00

BACA TEMİZLİKÇİSİ Küçük kara bir şey karlar arasından, Haykırıyor "temizle! temizle!" kederli bir sesle! "Nerededir senin annen&baban? söyle?" "Onların ikisi de gittiler kiliseye dua etmeye. "Çünkü mutluydum çalılıklar üzerinde, Ve gülüyordum kışın yağan karlar arasında, Onlar giydirdi bana ölümün giysisini, Ve öğrettiler bana kederin ezgileriyle şarkı söylemeyi. "Ve çünkü mutluydum&oynuyordum&şakıyordum, Onlar sandılar ki bir haksızlık yok yaptıklarında, Ve dua etmeye gittiler Tanrıya&Papaza&Krala, Yani sefaletimiz üstüne cenneti kuranlara." [Deneyim Şarkıları] William BLAKE Çeviri: T. Asi BALKAR     BACA TEMİZLEYİCİSİ Annem öldüğü zaman çok küçüktüm, Ve babam sattı beni henüz dilim bile Dönmezken "temizle! temizle! temizle!" demeye Artık bacalarınızı temizliyorum&uyuyorum is içinde. Küçük Tom Dacre var ya, ağladı, kıvırcık saçlarını Kuzu sırtı gibi kırktıklarında, dedim ki ona "Sus, Tom! hiç takma kafana, başın çıplak ya Biliyorsun kurum kirletemez artık olmayan saçlarını." Ve o ağlamayı kesti, ve o gecenin derinliğinde Tom uyuduğunda, neler gördü düşünde! Binlerce baca temizleyicisi,Dick,Joe,Ned &Jack, Onların hepsi kara tabutlara kilitlenmişti Ve bir Melek geldi ışık saçarak anahtarıyla, Ve açtı tabutları&azat etti onları; Sonra çayırda zıpladılar güldüler koştular Ve ırmakta yıkandılar, ve Güneşte parladılar. Sonra çıplak ve pak, bütün yüklerini artlarında bıraktılar, Bulutlara ağdılar ve rüzgârla dans ettiler; Ve o Melek Tom&... Devamı

cennet ve cehennem... william blake-2

2011-10-02 19:45:00
cennet ve cehennem... william blake-2 |  görsel 1

  Bir Kum Tanesinde bir Dünya görmek Ve bir Cennet bir Yaban Çiçeğinde, Avuçlarında Sınırsızlığı tutmak Ve Sonsuzluğu bir vakitte.     William Blake (d. 28 Kasım 1757 - ö. 12 Ağustos 1827) İngiliz şair, ressam ve mistik vizyoner.   Kişisel görüşleri yüzünden çağdaşları tarafından deli olarak görülen Blake, daha sonra eleştirmenler tarafından yapıtları, anlatım gücü, yaratıcılığı, felsefi ve gizemli eğilimi yüksek takdir gördü. 18. yüzyılda ortaya çıktığı için resimleri ve şiirleri hem romantik akımın hemde romantik akımı öncesi parçasıdır. İncile saygılı fakat İngiltere kilisesine düşman olan Blake, Jacob Boehme ve Emanuel Swedenborg gibi düşünürlerden, Fransız ve Amerikan devrimlerinden etkilendi. Bu bilinen etkilere rağmen, Blake’in yapıtlarının özgünlüğü onu sınıflandırmayı zorlaştırıyor. William Blake, Londra’da , orta sınıf bir ailenin 2’si gebelikte ölen 7 çocuğundan 3.süydü. Babası bir mensucatçıydı. William okula hiç gitmedi ve evde annesi tarafından eğitildi. Blake ailesi muhaliflerdendi ve moravian kilisesine üyeydiler. İncil Blake üzerinde derin ve erken bir etkiydi ve hayatı boyunca bir ilham kaynağı olarak kalacaktı. Blake oymacılığa ona babasının aldığı eski yunan yapıtlarının kopyalarıyla başladı. Bunlardan Raphael, Michelangelo, Maarten van Heemskerck ve Albrecht Dürer’in yapıtlarıyla klasik biçimlere açıklığını keşfetti. 1782’de Blake patronu olarak Jhon Flaxman’la ve eşi olarak Catherine Boucher’le tanıştı. 18 Ağustos 1782’de St. Mary kilisesinde kendine 5 yaş küçük Catherine ile evlendi. Catherine okuma yazma bilmediği için evlilik cüzda... Devamı

sonsuzluk... william blake-1

2011-09-30 20:47:00
sonsuzluk... william blake-1 |  görsel 1

  Eternity He who binds to himself a joy Does the winged life destroy; But he who kisses the joy as it flies Lives in eternity’s sun rise.     SONSUZLUK ÇEV. HALİL ÇELİK Kim ki bir sevince bağlar kendisini Uçarak geçen hayat, yok eder onu; Ama kim, uçar gibi öper sevinci Yaşar, sonsuzluğun gün doğumunu. William Blake ÇEV. HALİL ÇELİK   ETERNITY - ABOUT WILLIAM BLAKE virtus_typhon   Masumiyet Kehanetleri William Blake Görmek bir kum tanesinde bir dünya, Ve bir cennet bir yaban çiçeği'nde, Tutmak sonsuzluğu avucunda, Ve ebediyeti bir saatin içinde. Kapatılmış bir kızıl gerdan kafese Boğar tüm Cennet'i öfkeye. Kumru ve güvercinlerle dolu bir kumru evi Titretir Cehennem'in tüm bölgelerini. Bir köpek, kapısında açlıktan ölen efendisinin, Haber verir çöküşünü devletin. Hor kullanılan bir at yol üstünde Yakarır insan kanı için Cennet'e. Her feryadı yaban tavşanının, izi sürülen, Bir elyaf koparır beyinden. Bir tarla kuşu, kanadından yaralı, Susturur bir Kerub'un şarkısını. Kışkırtılmış ve kavgaya hazırlanmış dövüş horozu Ürkütür yükselen güneşi. Her kurtun ve aslanın uluyuşu Ayağa kaldırır Cehennem'den bir insan ruhunu. Yabani geyik, orada burada gezerken, Uzak tutar insan ruhunu üzüntüden. Hor kullanılan kuzu halk kavgalarına yol açar, Ve yine de kasabın bıçağını bağışlar. Küçük çitkuşu'nu inciten adam Sevgi görmeyecektir insanlardan. Kim getirirse öküzü gazaba Kadınlar sevmeyecektir onu asla. Sineği öldüren oyunbaz oğlan Tadacaktır düşmanlığını örümceğin... Devamı

festival haberleri...

2011-09-13 21:55:00
festival haberleri... |  görsel 1

      İstanbul bugün şiirle buluşuyor Türkiye ve dünyadan önemli şairleri bir araya getiren Uluslararası İstanbul Şiir Festivali’nin dördüncüsü bugün (12 Eylül) başlayıp 17 Eylül’e kadar sürecek  10’u yurtdışından olmak üzere toplam 24 şairin katılacağı festival kapsamında şiir okumaları ve paneller dışında dışında etkinlikler de düzenlenecek. 15 Eylül’de Muammer Karaca Tiyatrosu’nda Vedat Sakman ile Hakan Gerçek’in “Gözleriniz İstanbul” adlı  şiir performansı izlenebilecek. Festivalin kapanışı da tüm şairlerin katılacağı Şiir Hatları Vapuru etkinliğiyle sona erecek. Festivalde birçok ünlü Türk şairin eserlerini İngilizceye çeviren ve “From İstanbul / İstanbul’dan” adlı kitabı yayımlanan Amerikalı Sidney Wade de katılıyor. http://sanat.milliyet.com.tr/istanbul-bugun-siirle-bulusuyor/edebiyatkitap/haberdetay/12.09.2011/1437779/default.htm     Sidney Wade imzalı 5 şiir kitabından sonuncusu olan Stroke, 2008 yılında basıldı. Şiirleri diğer birçok dergi yanında Poetry, The New Yorker, Grand Street, and The Paris Review'da yayımlandı. Aralarında Melih Cevdet Anday, Yahya Kemal gibi isimlerin de bulunduğu birçok şairin eserlerini İngilizceye çevirdi. 1989-90'da İstanbul Üniversitesi'nde görev aldı. Edebiyat dergisi Subtropics'in şiir editörüdür ve AWP başkanlığı ve Amerikan Edebiyat Çevirmenleri Birliği sekreterliği yapmaktadır. Şu anda Florida Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık dersi vermektedir.   http://www.istanbulsiirfestivali.org/tr/kat_dt.asp?ic=163&keepThis=true&TB_iframe=true&height=260&width=360       SUÇ VE CEZA İSTANBUL'DA FESTİVAL OLUYOR  ... Devamı

KADINLAR VE AŞK (dizin)

2011-09-10 18:30:00

    KADINLAR ve AŞK EUERGETES ... (antik çağ kadınları-1) HETAERA... (antika çağda kadınlar-2) köle... fahişe... (antik çağda kadınlar-3) SPARTALI ... (antik çağda kadınlar -4) kızıl saçlı LİLİTH (gece rüzgarı) yılan saçlı kadın MEDUSA Medusa'nın Salı Aphrodite (Venüs'ün doğuşu) carmen mia.... isyankar bir kuş... amazonlar... (savaşçı kadınlar) Alexandra Anastasia Lisowska (Roxelanne) - HÜRREM götürmeye geldim seni SARAH BAARTMAN... fevkalade tehlikeli... emma goldman camila vallejo... şili rüzgarı... İskenderiyeli Hypatia (Agora) Délphine ile Hippolyte- Baudelaire 1 LE LETHE …. Baudelaire 2 Natalya için düello... PUŞKİN rüzgar bizi götürecek - füruğ günah - füruğ 2 Bright Star (Parlak Yıldız) Fanny Brawne AYNI SONDA BULUŞAN KADINLAR (Sylvia Plath-Nilgün Marmara) kınamayın beni-la belle cordiere Mayakovski – Yesenin – Lili Brik stefan zweig, lotte, frederike... LOST ZWEIG Lieble miene Ottla… (Franza Kafka's sisters) La Commune - öldürün beni -Louise Michel (Bonne Louise) HEPSİNİ GÖRDÜM-björk Kazan hālâ seni bekliyor SÜYÜMBİKE (Söyembikä) lhasa de sela'ya...   AŞK aşktan kaçılmaz-1 (original sin) aşktan kaçılmaz 2 (reconstruction)(laweke metini) AH SENSİZ… Ah Mine’l Aşk (About Love) HAYIR AŞK ÖLMEDİ saf aşktan aşkın imkansızlığına Oscar Wilde, Her insan öldürür sevdiğini gene de ARAGON, Mutlu Aşk Yok Mu? Pablo NERUDA- ...gözlerinin okyanusuna... AT ÜSTÜNDE AŞIKLAR Aşka Övgü “Sextus Propertius’a Övgü”– Ezra Pound law... Devamı