...sadece merak... jim morrison -2

2011-09-28 21:20:00
...sadece merak... jim morrison -2 |  görsel 1

Diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum. Neler olacağını merak ettim. Hepsi bu: Sadece merak. jim morrison   Kapıda biri var kapıda biri var.. bir mütecaviz içeriye dalıyor kapıyı kırıp. ne acı, ne de ölüm.. biziz sadece,tekrar tekrar. içeri geliyoruz.. tamam,arayın bakalım etrafı hiç bir şey bulamıyacaksınız... tüm perspektifleri bir anda görmek.. herşey donduğunda ve sanki kendine doğru   Jim Morrison   THE DOORS artık müzik yapmıyor ama yaptıkları müzik hala dinleniyor. O'nun gibi biri daha gelmedi ve gelmeyecek. "TANRILAR YENİ YARATIKLAR" kitabından seçtiklerim : . / . Dünyayı istiyoruz, hemen şimdi istiyoruz. Onların silahları var ama biz çoğunluğuz. . / . Diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum. Neler olacağını merak ettim. Hepsi bu: Sadece merak. . / . Bütün eğlenceler ölüm düşüncesini içerir. . / . Rahimde hepimiz kör mağara balıklarıyız. . / . Uyku her gece dalınan okyanus derinlikleridir. Sabah uyanırsın üstünden sular damlayarak, nefes nefese ve gözlerin yanarak. . / . Çatıları, duvarları yık, bütün odaları aynı anda gör. . / . Filmler yapay olarak döllenmiş fotoğraflar bütünüdür. . / . Yaşamlarımız bizim adımıza yaşanır. Bizse ancak başkalarınınkini esir etmeye çalışabiliriz. I'm a Lizard King, I can do anything! http://schizophren.blogcu.com/the-doors-jim-morrison/573713     "Eğer algının kapıları temizlenseydi herşey insana olduğu gibi görünürdü.. sonsuz &q... Devamı

riders on the storm... jim morrison

2011-09-26 21:29:00
riders on the storm... jim morrison |  görsel 1

“Ölümü ilk keşfettiğim an. . . ben, annem, babam, büyükannem ve büyükbabam gün batarken çölde ilerliyorduk. Bir kamyon dolusu kızılderili başka bir kamyona ya da bir şeye çarpmıştı. Kızılderililer bütün ana yola dağılmıştı; ve kanlar içinde ölümü bekliyorlardı. Babam ve büyükbabam, arabadan neler olduğuna bakmak için inmişlerdi. Ben daha çocuktum, o yüzden arabada oturup beklemem gerekiyordu. Ben bir şey görmedim. – Tek gördüğüm şey garip, kırmızı boya ve yerde yatan insanlardı, ama bir şey olduğuna emindim. Çünkü onların yaydıkları dalgaları hissedebiliyor ve birden yerde yatan insanların da olay hakkında benim bildiğimden daha fazlasını bilmediklerini farkettim. İşte o an ilk kez korkuyu tattım. . .” jim morrison     The Doors - Riders On The Storm Video steveo_russianspy       “Bilinen ve bilinmeyenler var. Ve bunların arasında da kapılar bulunuyor.” jim morrison     Riders On The Storm -the doors Riders on the storm Riders on the storm Into this house we're born Into this world we're thrown Like a dog without a bone An actor out alone Riders on the storm There's a killer on the road His brain is squirmin' like a toad Take a long holiday Let your children play If ya give this man a ride Sweet family will die Killer on the road, yeah Girl ya gotta love your man Girl ya gotta love your man Take him by the hand Make him understand The world on you depends Our life wil... Devamı

büyük taarruz... ZABİTAN -3

2011-09-24 20:19:00
büyük taarruz... ZABİTAN -3 |  görsel 1

    yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar Facebook: Yorumokuyorum Blogcu     (YÜZBAŞI ŞEKİP) MEZARI 50 YIL SONRA BULUNAN ŞEHİT Bir sonbahar günü öğle üzeriydi.Sokaklar altın sarısı yaprakların işgaline uğramış,sanki hazin bir ayrılığın yasını tutuyorlardı.Çünkü kasım ayının hemen arkası,soğuk ve beyazlar mevsimiydi.Güneşin baygın ışıkları yeryüzünü ısıtmak için uğraşırken,çocuklar sokaklarda balon şişirip,mantar patlatarak kurban bayramının sevincini hep birlikte paylaşmaya çalışıyorlardı. Biz de o zaman çocuk denecek kadar küçük,genç denecek kadar da büyük değildik.Kasabamızda açılan ortaokulun ikinci mezunu olmak için uğraşan ortaokul talebelerindendik.Kasabamızda bayramlar büyük bir coşkuyla kutlanırdı.Herkes kendi yaş gurubundaki kimselerle gezer,bayramın tadını çıkarırdı.Çocuklar kapı kapı dolaşarak kasabada bayramlaşmadık ev bırakmazlar,akşama kadar birer torba şeker toplarlardı. Bayramın üçüncü günüydü.Biz de kasabamızın ortasından geçen İzmir asfaltının üzerinde arkadaşlarla geziyorduk.Karşımızdan bir gezi otobüsünün geldiğini gördük.Dikkatimizi çeken,otobüsün flaması idi.Flamada şu yazılıydı. ''10 Kasım ve Atatürk Gezisi,Erenköy Kız Lisesi''.Araba Kasabamızın ortasında bulunan Atatürk heykelinin önünde durdu.İ&ccedi... Devamı

camila vallejo... şili rüzgarı...

2011-09-20 21:13:00

The butterfly: (KELEBEK) Kelebek gibiyim Mumun etrafında uçan Kanatlarım yansa bile Nöbetteyim daima   The butterfly: Ajáy!, i'm as the butterfly, Ajáy!, i'm as the butterfly, Ajáy!, who flies around the candle, Ajáy!, who flies around the candle, Ajáy!, even if i burn my wings, Ajáy!, i'm always on guard, Ajáy!, im as the butterfly, like a butterfly, which flies away i have my cupids, occasionally like a butterfly, which flies away occasionally, yes, the butterfly has its cupids, anything from that is beautiful and precious!, the butterfly.     Vallejo dış görünüşüyle ilgili söylenenlere şöyle cevap verdi: “Güzelliğin bir avantaj olduğunu kabul etmelisiniz. Bunu bir kompliman olarak değerlendiriyorum; ilkin dış görünüşüm yüzünden söylediklerime kulak kabartıyor olsalar da, sonrasında onlara fikirlerden bahsediyorum. Tarihsel kökenleri böylesine derin bir hareket, bu denli yapay tanımlarla betimlenemez.”   MACCHU-PİCCHU’NUN DORUKLARI    (XI)  (Seçme) Karman çorman tantananın,  Taş gecenin ortasına,bırak;  Bırak daldırayım, ellerimi.  Bırak.  Unutulmuşun koca yüreği:  Bir kuş gibi çırpınsın bende,  Bir kuş gibi,  Bin yıldır tutsak!  Ko, bugün unutayım,  Bu bahtiyarlığı;  Bu, denizden daha engin olan,  Çünkü:  Denizden ve adalardan da  Engindir insan.  Çünkü:  Bir kuyuya düşer gibi,  Düşmek gerek ona,  İnsana;  Batık gerçeklere,  Sırlı bir su dalına tutunarak,  Çıkmak için:  Uçurumdan. Pablo NERUDA... Devamı

SPARTALI ... (antik çağda kadınlar -4)

2011-09-18 22:16:00

300 - Zajdi zajdi asomdey     yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar Facebook: Yorumokuyorum Blogcu     Gorgo (Γοργώ) Sparta Kralı 1. Cleomenes (MÖ 520 ila MÖ 490 arasında hüküm sürmüştür)'in tek çocuğu ve kızıdır. Termofil Savaşında savaşıp ölen Kral I. Leonidas'ın karısıdır. Gorgo, Herodot tarafından anılan çok az sayıdaki kadın tarihi kişilikten biridir. Siyasi kabiliyeti ve bilgeliğiyle dikkat çeker. 3 farklı Sparta kralının kızı, eşi ve annesi olan tek kadındır. Doğum tarihi kesin olarak belli olmamakla beraber MÖ 510 ila MÖ 506 yılları arasında olması muhtemeldir. Kraliçe Gorgo özelinde Spartalı kadınlar hakkında birçok bilgiye sahip olabilmekteyiz. Bunlardan bir tanesi toplumda Spartalı kadınların sağlıklı evlatlar verdikleri için el üstünde tutulduklarıdır. Ayrıca Sparta erkeklerinin uzun süren askeri seferler yüzünden evlerinden uzak kalmalarından dolayı ailenin mali işleri dahil tüm işleri Spartalı kadınlar idare etmekte olması dönemsel olarak çok önemlidir. Bu durum Japon asil kadınlarının durumlarına benzemektedir. Sparta kadınları babalarından veya eşlerinden toprak veya servet miras alabilirlerdi, bu uygulama Atina site devleti dahil olmak üzere zamanın birçok toplumları için düşünülemez bir durumdur. http://tr.wikipedia.org/wiki/Gorgo_%28Sparta_Krali%C3%A7esi%29   ... Devamı

köle... fahişe... (antik çağda kadınlar-3)

2011-09-16 21:42:00

    yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar Facebook: Yorumokuyorum Blogcu       Dünyanın en eski köleliği fahişelik   Dünyanın en eski "mesleği" olduğunu söylemenin adet olduğu fahişelik, elbette en eski meslek değildir, hatta meslek olduğu bile iyice tartışmalıdır, çünkü ancak tarımsal, yerleşik toplumların ortaya çıkmasından sonra görülmüştür ve başlangıcında "kutsal bir görev" olarak ortaya çıkmıştır. "Tarihin Babası" Bodrumlu (Halikarnassos) Herodotos'un aktardığı üzere, "kutsal fahişelik" ilk Mezopotamya kültürlerine kadar geri giden başlangıç döneminde ve MÖ 6. yüzyıldan itibaren belirdiği Eski Yunan'da verimlilik tapınılarına bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Rahipler ve rahibeler, toprağın verimliliğini harekete geçirmek üzere birleşmek durumundaydılar. Ama uygulama çabucak gelişti. Tanrılara kurban verme adeti nakdi ödentilere dönüşürken, kutsal fahişelik de dinsel kurumlara gelir getiren bir yapıya ulaştı ve bu arada dindışı bir fahişelik de oluştu. Kutsal görev Kutsal fahişeliğe bütün tarımsal kültürlerde rastlanmaktadır. Örneğin Hint kayıtları, MS 6. yüzyıldan itibaren bunlardan söz etmeye başlamıştır. Bunlara devadasi denilmektedir (Hintçenin deva:tanrı ve dasi:hizmet kelimelerinden tanrının hizmetkarı). Bunla... Devamı

HETAERA... (antik çağda kadınlar-2)

2011-09-14 21:20:00

      yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar Facebook: Yorumokuyorum Blogcu     "We have hetaerae for pleasure, pallakae to care for our daily body’s needs and gynaekes to bear us legitimate children and to be faithful guardians of our households." Demosthenes     TOMBS OF THE HETAERAE Eski Yunan Cariyelerin Mezarları Uzun saçlarının içinde yatarlar ve kahverengi yüzler çok önceden kendi içlerine çekildiler. Sanki çok büyük bir uzaklığın önündeymiş gibi, kapalı gözler. İskeletler, ağızlar, çiçekler. Ağızların içinde, cep satrancının adamları gibi sıra sıra dizilmiş parlak dişler. Ve çiçekler, sarı inciler, narin kemikler, eller ve gömlekler, buruşmuş kalbin üstünde çürüyen yün bez. Fakat orada, altında o yüzüklerin, altında muskaların ve mücevherlerin ve mavi gözler gibi kıymetli taşların (hatıraları aşıkların) , hâla ortadadır cinsiyeti sessiz yeraltı türbesinin, çiçek petalleriyle dolmuş kemerli çatısına kadar. Ve tekrar sarı inciler, gevşetilmiş ve dağıtılmış, kendilerine ait ateşe verilmiş kilden kaplar üzerinde bir zamanlar boyanmış portreler, parfüm kavanozlarının çiçekler gibi kokan yeşil parçaları, ve imajları mihraplarının üzerinde oturan küçük ev-halkı tanrıları... Devamı

EUERGETES ... (antik çağ kadınları-1)

2011-09-12 20:51:00

      yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar Facebook: Yorumokuyorum Blogcu     KYZİKOS'LU BİR KADIN EUERGETES : KRALİÇE APOLLONİS Hüseyin Üreten   Diğer bir deyişle topluma bu şekilde (gönüllü olarak) hizmet eden kişilere 'hayırsever' anlamında euergetes, yapılan işe ise euergesia denilmektedir. Nitekim, eski bir Grek sistemi olan leitourgia sisteminden doğan euergetes fenomeni; ancak zenginlik, güç ve statü gibi kavramlarla eş değer olarak açıklanabilmektedir.   Tamamı     Opramoas     Antik yönetim sistemi içinde kamusal ve bürokratik hayatın izlerliğini sağlayan birimlerin yöneticiliğini kentin zengin tabakasından kişilerin yapması bir zorunluluktu. Bu kişi herhangi bir mevki için belli bir miktar para öder, mevkisinin getirmiş olduğu maaş hakkını kullanmaz, aksine mevkisinin getirdiği mali yükümlülükleri bizzat kendisi karşılardı. Çünkü bu görev kendisi için bir onurdu. Bu tür görevlere leiturgia (λειτουργία) adı veriliyordu. Ama kimi zaman mevkinin getirdiği maddi sınır aşılıyor, mevki sahibi kişi zor zamanlarda maddi-manevi her türlü iyiliği yapıyordu. Bu durumda da gönüllü olma ön plana çıkıyordu. Bu işleri yapan kişiler euergetes (εὐεργ... Devamı

Au hasard Balthazar - R.Bresson

2011-09-10 21:05:00

  yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar Facebook: Yorumokuyorum Blogcu     Robert Bresson 25 Eylül 1901'de Fransa'da, Auvergne'de doğdu. Aslında ressam ve fotoğrafçı olan yönetmen, 30'lu yıllarda film alanında bazı deneyimler kazandı. İlk konulu film denemesini 1943 yılında gerçekleştirdi. Kendi özgün üslubunu, o gün bu yana çevirdiği çoğu edebiyat uyarlaması filmlerle oluşturdu. Erdem, masumiyet ve suç, ölüm - özellikle intihar -, tinsel açıdan yeniden yaradılış ve çürüyüş temalarında tutkulu ısrarı, pek çok ödüle sahip bu sinema ustasını, saygı duyulan, ancak popüler olmayan bir yönetmen konumuna getirdi.18 Aralık 1999' da öldü. http://tr.wikipedia.org/wiki/Robert_Bresson     Robert Bresson Sineması ve Au Hasard Balthazar Robert Bresson dünya sinemasında çok özel yere sahip bir yönetmendir. Fransız sinemasında, aynı dönemlerde ürün verdiği Fransız Yeni Dalgası yönetmenlerinden farklı bir yerde, kendisine has ve tek başına ancak kategorize edilebilecek özel bir yerde durur. Yarattığı çok özel stille kendisinden sonra gelen birçok yönetmene örnek olmuştur. Sinemayla ilgilenen çoğu insanın adını bile duyunca saygı göstermesine karşılık, filmlerinin, sinema eleştirmenleri tarafından dahi çok bilindiğini söyleyemeyiz. Toplam 14 filminin birk... Devamı

yeşildi gözleri... ZABİTAN -2

2011-09-08 20:30:00

  Sertab Erener - Ah Bir Ataş Ver (Biriz Konseri) SertabFanClub     yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar Facebook: Yorumokuyorum Blogcu   Yıl 1953... 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece saat 02:10... Akdeniz'deki NATO tatbikatından dönen Dumlupınar denizaltısı, Çanakkale boğazı Nara Burnu açıklarında, Naboland adlı bir İsveç yük gemisiyle çarpıştı . Çarpışmanın şiddetiyle Dumlupınar'ın güvertesinde bulunan 8 kişi denize düştü. 8 kişiden 2 si pervaneye takılarak, biri boğularak yaşamını yitirdi. Olay yerine ilk olarak Gümrük Motoru geldi. Denizaltı öylesine hızlı batmıştı ki geminin içindeki 81 kişiden yalnızca 22'si torpido dairesine sığınabilmişti. Burada mahsur kalan 22 kişi battı şamandırasını su yüzüne fırlattılar. Güneşin doğmasıyla birlikte civarda dolaşan balıkçı tekneleri tarafından şamandıra görüldü. Gümrük Motoru derhal şamandıranın yanına geldi. Gümrük Motorunun ikinci çarkçısı Selim Yoludüz, şamandıradaki ahizeyi kaldırarak ve "Alo" diyerek cevap bekledi. Denizaltıdan cevap veren Astsubay Selami Özben; elektriğin kesik olduğunu, geminin sancak tarafına 15 derece yatık olduğunu, torpido dairesinde 22 kişi olduklarını bildirdi. Selim Yoludüz, Kurtaran gemisinin geleceğini söyledi. Saat 11:00 sularında Kurtaran olay yerine geldi. Sağ kalan 22 ki... Devamı

resneli niyazi... (ZABİTAN -1)

2011-09-06 21:04:00

   1913 yılı Nisan ayının 29’unda, yani 95 yıl önce Arnavutluk’un Avlonya limanına 8 kişi geldi. Sivil giyimliydiler. İstanbul’a kalkacak vapuru bekliyorlardı. İçlerinden biri bilet almaya gitmişti. Tam bu sırada üç el silah patladığı duyuldu. İki kişi yere yuvarlandı. Birkaç el daha ateş edildiği görüldü. Herkes kaçışmıştı. Orada bulunanlar, kırçıllı bir paltonun içindeki sivil giyimli şahsı zar zor tanıdılar. Bu, Resneli Niyazi Bey idi. Öldürülme sebebi karanlıkta kalması ve kendi koruması tarafından vurulması nedeniyle "Ne Şehittir Ne de Gazi, Pisi Pisine Gitti Niyazi" deyimi Türk milletinin hafızasına kazınmıştır... http://tr.wikipedia.org/wiki/Resneli_Niyazi_Bey   Resneli Niyazi Bey veya Ahmet Niyazi Bey 1873 yılında bugün Makedonya sınırları içerisinde kalan Manastır yakınlarındaki Resne kasabasında doğmuştur. Bu nedenle Resneli Niyazi Bey olarak anılır. İttihat ve Terakki'nin önde gelen isimlerinden olup II. Meşrutiyet'in ilanına yol açan ayaklanmanın lideri olarak ve 1897 deki Türk-Yunan savaşındaki başarılarından dolayı ün yaptı. II. Abdülhamit’in Meşrutiyeti ilan etmek zorunda kalmasından sonra döndüğü Selanik’te “Hürriyet kahramanı” olarak karşılandı. 17 Nisan 1913'te Arnavutluk'un Avlonya limanında İstanbul'a gitmek üzereyken İttihat ve Terakki Fırkası'nın kendisine gönderdiği koruması tarafından öldürüldü.[1]   Hem Meşrutiyet hem de 31 Mart sırasında İstanbul’a gelen kuvvetlerin içerisinde Niyazi Bey en önde gidenler arasındaydı. Başındaki şapkanın üzerinde “Vatan Fedaisi” yazmaktaydı. Türk-Yunan savasında gösterdiği başarı ve esir aldığı Rum askerlerinden dolayı kendisine “padişah yaver... Devamı

hürriyet kasidesi ... bir hazin hürriyet

2011-09-04 14:46:00

Namık Kemal'in en kuvvetli şiirlerinden biri olan Vatan / Hürriyet Kasidesi'nin asıl adı, Beslet-i Osmaniyye ve Hamiyyet-i İnsaniyye'dir. Besâlet Kasidesi, Kaside-i Besâlet diye de anılır.   1867 yılında, Abdülaziz'in baskı yönetiminden kurtulmanın özlemini çeken bazı aydınlar, "Genç Osmanlılar Cemiyeti"ni kurmuşlardı. Namık Kemal'in de içinde bulunduğu bu cemiyet, "meşrutiyet"i gerçekleştirmek amacıyla çalışmaya başlamıştı. Ancak çok geçmeden Genç Osmanlılar, Avrupa'ya kaçmak zorunda kalmışlar, Fransa'ya gittikten bir süre sonra İngiltere'ye geçerek Londra'da "Hürriyet" gazetesini çıkarmışlar, özlemlerini çektikleri düşünceleri İstanbul'da duyurmaya başlamışlardı. Namık Kemal'in aşağıda okuyacağınız "Hürriyet Kasidesi", onun "hükümet kapısı"ndan ayrıldığı ve Avrupa'ya gittiği dönemde yazılmış olabilir. Bu şiir, bir bakıma yazıldığı dönemde, Namık Kemal gibi aydınların öncülük ettiği çağdaş düşüncelerini anlatan bir şiir sayılır. Burada o güne kadar üzerinde çok az durulan "yurt", "yurtseverlik", "hürriyet" gibi kavramlarla birtakım "toplumla ilgili düşünceler" ve "kişisel erdemler" dile getiriliyor; Yurdun mutlu yarınları için "halka hizmet" ve "doğruluk", başta gelir. Millet için fedâkarlık, erdemlerin en üstünüdür. Millî birlik ve düşünce hürriyeti ile bütün güçlükler yenilebilir. Yüce yaratılışlı bir millet olarak da bunları daha kolay yapabiliriz. Kasidenin son beyitlerinde bu düşünceler yanında "hürriyet" ve "hü... Devamı

sırada(N) faşizm...

2011-09-22 22:30:00

HER ŞEYE TIPATIP UYAN VE HER ŞEYİ ÇOKTAN BİLENLERİN ŞARKISI bir şey yapılması gerektiğini ve de hemen çoktan biliyoruz ama daha erken olduğunu bir şey yapmak için ama artık geç olduğunu bir şey daha yapmak için çoktan biliyoruz ve işlerimizin yolunda olduğunu ve bunun böyle süreceğini ve bunun anlamı olmadığını çoktan biliyoruz ve suçlu olduğumuzu ve suçlu oluşumuzda bir suçumuz olmadığını ve elimizden bir şey gelmeyişinde suçlu olduğumuzu ve bunun bize yettiğini çoktan biliyoruz ve belki de ağzımızı tutmanın daha iyi olacağını ve ağzımızı tutmayacağımızı çoktan biliyoruz çoktan biliyoruz ve kimseye yardım edemiyeceğimizi ve bize kimsenin yardım etmeyeceğini çoktan biliyoruz ve yetenekli olduğumuzu ve hiç ve gene hiç arasında seçme yapabileceğimizi ve bu sorunu temelden incelememiz gerektiğini ve çaya iki tane şeker attığımızı çoktan biliyoruz ve baskıya karşı olduğumuzu ve sigaraların pahalılaştığını çoktan biliyoruz ve her seferinde bir şeyin olacağını önceden kestirdiğimizi ve her seferinde haklı çıkacağımızı ve bundan bir şey çıkmayacağını çoktan biliyoruz ve her şeyin yalan olduğunu çoktan biliyoruz ve bir şeyi atlatmanın her şey değilde hiçbir şey olduğunu çoktan biliyoruz ve bizim bunu atlatacağımızı çoktan biliyoruz ve bütün bunların yeni olmadığını ve yaşamanın güzel olduğunu ve bunun her şey olduğunu çoktan biliyoruz çoktan biliyoruz çoktan biliyoruz ve bunu çoktan bildiğimizi çoktan biliyoruz. Hans Magnus ENZENSBERGER Çev... Devamı

hoşgeldin bebek... (afrika, açlık, ÖLÜM)

2011-08-01 20:37:00

    yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar Facebook: Yorumokuyorum Blogcu     hoş geldin bebek yaşama sırası sende senin yolunu gözlüyor kuşpalazı boğmaca kara çiçek sıtma ince hastalık yürek enfarktı kanser filan işsizlik açlık filan .... N.Hikmet     Doğu Afrika’da “Açlık ve Kuraklık”: Bu Neyin Krizi? ….. Oysa bugün Afrika halkları, Avrupa’da “kemer sıkmak” olarak adlandırılan politikaları, tek sözcükle “boğazlanmak” olarak deneyimliyor. Tüm kıtaya yayılan etnik, dinsel, kabilesel çatışmalar, iç savaşlar, batı destekli kukla rejimler, diktatörlükler ve giderek yaygınlaşan direnişler, isyanlar arasında, kıtada tam bir yeni sömürgeleştirme ve paylaşım kavgası hüküm sürmekte. Dünya Bankası ve IMF’nin “yeni” Afrika stratejileri, uluslararası bankalar, “paranın zalim efendileri” olarak da anılan Hedge fonları, hep güçlüden yana işleyen piyasa mekanizmaları ve uluslararası şirketler vasıtasıyla, tüm Afrika küresel piyasaların ihtiyaçları doğrultusunda büyük bir kıta-çiftliğe dönüştürülerek yeniden yapılandırılıyor. Kaynakların sömürüsü ve talanı sınırsızca devam etmekte. “Aç Afrika”nın ekilebilir arazileri bir yanda hızla küresel şirketler tarafından (dünya piyasası... Devamı

şarkılarla LORCA...

2011-08-29 21:04:00

  yorumlamak için yorumOKUyorum yorumlamadan önce filmler/yönetmenler (movies) şarkılar/hikayeler (Songs) şiirler/şairler (poems) müzik dinle (listen to music) diğer tüm yazılar Facebook: Yorumokuyorum Blogcu     Livaneli atlı-cordoba   Atlının Türküsü (Turkish) ay kocaman at kara torbamda zeytin kara bilirimde yolları varamam kardoba' ya ova geçtim yel geçtim ay kırmızı at kara ölüm gözler yolumu kardoba surlarında yola baktım yol uzun canım atım canım atım etme eyleme ölüm varmadan kardobaya Spanish: córdoba. lejana y sola. jaca negra, luna grande, y aceitunas en mi alforja. aunque sepa los caminos yo nunca llegaré a córdoba. por el llano, por el viento, jaca negra, luna roja. la muerte me está mirando desde las torres de córdoba. ¡ay qué camino tan largo! ¡ay mi jaca valerosa! ¡ay que la muerte me espera, antes de llegar a córdoba! córdoba. lejana y sola. Impresiones y paisajes (Impressions and Landscapes, 1918) Poema del cante jondo (Poem of Deep Song, 1921) Libro de poemas Book of Poem, 1921) Oda a Salvador Dali (Ode to Salvador Dalí, 1926) Canción de jinete (Songs, 1927) Primer romancero gitano (Gypsy Ballads, 1928) Poeta en Nueva York (A Poet in New York, ) Llanto por Ignacio Sánchez Mejías (Lament for Ignacio Sánchez Mejías, 1935) Seis poemas gallegos (Six Galician poems, 1935) Diván del Tamarit (The Diván of Tamarit, 1936) Sonetos del amor oscuro (Sonnets of D... Devamı