yılan saçlı kadın MEDUSA

2011-04-14 21:26:00


Le Radeau de la Méduse (extrait de Marie Louise)
Yükleyen oliverte76. - Özgün ve yaratıcı web videolarını izle.

 

yorumlamak için

yorumOKUyorum

yorumlamadan önce

filmler/yönetmenler (movies)

şarkılar/hikayeler (Songs)

şiirler/şairler (poems)

müzik dinle (listen to music)

diğer

tüm yazılar

Facebook: Yorumokuyorum Blogcu


 

Ufizi Sanat Galerisindeki Medusa portresi
 

Anadolu ve Mezopotamya Mitoloji ve Uygarlıklarında Kadın ~

lnsanlar, herşeyden önce ortaya çıktıkları toplumsal ve kültürel ortamın ürünüdürler. Bu nedenle, insanlığın uygarlığa geçmesiyle birlikte ortaya çıkan mitolojilerde, kadın-erkek ilişkisi, bir başka deyişle karşı cins ilişkileri ve kadının toplum içindeki yeri ve konumu, o dönemin üretim ilişkileri ve gelenek, görenek, inanç gibi kültürel yapılanmasıyla ilgilidir.

O dönemlerde ortaya çıkan mitolojilerde, tanrıların kadın ve erkek olması, bize kadının toplum içindeki statüsü konusunda önemli bir ipucu vermektedir. O dönem Demeter, Afrodit, Pyske, Atena, İsis, Hera, Arura, İştar, Nut gibi birçok kadın tanrıça bu uygarlıklarda yer alırlar. Bu mitolojilerde kadın, doğurganlığından ve insan soyunu devam ettirmesinden dolayı bereket tanrıçası olarak kutsanmıştır. Mezopotamya’da bereketin simgesi olan kadın tanrıça İştar iken, Mısır’da İsis, Yunan’da Demeter, Roma’da Venüs’tür. Görüldüğü gibi dört uygarlıkta da kadın, adları değişse de bereket tanrıçası olarak kutsanmaktadır.

Kuşkusuz kadının kutsandığı alan yalnızca bereketle de sınırlı değildir ve bilgelikte de kadına önemli bir statü verilmiştir. Mezopotamya’da bilgelik tanrıçası Nebu iken, Mısır’da Thof, Yunan’da Atena, Roma’da bu tanrıça Minerva’dır. 'Kadın, hem üretim hem de yaratma özelliğinden dolayı o dönemin sosyal ve siyasal yaşamında farklı biçimlerde ve değişik özellikleriyle etkinlik kazanmıştır. '

Bu nedenle, bu uygarlık ve mitolojilerde bereket ve bilgelik sıfatlarından başka kadına yaratıcılık tanrısı işlevi de verilmiştir. Mezopotamya’da bu Anu iken, Mısır’da Ptah, Yunan’da Demeter’dir. Ay ile özdeşleştirme sonucu kadına verilen sıfatlardan biri de ay tanrılığıdır. Yine ev içindeki işlevi ve çocukların yetiştirilmesindeki hüneri dolayısıyla kendisine çeşitli

tanrılıklar izafe edilen kadın, fiziki güzelliği dolayısıyla da mitolojilerde tanrıçalık mertebesine ulaşır. Aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit bunun bilinen yaygın örneğidir.
Çok tanrılı dinlerin egemen olduğu bu uygarlıklarda hemen her misyonun tanrıları ve tanrıçaları vardır. Konumuzu öncelikle ilgilendiren Mezopotamya’ya baktığımızda, üsttekilere ek olarak su tanrıçası Anahita, Suriye tanrıçası Atargadis, yeraltı tanrıçası Ninmah, Mari’de tapınılan tanrıça Ninni-Zaza, ekin ve yazı tanrıçası Nisaba, Elam tanrıçası Şimut bunlardan bazılarıdır.

Anaerkil toplum yapılarının egemen olduğu bu dönemden ataerkil topluma geçişle birlikte, kadınların önceki konumunu kaybettiklerini görüyoruz. Mülkiyet ilişkilerinde erkeğin başat güç haline gelmesiyle, kadın eski konumunu kaybederek tanrılıktan giderek mülk durumuna dönüşüyor. Bu aşamada, kadınların iyiliğin ve güzelliğin sembollüğünden çıkarılıp kötülüğün sembolüne dönüştürülmesi ilginçtir. Bizzat erkek tanrılar eliyle kadın, kötülüğün gelişiminin kaynağı olarak sunulur. Batı mitolojilerinde Pandora, Doğu mitolojilerinde Havva efsaneleri, kadının konumunun sarsılmasının ilginç örnekleridir. İşte kadının aleyhine gelişen bu yeni anlayış, tek tanrılı dinlerde kadının günahkâr olarak görülmesine vesile olur.

 

http://www.zurnaalemi.net/anadolu-mitolojisi/48992-anadolu-ve-mezopotamya-mitoloji-ve-uygarliklarinda-kadin.html


 


 

The three Gorgon sisters—Medusa (koruyucu), Stheno, and Euryale—were children of the ancient marine deities Phorcys (or Phorkys-DENİZ TANRISI) and his sister Ceto (or Keto), chthonic monsters from an archaic world.


 

In Greek mythology, the Gorgon (plural: Gorgons) (Greek: Γοργών or Γοργώ Gorgon/Gorgo) was a terrifying female creature. It derives from the Greek word gorgós, which means "dreadful.(KORKUNÇ)" While descriptions of Gorgons vary across Greek literature, the term commonly refers to any of three sisters who had hair of living, venomous snakes, and a horrifying gaze that turned those who beheld it to stone. Traditionally, while two of the Gorgons were immortal, Stheno (güçlü) and Euryale(uzaklarda dolaşmak), their sister Medusa was not, and was slain by the mythical hero Perseus.

http://en.wikipedia.org/wiki/Medusa


 


 

GORGO MEDUSA MİTOLOJİK EFSANESİ

  Medusa, yaşamına çok güzel bir genç kız olarak başlamıştır. O kadar güzeldir ki tanrıçaların kıskançlığını üzerinde toplamış, tanrıları da peşinde koşturmuştur. Tanrıça Athena ( Zeus'un en çok sevdiği kızı) onu çok kıskanmaktadır özellikle. Denizlerin tanrısı Poseidon ise Medusa'ya hayrandır. Başı öylesine dönmüştür ki bir gün Athena'nın tapınağında Medusa'ya zorla sahip olur.
  Bu durumu kendisi için aşağılayıcı bulan Athena, Medusa'yı gorgon yaparak cezalandırır. Çok çirkinleşmiş, saçları yılana dönüşmüştür, yüzüne bakanlar taş kesilmektedir. Medusa insan olduğu için ölümlüdür. Gorgon yapma cezasını az bulur Athena ve Perseus'la iş birliği yaparak Medusa'nın başını kestirir. Başı kesildiği anda Medusa'nın Poseidon'dan olma çocukları Pegasus ve Chrysar gövdesinden dışarı fırlarlar. Medusa'dan sıçrayan kan damlaları Libya çöllerine düşer ve birer yılana dönüşürler.
  Perseus, Medusa'nın kesik kafasını alır gider. Athena ise Medusa'nın derisini yüzüp Aegis'in markası yapar. İki damla kanını kral Erichthonius'a hediye eder. Bu iki damla kandan biri öldürücü zehirdir,diğeri ise panzehirdir, tüm hastalıklara deva olmaktadır.

http://www.didimli.com/medusa.htm


 


 

Resim ve Edebiyat İlişkisinde Kadın İmgesi:

Percy Bysshe Shelley’nin Şiirinde Medusa,

Nazım Hikmet’te Jokond

 

Özlem Uzundemir*


  

Ovid Dönüşümler (1994) adlı kitabının dördüncü bölümünde, Tanrı

Poseidon’un üç Gorgon kardeşten ölümlü olan, güzel Medusa’ya tecavüz

etmesi sonucunda Medusa’nın saçlarının Tanrıça Athena tarafından yılanlara

dönüştürüldüğünü anlatır. Ayrıca, Medusa’ya bakacak olan erkekler de taşa

dönüştürülmekle cezalandırılır. Tabii bu taşlaştırma cezası Medusa’yı da etki-

ler çünkü kadının herhangi bir erkeğe bakabilme ve onu sevebilme gücü bu

cezayla elinden alınmış olur. Kadına zorbalıkla hükmeden eril gücün temsili

olan Tanrı Poseidon yerine kadının cezalandırılması dikkat çekilmesi gereken

konulardan biridir. Bir diğeri ise cezayı verenin de dişi tanrıça olmasıdır ama

Athena ataerkil düzenin temsilcisi olduğu için bu düzene tehdit oluşturan,

cinsel anlamda güçlü kadını yok etmeyi amaçlar. Kral Polydektes, Perseus’un

annesi Danae ile evlenmek için Perseus’tan kurtulmak ister ve onu

Medusa’nın başını getirmekle görevlendirir. Bunu duyan Hermes ve Athena,

Perseus’a yardım ederler. Hermes Perseus’a kılıcını, Athena ise kalkanını

verir. Perseus Medusa’nın yüzüne bakamayacağı için kalkandaki yansıma-

sından Medusa’yı tanıyarak onu öldürür. Eleştirmenler bu olayı, Yunanca’da

adı “yok edici” anlamına gelen Perseus’un, eril güce bir tehdit oluşturan

anaerkil düzeni yıkması olarak yorumlarlar (J. B. Woolger ve R. J. Woolger

1987: 83).


 

Medusa söylencesi pek çok edebiyat ve eleştiri metnine konu olmuştur.

Sigmund Freud “Medusa’s Head” (Medusa’nın Başı) adlı makalesinde

Medusa’nın başının kesilmesinin hadım edilmekle aynı anlama geldiğini ve

bu nedenle Medusa korkusunun aslında hadım edilme korkusu olduğunu

savunur (1963: 212). Fakat bu korkunun yok olmasını sağlayacak etmenler

de vardır. Bunlardan ilki Medusa’nın yılan biçimindeki saçlarıdır. Yılanlar

Freud’a göre erkek cinsel organını temsil ettiği için Medusa heykel ya da

resimlerine bakanların hadım edilme korkusu, bu yılanları, yani penisleri fark

ettiklerinde azalır. İkinci olarak da Freud, Medusa’nın kendisine bakanları

taşa çevirme özelliğini, erkek cinsel organının sertleşmesiyle açıkladığından,

taşa çevrilen erkeklerin sertleşebilme özelliklerini fark ettiklerinde hadım


 

Uzundemir, Resim ve Edebiyat İlişkisinde Kadın İmgesi: Percy Bysshe Shelley’nin Şiirinde Medusa,…


 

edilme korkusundan vazgeçtiklerini vurgular (1963: 212). Freud’un kura-

mından da anlaşılacağı gibi Medusa korku saçan kötü kadının simgesi haline

gelmiştir. Edebiyatta da pek çok erkek yazarın metninde var olan kötü kadın

imgesi Medusa ile özdeşleştirilir. Fransız feminist yazar Hélène Cixous ise

“The Laugh of the Medusa” (Medusa’nın Gülüşü) adlı makalesinde daha

fazla sayıda kadını yazar olmaya teşvik ederken, erkek söyleminde varolan

dehşet saçan Medusa imgesinin çok yanlış yorumlandığını savunur. Cixous

Medusa’nın gözlerine bakanların, onun gözlerinde kadının öldürücü gücünün

aksine, güzelliğini ve gülüşünü fark edeceklerini söyler (1997: 355).


 

Shelley’nin şiirinde göndermede bulunduğu Medusa figürü, Cixous’un karşı

çıktığı dehşet saçan Medusa imgesini yansıtır. Önceleri Leonardo da Vinci’ye

atfedilen, daha sonra kimliği belli olmayan bir İtalyan ressam tarafından

yapıldığı düşünülen, Uffizi Sanat Galerisindeki Medusa portresi, söylencedeki

kafası kesilmiş, yılan saçlı kadını resmeder. Resimdeki kadın alışılageldik

portrelerdeki gibi resme bakanlara değil gökyüzüne bakmaktadır. Ressamın

ve dolayısıyla resmi betimleyen Shelley’nin, Medusa’yı yerde yatarak gökyü-

zünü izler biçimde göstermelerinin amacı, Medusa’nın ölümcül bakışlarını

kendisine bakacak olanlardan gizlemektir (Scott 1996: 327). Resimde ilk

dikkati çeken nokta, Medusa’nın kafasındaki hareket halindeymiş gibi göste-

rilen yılanların, Medusa’nın yüzündeki donuk ifadeyle karşıtlık oluşturmasıdır

(Scott 1996: 327). Yılanlar, resmin sol üst kısmındaki yarasa ile sağ alt köşe-

sindeki kurbağa, ölü kadının aksine, yaşamı simgelemekte ve resme bakacak

olanların yerine kadının gözlerine bakmaktadırlar.


 

Shelley yerde yatarak karanlık gökyüzüne bakmakta olan Medusa’yı çelişkili

ifadeler kullanarak betimler: resimde hem dehşet hem de güzellik vardır.

Kadının dudaklarındaki ve gözlerindeki güzelliği ölümcül bakışlar gölgele-

mektedir. Böylece Shelley, söylenceyi kullanarak güzel kadının nasıl korkunç

bir yaratığa dönüştürüldüğünü göstermeye çalışır. Çoğu şiirde kullanılan

“gaze”, yani bakmak sözcüğü, sanat yapıtına bakan erkeği ifade ettiği halde

bu şiirde bakan kişi resimdeki Medusa figürüdür. Heffernan bu sözcüğün

Carol Jacobs gibi pek çok eleştirmen tarafından resme bakan kişi, ressam,

şair ve hatta okur olarak yanlış yorumlandığını, aslında bakan kişinin

Medusa olduğunu savunur (1993: 121) çünkü şiir “it lieth gazing” (Shelley

1970: 582), yani “o bakarak uzanmaktadır” diye başlar. İngilizce’deki “it”

adılı nesneler için kullanıldığından, şiirde betimlenen nesne de resim oldu-

ğundan, bu şiirde kadın imge etken, yani bakan kişi konumuna dönüştürül-

müş gibi görünmektedir. Shelley ikinci kıtada bu sözcüğü yineleyerek çelişkili

anlamlar yaratmayı sürdürür. Söylenceye göre Medusa’ya bakanlar taş kesi-

lir. Shelley söylenceye göndermede bulunarak “Ama korkudan çok zarafettir

/ bakanın ruhunu taşlaştıran” (1970: 582) der. Bazı eleştirmenler taşlaşan


 

bilig, Güz / 2009, Sayı 51


 

kişinin portreye, yani Medusa’ya, bakan kişiler olduğunu düşünse de, ardı

ardına iki kıtada da tekrar edilen “bakmak” fiili, eğer ilk kıtada Medusa’ya

göndermede bulunuyorsa bu kıtada da öyle olmalıdır. Heffernan da böyle

düşündüğünden aslında kadının kendine bakanları değil kendi ruhunu taş-

laştırdığını söyler (1993: 122) çünkü Medusa’nın cezası kimsenin kendisine

bakamaması ve dolayısıyla sevememesidir. Bu dizelerin devamında da

Shelley, Medusa’nın yüz hatlarından söz ederek kadının “melodik renkli

güzelliğinin / acı ve karanlığın aksine / melodiyi insanlaştırıp uyum sağla-

dı”ğını (1970: 582) vurgular. Başka bir deyişle, güzel Medusa cezası nede-

niyle korku saçsa da Shelley’nin betimlemesindeki çelişkili ifadeler sayesinde

insancıl bir boyut kazanır. Shelley burada kullandığı melodi ve renk sözcükle-

riyle müzik ve resim sanatlarını bir araya getirerek “resmin şiir kuramında

geleneksel olarak temsil ettiği mimetik-temsilî değerleri kırar. Müzik – bura-

daki deyimiyle ‘melodi’ – temsilî bir sanat değildir” (Şengel 2002: 41).


 

Shelley üçüncü kıtada Medusa’nın yılan biçimindeki saçlarını betimlerken

kullandığı “kıvrılmak” (1970: 583) ve “akmak” (1970: 583) gibi yılana özgü

eylemlerle, durağan resme hareket hissi katar. Yılanlar adeta Medusa’nın

çektiği acıları anlatmaktadır. Heffernan’a göre, yılanlar yaşam belirtisi oldu-

ğundan, bu şiirde kullanılan “güzel” ve “korkunç” gibi çelişkili ifadelerin

temelinde yaşam-ölüm ikilemi yatmaktadır (1993: 123). Shelley dördüncü

kıtayı Medusa’nın kopmuş başı etrafındaki hayvanları betimlemeye ayırır.

Başın hemen yanındaki bir taşın üzerinde duran zehirli bir kertenkele

Medusa’nın gözlerine bakmaktadır. Mağaradan uçup gelen yarasa

Medusa’ya yaklaşmaktadır. Bu hayvanların betimlemesinde de Shelley hare-

ket bildiren fiilleri seçerek ölümü temsil eden Medusa’ya bir karşıtlık oluştur-

mayı amaçlar.


 

Son kıtada daha önce kullanılan güzellik ve dehşeti bir arada barındıran

karşıtlık içeren ifadeler ve ilk kıtadaki Medusa’nın göğe bakan betimlemesi

tekrar edilir. Hem resimde hem de şiirde Medusa’nın bakışlarının resme ba-

kanlara değil de gökyüzüne çevrilmiş olarak gösterilmesi, Freud’un kuramını

doğrular gibi erkeğin kadına bakma korkusu nedeniyle kadının

edilgenleştirilmesinin altını çizmektedir. Şiirdeki önemli bir fark, Shelley’nin

şimdiye kadar bir nesne olarak sözünü ettiği resimdeki kadın kafasını, son

kıtada “kadın” sözcüğünü kullanarak tanımlamasıdır. Böylece Shelley betim-

lediği nesne, yani resimdeki figürün, insani boyutunu anımsar/anımsatır

(Jacobs 1985: 173). Bu kıtada sözü edilen resimde de görülen buğulu ortam,

Shelley’e göre karşıtlık içeren “güzellik ve dehşetin aynası” (1970: 583) gibi-

dir. Alıntıda kullanılan ayna sözcüğü, sanattaki gerçekçiliğe olduğu kadar

Perseus’un, Medusa’nın bakışlarından korunmak için kullandığı ve

236

Uzundemir, Resim ve Edebiyat İlişkisinde Kadın İmgesi: Percy Bysshe Shelley’nin Şiirinde Medusa,…

Medusa’nın yansımasını gördüğü kalkana da bir göndermedir (Hollander

1990: 133).


 

TAMAMI

 


 

Songtext dead can dance - medusa


When all you have left are your memories
And diamonds and pearls for company
I'll be sailing to St. Lucia on the ocean breeze
With the moon and my scars for company


In your bedroom you keep an iron cage
Where a blackbird sings her freedom song
For you know the true value of keeping slaves
They sing the saddest of sonsg


Medusa you robbed me of my youth
Abandoned me on the tropic of solitude
Seducer of the shipwrecked and forlorn
You told me to undress
Then crowned my head with thorns


Medusa you robbed me of my youth
Abandoned me on the tropic of solitude
Seducer of the shipwrecked and forlorn
You told me to get dressed
Then turned my heart to stone

 

513
0
0
Yorum Yaz