Somut Şiir (1)... (Bir sözlükte kitap adları-B.Necatigil)

2010-05-16 01:01:00

 

 

Şiirde Somut ve Soyut Arayışlar Üzerine Bir Deneme…

Filiz Bedük

(…)

“Somut şiir, ismini 1950’lerin başında almıştır. Kapalı, uluslararası, taklitçi olmayan ve dilin maddesel özelliklerinden (kelimelerin sözel, işitsel ve görsel maddeselliğinden) doğan dil temelli bir sanat biçimidir. Tek başına harflerin grafiksel biçimleri, bir kitap sayfasının beyaz boşlukları, harflerin birbirine karşı düzenlemeleri, okuma alışkanlıklarının değişimi, bir yüzey üzerinde harflerin ve kelimelerin beraber yaratabilecekleri olasılıklar, sözdizimi ve metaforun gözardı edilmesi, dilin maddesiyle dilin kurallarına karşı duran özgür bir oyun- bu, okuyucunun tamamen yeni bir algılama tavrı edinmesini gerektirir. Alışılmış soldan sağa okuma işe yaramayacaktır, olağan cümleler yoktur, sıralama yoktur, kelimeler tam bile değildir- okuyucunun kendisi üretken hale gelmeli, düzenlemeler keşfetmeli, kelimelerin ikili anlamlarını belirlemeli ve sunulan dilsel maddeyle kendi tarihini geliştirebilmelidir.”(4)

“Görsel şiir, görsel sanat ve edebiyat, resim ve metin, mecazi ve semantik öğeler arasındaki değişken ilişkidir; her iki sanat biçiminin bir ara alandaki bağlantısıdır; çevreden gelen herhangi bir iletişim biçimine karşı duyusal bir tepkidir; farklı hayali realizm çeşitlemeleri tarafından mantıklı bir dilin akla uygun bütün olanaklarında ve kanıt oluşturmak için kullanılan kolaj, kavramsal sanat, somut sanata dair önemli tanımalar için bir haznedir.”(5)

(…)

Görsel şiiri savunanlar bu tür şiirin resim olmadığını ancak resimde kullanılan bazı küçük çaplı tekniklerin kullanılamayacağı anlamına gelmediğini söylemektedir. Genel olarak görsel/resim şiirde harfler birim olarak kabul ediliyor ve bir anlamda şiirin bütününün görüntüsünü verecek şekilde harfler, sözcükler, kağıt üzerinde boşluğa yerleştiriliyor. Augusto De Campos, yayınladığı “Somut Şiir Manifestosu”nda (7) bu biçimsel birimi dize olan geleneksel yapıyı ortadan kaldırmaya çalışan yeni şiirsel hareketin, temelinde
Mallarmé (Bir Zar Atımı, 1897) , Joyce (Finnegans Wake) , Pound (Kantolar, İdeogramlar) , Cummings ve ikincil düzlemde Apollinaire (Kaligramlar) ve de fütürist ve dadacıların deneysel ataklarının olduğunu söylemektedir.

Şiirimizde görsel şiirin gelişimine paralel olarak T.Günersel, B.Necatigil, C.Süreya gibi pek çok şairimiz, bu yeni akımı benimseyerek bu türde denemeler yapmıştır.

Öncülerden biri olan Nazım Hikmet’in, 1929 yılında yayınladığı 835 Satır’daki şiirlerini örnek gösterebiliriz. Buradaki şiirler, biçim ve öz açısından, eskilerden çok farklıdır. Böylece yeni bir uyak anlayışı ve kırık dizeler edebiyatımıza girmiştir. 835 Satır' daki kimi şiirlerin dizelerinin farklı puntolarla yazılmasını, somut şiirin bir özelliği olarak kabul edebiliriz:

Nal sesleri sönüyor perde perde,
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!
Atlılar atlılar kızıl atlılar
atları rüzgâr kanatlılar!
Atları rüzgaâr kanat...
Atları rüzgâr...
Atları...
At.

Türk edebiyatındaki yenileşme hareketlerinin başka bir koldan başlatıcısı da Ercümend Behzad Lav olmuştur. Nazım Hikmet'in Moskova'ya gittiği yıl, Ercümend Behzad da Almanya'ya gider ve orada fütürizm, dadaizm ve gerçeküstücülük gibi yeni akımları tanıyarak yurda döner. Ercümend Behzad, somut şiir türünde ürünler de verir; şiirin adıyla biçiminin bire bir uyduğu şiirler yazar. 'Yırtık Mektup Parçaları' adlı şiir buna bir örnektir.

Türkçe’de somut şiirin en yetkin örneklerini veren şairlerimizin başında Behçet Necatigil gelir. Yüksel Pazarkaya, Kareler için şunları söyler: 'Benim anlayışıma göre, Türkiye' de somut şiire hem bu uluslararası süreci, hem de kavramı açısından bir tek sevgili Behçet Necatigil 'in Kareleri yaklaşmıştır'
Yüksel Pazarkaya da somut şiirle uğraşan şairlerimizdendir. Farklı tarzlarda somut şiirler yazan Pazarkaya, bu şiirlerini “Somut Şiir” adlı kitabında toplamış ayrıca, kitabında somut şiir konusunda bilgiler vermiştir. Bu tarzda yazdığı şiirler arasında 'Şah-taç' adlı şiir dikkat çekicidir:

şah taç
taç şah
şah taç
taç şah
şah taç
taç şah
şah taç
taç şah
şah taç
taç şah
şah taç
taç şah
şah taç
taç şah
şah taç
taç şah
şah taç
taç şah
halkaç
h aç
ha aç
hal aç
halkaç

Daha önce, 1968 yılında Stockholm'de yayımlanan Belleten adlı dergide de yer alan bu şiiriyle ilgili olarak Yüksel Pazarkaya şu yorumu yapıyor: Bu şiiri uzun yorumlamak gereksizdir, kanısındayım. Ve somut şiirin özelliği olan kolay algılanabilirliği, okumuş okumamış herkes için geçerlidir. Halkın açlığı üzerine kurulmuş bir tacın, halkı ezip pestile çevirmesi yansıtılmak isteniyor burada. (...) '

 

TAMAMI

 

 

SOMUT/GÖRSEL ŞİİR HAREKETİNE BAKIŞ/ali kozan

İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkım ve bunalımın her alanda yenilenmeyle aşılmaya çalışıldığı, modernliğin yeniden ve daha acımasızca eleştirildiği, teknolojinin, görsel iletişim araçlarının yaygınlaşmaya başladığı bir ortamda somut şiir/sanat, Brezilya’da Noigandres Grubu ile İsviçre’de şair Eugen Gomringer öncülüğünde (1952-1953) yeni ve yenilikçi bir hareket olarak gündeme geldi. Bir çok ülkede taraftar bulan harekete, en çok Brezilyalı somut şairlerin katkısı olduğunu söyleyebiliriz. 1952 yılında Augusto de Campos, Harolde de Campos ve Décio Pignatari tarafından Noigandres dergisinin kuruluşuyla, Brezilya’daki yenilenme siyaseti de çakışır. O dönemde tüm bölgeleriyle birleşmiş, güçlü ve yeni bir Brezilya yaratma fikri, halkı ve devleti ayakta tutan bir ütopya olarak toplumun tüm katmanlarına yayılmıştı. Noigandres Grubu da bu yenilenme ütopyasına, yeni bir şiir ve sanat sloganıyla katkıda bulunmuştur.

Noigandres Grubu, yeni şiir poetikalarını biri ulusal, diğeri evrensel iki temele dayandırarak oluşturdu. Bir yandan köklerini ulusal edebiyata ve şiire dayandırırken, diğer yandan somut şiirin evrensel yapısını desteklemek adına hem batı geleneğinden hem de doğu geleneğinden beslenmişti; Ezra Pound, Mallarmé, Apollinaire, Maïkovski, Joce, Homére, Dante gibi isimleri somut şiirin öncüleri olarak gündeme getirmişlerdir. Bir sentez yaratarak şiiri ve edebiyatı ileriye taşımak ideali, bu hareketin karakteristik özelliği kabul edilir. Bu tutumun amacını tabii ki somut şiir hareketine, hem ulusal hem evrensel köklere bağlanarak meşruluk kazandırma ve güç katma olduğu tespiti de yanlış olmasa gerek. Bu çabaya rağmen Depré’ye göre Brezilyan somut şiiri, estetik prensipleriyle ulusal bir şiir olarak kalmaktan kurtulamamıştır.[i][ix] Bu görüş, Noigandres Grubunun hazırladıkları antolojilerle, yaptıkları somut/görsel şiir çevirileriyle, Fransa, İsviçre, Japonya gibi ülkelerdeki somut/görsel şiir taraftarlarıyla iletişime geçmeleri ve ortak projelere imza atmalarıyla, somut/görsel şiire evrensel bir karakter verme çabaları ve katkılarını elbette gölgede bırakmamalıdır.

1953 yılında grup, Ezra Pound ile iletişime geçer ve onun eserlerinin çevirilerini yapmaya başlar. Yeni şiir üzerine ilk teorik makale 1955 yılında Noigandres’ta yayımlanır ve bir kavram olarak somut şiirden bahsedilir. Teori Augosto de Campos tarafından daha çok, edebiyatla resim ve müzik arasında bir estetik uyum olduğu fikri üzerine kurulur. Décio Pignatari, 1954-1956 yılları arasında gerçekleştirdiği Avrupa seyahati sırasında, 1955 yılında Eugen Gomringer ile karşılaşır. Gomringer “ sözcüklere dayanan cümlesiz hareketli okuma”dan bahsederken, yayımladığı manifestoda yeni şiiri, “görülen ve kullanılan ve de hafızaya imaj olarak yerleşen” şiir olarak tanımlamıştır. Bir kavram olarak ‘somut’u kullanması ise, Noigandres Grubuyla iletişime geçmesi ve bu grupla ortak olarak ‘Uluslar arası Somut Şiir Antolojisi’ni 1956 yılında hazırlamasıyla çakışır. Gomringer 1959 yılında ‘Spirale’ isimli dergide grubun şiirlerinden örnekleri yayımlayarak, somut/görsel şiirin tanınmasına da katkıda bulunmuştur. Grup üyelerinin Fransa, İsviçre, İtalya gibi ülkelerde verdikleri konferanslar, 1958 yılında Noigandres’ın dördüncü sayısında yayımlanan ‘Somut Şiir Manifestosu’nun Japonya’da Kitasono Katué, Fransa’da Pierre Garnier tarafından yayımlaması, somut şiirin ve grubun uluslar arası alanda tanınmasını sağladı. 

TAMAMI



 

şiir somut şiir ayrımında şiirin tanımına doğru

Mustafa DURAK

 

ALMANCA YAZIN TERİMLERİ SÖZLÜKLERİNDE “SOMUT ŞİİR”İN TANIMI

Arş. Gör. Umut Balcı

Yasemin Darancık

 

 

Deneysel şiir ne kadar şiir
Deneysel şiirin savunucuları, klişelerden uzaklaşarak yeni yöntemlere başvurmanın, iyi şiir yazmanın yolu olduğunu söylüyor. Ama bu türü, Batı`da eskitilmiş bir estetiğin, tekrar piyasaya sürülmesi olarak görenler de var
.

 

 

OSMANLININ GÖRSEL ŞİİRLERİ II

ŞİİR ÇİZMEK SANATI VE GEOMETRİK ŞEKİLLERDE DENGE-

Ottomans’ Visual Poems II

-The Art of “Drawing” Poems and the Balance at Geometrical Forms-

Özer ENÖDEYİCİ

 

 

ŞİİRİMİZDEKİ BAKIŞIMSIZ ŞİİRLEMELER: DİLİN GARİPLİKLERİ

Necatigil’in Kareler kitabı, çoğul okuma imkanlarını ve okuyucunun anlamlandırma performansını temel alarak gerçekleştirilmiş sentaks ve yapı parçalamalarıyla ilgili deneysel çalışmalara bir örnek teşkil eder. Konvansiyonel şiir kodlarının dışına çıkan Kareler’deki şiirlerin temel özelliği, sözcükler arası ilişkilerin merkezsizleştirilmesi, daha açıkçası sentaksın ortadan kaldırılması olmuştur. Necatigil, burada genellikle sentaksı sözcükler düzeyinde parçalama yolunu izlemiş, yer yer hece ve harf düzeyinde parçalamalara da başvurmuştur.

“Ler                      siz                    olmuyor

siz                          tek                   tek

kimse                     siz                   tek

siz                          le                     beraber.” (1996, 39)

 

GÖSTERGEBİLİM AÇISINDAN BİR ŞİİR DEGERLENDİRMESİ:

"BİR SÖZLÜKTE KİTAP ADLARI"

G. Gonca GÖKALP

 

BİR SÖZLÜKTE KİTAP ADLARI

 

Ararken                          Aşk-ı Memnu        Aşksız İnsanlar

Av                                 Avare Yıllar          Ayrı Dünya

1+1                               Bir Açıdan            Bir Ölü Evi.

 

Bozgun                          Bozgunda             Bozuk Düzen

Gölge                            Gölgeler                Gölgeleri Kullanmak

Havada Bulut                  -Yok                     Havadan Sudan

Katran                            Kişi                      Kirli Ağustos.

 

Korku                            Kuyularda             Kuyuda Yusuf

Yaban                            Yaşadıkça            Yaşamasız

Yanık Hava                    Yanardağ              Yanartaş.

 

 (Necatigil 1975: 39)

 

Yüzey yapıda ve derin yapıda, kendi içinde kesitlere ayırarak

göstergebilim açısından değerlendirmeye çalıştığımız "Bir Sözlükte Kitap

Adları" başlıklı şiirde, belirli bir anlatı temeli olmadığı ve şiirin

alışılagelmiş tematik akışa dayanmadığı; yapıtta doğrudan ileti amacı

taşıyarı bir yaklaşımın bulunmadığı; sözcükler aracılığıyla anlam olanaklarının

ve olasılıklarının araştrnld ığ ı görülmü~tür. Şiirde

metinlerarası ilişki ve bağlılaşrm aracılığıyla, görünü~te 'bir sözlükte

kitap adları' sıralanıyorsa da bunların çağrışımsal bütünlüğünün ve

biraraya geldiklerinde oluşturdukları anlam esas alınmakta; her bir

kitabın bir dünya, bir ya~am, bir anlatı taşıması gibi, her bir sözcüğün de

bir başka dünyanın kapılarını açtığı düşüncesi yaratılmaktadır. Burada

söz konusu olan kitaplar gerçekten var olan yapıtlar olduğuna göre, 'bir

sözlükten kitap adları'nı seçme ve belli bir dizge içine yerleştirme, bu

dizge aracılığıyla bir anlam oluşturma kaygısı, çabası esastır. Üstelik

seçilen kitapların içerikleri de genelolarak değerlendirildiğinde,

yapıtlarda sonuçsuz aşklarm. başıboş yılların, mutsuz birlikteliklerin,

tekdüze ve dar yaşamlarm, sıkıntılı evliliklerin, korku ve bunalımların,

hiçlik duygusunun, eriyip giden insanların işlendiği görülür. Bu, şiiri

oluşturan 'kitap'Iarın seçilişindeki anlamı bir kat daha önemli kılar.

 

TAMAMI

 

 

POST-MODERNİST ŞİİR(!)’DEKİ SEFALETİN ÇÖZÜMLEMESİ

(…)

Emperyalist kapitalizmin Şiir’deki izdüşümü olan post-modernist şiir(!), anlam’ı hiçleyen yapısıyla, imge’lerle değil saçma’larla yazılmaktadır. Anlam içermediği için bildirişim yetisi yoktur; bildirişim içermediği için dilsel değildir; dilsel olmadığı için de aslında şiir değildir!!!

Post-modernist şiir(!), kendine ve doğaya yabancılaşmış bireyin narsist mırıltılarıdır. Şairin kendisini ve okuru dönüştürme yetisinden yoksundur. Yığma saçma’ların, metinsel bütünlükten yoksun olarak yazılmasıyla oluşan post-modernist şiir(!), yabancılaşmayı oluşturan kapitalizme karşıt tavır geliştirmeyen edilgen bireyin yazdığı şiir(!)dir.

Kapitalizm, varlığını korumak ve sürdürmek için her türlü muhalif tavrı sindirmek ister. Dizgeye muhalif olan Şiir’i anlamsızlığa boğup edilginleştirerek, Şiir’in bireyi ve toplumu dönüştürme yetisini silebilmek için post-modernizm denilen, saçmalığın daniskasına işlerlik kazandırmaya çalışmaktadır. Böylece, dizgeyle uyuşan ve sömürü şartlarını kolaylaştıran, örgütsüz ve edilgen bireyler oluşturmayı amaçlamaktadır…

Bu noktada, İlhan Berk’in Yazko Edebiyat’ın 33’üncü sayısındaki söyleşisinden bir alıntı yapalım. İlhan Berk, Şiir’de anlam’a ilişkin şunları söylemektedir: “ Anlama gelince. Doğrusu asıl savaşım onun üzerinde toplanmıştır benim. Nedendir bilmiyorum, ben anlamı şiire pek yatkın bulmam. Kimi kitaplarımda onu düşman bile bilmişimdir. Anlam, sanki benim üvey evladımdır. Ama şunu da söyleyeyim; sonuçta şiir şiir ise, anlamlıdır. ”Kendi içinde çelişkili bu ifadenin sahibi olan İlhan Berk ve benzerleri, anlam’ı hiçleyen tavırlarıyla, post-modernizmin gölgesinde, bilerek ya da bilmeyerek emperyalist kapitalizmin uşaklığını yapmaktadırlar. Şiir’in post’u deliktir.

SERKAN ENGİN

 

 

957
0
0
Yorum Yaz